8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Gezegen Yayınları Sayfa 38
Merhaba sevgili öğrencim,
Harika bir konu üzerinde çalışıyoruz: Paylaşma ve Yardımlaşma. Bu, hem derslerimiz için hem de hayatımızın her anı için çok önemli bir değer. Şimdi, kitaptaki soruları birlikte inceleyelim ve cevaplarını adım adım bulalım. Hazır mısın? Haydi başlayalım!
Soru 1: Düşünelim
“Mutluluk paylaşıldıkça artar, üzüntü paylaşıldıkça azalır.” sözünün anlamı üzerinde arkadaşlarınızla konuşunuz.
Çözüm:
Bu atasözü, hayatımızın en temel gerçeklerinden birini çok güzel özetliyor. Gelin bu sözü iki bölümde inceleyelim ve ne anlama geldiğini daha iyi kavrayalım.
Adım 1: “Mutluluk paylaşıldıkça artar.”
Düşünelim… Okulda çok güzel bir not aldın ya da bir spor müsabakasında takımın kazandı. Bu güzel haberi içinde tuttuğunda mı daha çok sevinirsin, yoksa hemen ailene ve arkadaşlarına koşup anlattığında mı? Tabii ki anlattığında!
Çünkü sen sevincini paylaştığında, sevdiklerinin de senin adına mutlu olduğunu görürsün. Onların gözlerindeki o sevinç, senin mutluluğunu adeta bir ayna gibi yansıtarak çoğaltır. Bir kişilik sevinç, birden çok kişinin sevinci haline gelir. Tıpkı bir mumu yakıp onunla başka mumları da yaktığında, ışığın azalmak yerine artması gibi!
Adım 2: “Üzüntü paylaşıldıkça azalır.”
Şimdi de tam tersi bir durumu hayal edelim. Canını sıkan bir olay yaşadın, bir arkadaşınla tartıştın ya da bir sınavın kötü geçti. Bu üzüntüyü tek başına içinde yaşadığında, o dert sana kocaman bir yük gibi gelir, değil mi? Ama güvendiğin bir arkadaşına, annene veya babana anlattığında ne olur?
- Seni dinlerler, sana destek olurlar.
- Yalnız olmadığını hissedersin.
- Onların tesellisi ve tavsiyeleri ile o yük hafiflemeye başlar.
Yani üzüntünü paylaştığında, omuzlarındaki yükü de paylaşmış olursun. Böylece taşınması daha kolay hale gelir. İşte bu yüzden dertlerimizi ve sıkıntılarımızı sevdiklerimizle konuşmak bize iyi gelir.
Sonuç:
Bu söz bize, insan olarak birbirimize ne kadar bağlı olduğumuzu gösteriyor. İyi anları paylaşarak mutluluğumuzu katlayabilir, kötü anlarda ise birbirimize destek olarak acılarımızı hafifletebiliriz. Bu da toplum içinde bir arada yaşamanın en güzel yanlarından biridir.
Soru 2: Etkinlik
Toplumsal bir varlık olması dışında insanı paylaşma ve yardımlaşmaya yönlendiren hangi sebepler vardır? Arkadaşlarınızla belirleyip değerlendiriniz.
Çözüm:
Harika bir soru! Evet, insanlar bir arada yaşadığı için yardımlaşır ama bizi buna iten başka çok güçlü sebepler de var. Hadi birlikte beyin fırtınası yapalım!
Adım 1: Empati Kurmak
Empati, kendini başkasının yerine koyabilme yeteneğidir. Mesela, soğuk bir kış gününde üşüyen birini gördüğümüzde, biz de o an üşümesek bile onun ne hissettiğini anlarız. İşte bu duygu, içimizde ona yardım etme isteği uyandırır. “Onun yerinde ben de olabilirdim” diye düşünürüz.
Adım 2: Vicdan ve Merhamet Duygusu
İçimizde bize neyin doğru neyin yanlış olduğunu söyleyen bir ses vardır. Buna vicdan diyoruz. Zor durumdaki birine yardım etmediğimizde vicdanımız rahatsız olur. Merhamet ise başkalarının acısına karşı duyduğumuz şefkat ve acıma hissidir. Bu iki güçlü duygu, bizi kayıtsız kalmaktan alıkoyar ve harekete geçirir.
Adım 3: Dini ve Ahlaki Sorumluluklar
İslam dini başta olmak üzere birçok inanç ve ahlak sistemi, yardımlaşmayı ve paylaşmayı bir görev olarak öğretir. Dersimizin konusu olan zekât ve sadaka da bunun en güzel örnekleridir. İnancımız, sahip olduklarımızdan ihtiyaç sahiplerine vermenin hem bir ibadet hem de bir insanlık görevi olduğunu söyler. Bu, çok güçlü bir motivasyon kaynağıdır.
Adım 4: Yardım Etmenin Verdiği Huzur
Hiçbir karşılık beklemeden birine yardım ettiğinde içinde hissettiğin o sıcak ve güzel duyguyu hatırla. Birinin yüzünü güldürmek, birinin derdine çare olmak, insana inanılmaz bir manevi tatmin ve huzur verir. Bu duygu, parayla satın alınamayacak kadar değerlidir ve insanları tekrar tekrar iyilik yapmaya teşvik eder.
Sonuç:
Gördüğün gibi, insanı paylaşmaya ve yardımlaşmaya iten sebepler sadece toplum içinde yaşama zorunluluğu değil; aynı zamanda empati, vicdan, merhamet, inançlarımız ve iyilik yapmanın verdiği o eşsiz huzur gibi çok daha derin ve insani duygulardır.
Soru 3: Düşünelim
Hangi durumlarda aileniz, akraba ve dostlarınızla birlikte olmayı ister, onların yardımına ihtiyaç duyarsınız? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Çözüm:
Bu soru aslında hayatımızın ta kendisiyle ilgili. İnsan, hayat yolculuğunda ne tek başına gülmek ne de tek başına ağlamak ister. Her zaman sevdiklerinin yanında olmasına ihtiyaç duyar. Bu durumları iki başlıkta toplayabiliriz:
Adım 1: Mutlu ve Sevinçli Anlarımızda
Hayatımızdaki güzel anları, başarıları ve kutlamaları sevdiklerimizle paylaşmak isteriz. Çünkü onların varlığı sevincimizi daha da anlamlı kılar. Mesela:
- Doğum günlerimizde: En sevdiklerimizin yanımızda olmasını, bizimle birlikte pasta kesmesini isteriz.
- Bayramlarda: Aile büyüklerimizi ziyaret eder, dostlarımızla bir araya gelir, bayramın coşkusunu birlikte yaşarız.
- Karne aldığımızda veya bir sınavı kazandığımızda: Bu başarıyı ilk olarak ailemizle ve arkadaşlarımızla paylaşmak için sabırsızlanırız. Onların tebriği ve gururu bizi daha da mutlu eder.
- Özel günlerde ve kutlamalarda: Bir mezuniyet töreni, bir düğün veya sadece güzel bir hafta sonu… Bu anları sevdiklerimizle biriktirmek isteriz.
Adım 2: Üzgün ve Zor Zamanlarımızda
Hayat her zaman neşeli anlardan ibaret değil. Bazen zorlanırız, üzülürüz ve desteğe ihtiyaç duyarız. İşte o anlarda sevdiklerimizin varlığı bize güç verir.
- Hastalandığımızda: Annemizin yapacağı sıcak bir çorba, babamızın endişesi veya arkadaşlarımızın “geçmiş olsun” mesajı bize moral verir, iyileşme sürecimizi hızlandırır.
- Bir sorunla karşılaştığımızda: Okulda bir problem yaşadığımızda veya bir konuda kararsız kaldığımızda, onların tecrübelerinden ve fikirlerinden yararlanmak isteriz. Bize yol gösterirler.
- Hayal kırıklığına uğradığımızda: Umduğumuz bir şey gerçekleşmediğinde ya da bir arkadaşımızla aramız bozulduğunda, omzunda ağlayabileceğimiz, bizi teselli edecek birine ihtiyaç duyarız.
- Korktuğumuzda veya endişelendiğimizde: Yalnız kalmaktan korktuğumuzda veya gelecekle ilgili endişelerimiz olduğunda, ailemizin ve dostlarımızın varlığı bize güven verir.
Sonuç:
Kısacası, hayatın hem inişlerinde hem de çıkışlarında, hem kahkahalarımızda hem de gözyaşlarımızda ailemizle, akrabalarımızla ve dostlarımızla birlikte olmak isteriz. Onların sevgisi, desteği ve varlığı, hayatımızı daha anlamlı ve yaşanılır kılan en değerli hazinedir.