8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Gezegen Yayınları Sayfa 65
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben sizin Sosyal Bilimler öğretmeniniz. Bugün Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersimizdeki bu güzel konuyu birlikte inceleyeceğiz. Gönderdiğiniz görseldeki etkinlikleri ve soruları gelin hep birlikte, adım adım anlayarak çözelim.
Soru 1: “Düşünelim” Bölümü
“Can güvenliği” ifadesi sizde neler çağrıştırıyor? Arkadaşlarınızla konuşunuz.
Sevgili çocuklar, bu soru aslında hepimizin hayatının ne kadar değerli olduğunu ve bu değeri korumak için nelerin gerektiğini düşünmemizi istiyor. Gelin birlikte beyin fırtınası yapalım.
Adım 1: “Can güvenliği” ne demek?
En basit haliyle, can güvenliği; hayatımızın tehlikede olmaması, kendimizi fiziksel olarak emniyette hissetmemiz demektir. Yani, kimsenin bize zarar vermeyeceğinden, hayatımızı tehlikeye atacak bir durumla karşılaşmayacağımızdan emin olmak demektir.
Adım 2: Günlük hayattan örnekler düşünelim.
“Can güvenliği” deyince aklımıza neler geliyor?
- Okula gelip giderken trafik ışıklarına uymak, karşıdan karşıya geçerken dikkatli olmak. Çünkü trafik kuralları can güvenliğimiz içindir.
- Evimizin kapısını kilitlemek, tanımadığımız kişilere kapıyı açmamak.
- Hastaneler, doktorlar, hemşireler… Hastalandığımızda sağlığımızı, yani canımızı korumak için varlar.
- Polisler ve askerler, toplumun huzurunu ve güvenliğini sağlayarak can güvenliğimize katkıda bulunurlar.
- Birbirimizle kavga etmemek, kimseye vurmamak, şiddetten uzak durmak da birbirimizin can güvenliğine saygı duymaktır.
Adım 3: Sonuç ve Değerlendirme
Gördüğünüz gibi “can güvenliği” sadece büyük tehlikelerden korunmak değil, aynı zamanda günlük hayatımızdaki en temel hakkımızdır. Yaşama hakkı, tüm hakların en başında gelir. Çünkü hayatta olmazsak diğer haklarımızı (eğitim, sağlık, oyun vb.) kullanamayız. Bu yüzden hem kendi can güvenliğimize dikkat etmeli hem de başkalarının can güvenliğine saygı göstermeliyiz.
Soru 2: “Etkinlik” Bölümü
“…Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur…” (Maide suresi, 32. ayet.)
Yukarıdaki ayeti, canın korunması ilkesi açısından arkadaşlarınızla değerlendiriniz.
Çocuklar, bu ayet bize İslam dininin insan hayatına ne kadar büyük bir önem verdiğini çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Gelin bu güzel ayetin bize ne anlatmak istediğine bakalım.
Adım 1: Ayetin Birinci Kısmını Anlayalım
“…Kim, bir cana … haksız yere … kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur.“
Burada bize ne deniyor? Eğer bir kişi, hiçbir haklı sebep yokken (mesela kendini savunmak gibi bir durum olmadan) başka bir insanın hayatına son verirse, bu o kadar büyük bir günahtır ki sanki dünyadaki bütün insanların canını almış gibi olur. Bu, tek bir insanın hayatının bile ne kadar değerli ve kutsal olduğunu gösteriyor. Bir kişinin hayatı, tüm insanlığın hayatı kadar değerlidir.
Adım 2: Ayetin İkinci Kısmını Anlayalım
“Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur…“
Bu kısım ise madalyonun diğer yüzü. Eğer bir kişi, bir başkasının hayatını kurtarırsa (örneğin boğulmak üzere olan birini kurtarmak, bir hastayı iyileştirmek, birinin intihar etmesini engellemek gibi), bu o kadar büyük bir iyiliktir ki sanki bütün insanlığı kurtarmış gibi sevap kazanır. Bu da bize hayat vermenin, hayatı korumanın ne kadar yüce bir davranış olduğunu anlatıyor.
Adım 3: Sonuç ve Değerlendirme
Bu ayet, “canın korunması” ilkesinin temelini oluşturur. Bize şunu öğretir:
- Her bir insan hayatı eşsiz ve çok değerlidir.
- Haksız yere bir cana kıymak, sadece o kişiye değil, tüm insanlığa karşı işlenmiş büyük bir suçtur.
- Bir hayatı kurtarmak ise tüm insanlığa yapılmış en büyük iyiliklerden biridir.
Kısacası, dinimiz bize hayatı bir emanet olarak görmemizi ve bu emanete en iyi şekilde sahip çıkmamızı öğütler.