8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Gezegen Yayınları Sayfa 121
Harika bir görev! Bir öğretmen olarak bu metindeki soruları ve etkinlikleri senin için adım adım, kolayca anlayabileceğin bir dille açıklayacağım. Hadi başlayalım!
Soru 1: (Düşünelim Bölümü)
İslam dininin ahlakla ilgili yapılmasını istediği davranışlardan hangilerini biliyorsunuz? Arkadaşlarınızla konuşunuz.
Merhaba sevgili öğrencim, bu soru aslında bize günlük hayatımızda nasıl daha iyi bir insan olabileceğimizi düşündürüyor. İslam dininin ahlak anlayışı, toplum içinde huzurlu ve mutlu yaşamamız için bize yol gösterir. Gel, metinden de faydalanarak bu güzel davranışları birlikte hatırlayalım.
Unutma, ahlak sadece din dersinde öğrendiğimiz bir konu değil, hayatımızın her anında uygulamamız gereken bir yaşam biçimidir.
Adım 1: Ahlaklı Davranış Ne Demektir?
Öncelikle ahlakın ne olduğunu kısaca hatırlayalım. Ahlak, bir kişinin veya toplumun benimsediği iyi ve doğru davranış kurallarının tümüdür. Yani, “doğru olanı yapmak”tır. Metnimizde de geçtiği gibi, İslam dini bizden hem kendimize hem de çevremize karşı iyi ve güzel davranışlar sergilememizi ister.
Adım 2: İslam’ın Teşvik Ettiği Ahlaki Davranışlar Nelerdir?
Metnimizin içinde bu davranışlardan bazıları sıralanmış. İşte o güzel davranışlardan birkaçı:
- İyilik yapmak: Karşılık beklemeden, herkese yardımcı olmaya çalışmak.
- Doğru ve dürüst olmak: Asla yalan söylememek, her zaman gerçeğin yanında olmak.
- Adaletli olmak: İnsanlar arasında ayrım yapmadan, herkese eşit ve hakkaniyetli davranmak. Bu, en güçlü ahlaki ilkelerden biridir.
- Emanete hıyanet etmemek: Sana güvenilerek verilen bir sırrı, bir eşyayı veya bir görevi en iyi şekilde korumak.
- Verilen sözde durmak: Birine söz verdiysen, o sözü mutlaka yerine getirmek. Bu, güvenilir bir insan olmanın temelidir.
- Güzel söz söylemek: İnsanların kalbini kırmamak, onlarla nazik ve tatlı bir dille konuşmak.
- Ana ve babaya iyi davranmak: Onlara saygılı olmak, “öf” bile dememek ve her zaman hayır dualarını almaya çalışmak.
- Yakınlara ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmek: Akrabalarımıza, komşularımıza ve durumu iyi olmayan insanlara destek olmak.
Sonuç:
Bu davranışlar, hem bizim daha iyi bir insan olmamızı sağlar hem de yaşadığımız toplumun daha huzurlu, güvenli ve barış dolu bir yer olmasına yardımcı olur.
Soru 2: (Etkinlik Bölümü)
“Rahman’ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) «Selam!» derler (geçerler).” (Furkan suresi, 63. ayet). Yukarıdaki ayette belirtilen ahlaki davranışı bularak arkadaşlarınızla değerlendiriniz.
Bu ayet, bize çok zarif ve önemli iki davranışı öğretiyor. Hadi bu ayeti adım adım inceleyerek içindeki ahlaki mesajları keşfedelim.
Adım 1: “Yeryüzünde tevazu ile yürürler” ne demek?
Bu ifadenin ilk kısmında tevazu kelimesi geçiyor. Tevazu, alçakgönüllülük demektir. Yani kibirli olmamak, kendini başkalarından üstün görmemek, böbürlenmemektir. Yeryüzünde tevazu ile yürümek, sadece yürüyüş şekli değil, aynı zamanda bir yaşam tarzıdır. Yani davranışlarımızda, konuşmalarımızda, insanlarla ilişkilerimizde gösterişten ve kibirden uzak durmaktır. Bu, çok değerli bir ahlaki özelliktir.
Adım 2: “Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında «Selam!» derler” ne demek?
Ayette geçen “kendini bilmez kimseler” ifadesi, kaba, cahilce veya kışkırtıcı konuşan insanlar için kullanılmıştır. Böyle bir durumda ahlaklı bir insanın ne yapması gerektiği anlatılıyor. O kişi, kendisine laf atan kişiyle kavga etmez, ona kötü sözle karşılık vermez, onun seviyesine inmez. Bunun yerine ne yapar?
Sadece “Selam!” der ve geçer. Buradaki “Selam”, “Esenlik, barış üzerine olsun” demektir. Yani, “Ben seninle kavga etmek istemiyorum, sana barış ve esenlik diliyorum” mesajını vererek oradan uzaklaşır. Bu, kötülüğe iyilikle karşılık vermenin ve gereksiz tartışmalardan kaçınmanın en güzel yoludur.
Sonuç:
Bu ayet bize iki temel ahlaki davranışı öğretmektedir:
- Alçakgönüllü (Mütevazı) Olmak: Kibirli ve gururlu olmaktan kaçınmak.
- Bilgeli ve Sabırlı Olmak: Kötü sözlere ve kışkırtmalara karşı kavga ile değil, barış ve esenlik dileyerek karşılık vermek, yani kötülüğü iyilikle savmak.
Ne kadar da güzel bir ilke, değil mi? Bu ilkeyi hayatımızda uyguladığımızda, hem kendimiz daha huzurlu oluruz hem de çevremizdeki olumsuzluklardan etkilenmeyiz.