8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Gezegen Yayınları Sayfa 29
Harika bir çalışma konusu! Gönderdiğin bu ders sayfasını bir öğretmen gözüyle inceledim ve senin için konuyu daha iyi pekiştirecek şekilde açıklamaya hazırım. Bu sayfada aslında doğrudan bir soru yok, ancak konunun ana fikirlerini soru-cevap şeklinde işleyerek çok daha iyi anlayabiliriz. Haydi başlayalım!
***
Soru 1: Metinde geçen “Önce onu bağla, sonra Allah’a tevekkül et!” hadisi ile bize anlatılmak istenen nedir?
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu harika bir soru! Bu söz, dinimizin en temel prensiplerinden birini özetliyor aslında. Gel adım adım ne anlama geldiğine bakalım.
Adım 1: Bu söz, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.), devesini hiç bağlamadan “Ben Allah’a tevekkül ettim” diyerek serbest bırakan bir kişiye verdiği cevaptır. Yani bir olaya dayanır.
Adım 2: Peygamberimiz burada bize şunu öğretmek istiyor: Bir işin olumlu sonuçlanmasını istiyorsak, önce insan olarak bizim üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmemiz, yani gerekli tüm önlemleri almamız gerekir. Deveyi bağlamak, bir önlemdir.
Adım 3: Önlemlerimizi aldıktan ve elimizden gelen her şeyi yaptıktan sonra ise işin sonucunu gönül rahatlığıyla Allah’a bırakmalı ve O’nun vereceği sonuca razı olmalıyız. İşte tevekkülün ikinci aşaması da budur.
Sonuç:
Kısacası, bu hadis bize önce tedbir, sonra tevekkül edilmesi gerektiğini öğretir. Sadece dua edip beklemek veya “Kaderde ne varsa o olur” diyerek tembellik etmek, doğru bir tevekkül anlayışı değildir.
***
Soru 2: Metne göre doğru bir tevekkül anlayışı nasıl olmalıdır? Metindeki çiftçi örneği üzerinden açıklayalım.
Çözüm:
Bu metin, doğru tevekkül anlayışını çok güzel bir örnekle açıklıyor. Hadi o örneği birlikte inceleyelim.
Adım 1: Doğru tevekkül, bir hedefe ulaşmak için elimizden gelen tüm çabayı gösterdikten ve gerekli bütün önlemleri aldıktan sonra işin sonucunu Allah’a bırakmak ve O’na güvenmektir.
Adım 2: Metindeki çiftçi örneğini hatırlayalım. Tarlasından bol ve güzel ürün almak isteyen bir çiftçi ne yapar?
- Önce tarlasını güzelce nadasa bırakır, yani sürer ve hazırlar.
- Sonra tohumu eker.
- Toprağın ihtiyacı varsa gübresini atar.
- Gerekli zamanlarda sulamasını yapar.
Adım 3: Çiftçi, yapması gereken bu işlerin hepsini yaptıktan sonra artık gerisini Allah’a bırakır. Çünkü yağmurun yağması, güneşin açması, ürünün bereketli olması gibi durumlar artık onun elinde değildir. İşte çiftçinin tüm bu çabalarından sonra Allah’a güvenip beklemesi, doğru tevekküldür.
Sonuç:
Yani tevekkül; çalışmaya, çabalamaya ve ilerlemeye engel değildir. Tam tersine, çalıştıktan sonra insana huzur veren bir dayanak noktasıdır.
***
Soru 3: Metnin sonundaki “Öğrenelim” bölümüne göre, kadere iman eden bir insanın özellikleri nelerdir?
Çözüm:
Metnin sonundaki o mavi kutucuk, konunun harika bir özeti! Kadere gerçekten inanan bir insanın hayata bakışını ve karakter özelliklerini madde madde çok güzel sıralamış. Gel birlikte bakalım bu özellikler nelermiş.
Adım 1: Kadere iman eden bir insan, pasif ve umutsuz olmaz. Aksine, bu inanç ona güç ve huzur verir. İşte o özellikler:
- Her şeyin Allah’ın bilgisi dahilinde olduğunu bilir. Bu yüzden kendini güvende hisseder ve zor zamanlarda O’na sığınır, O’na güvenir.
- Her şeyin bir amacı olduğuna inanır. Yaratılan hiçbir şeyin boş yere olmadığını düşünür ve olayların ardındaki güzellikleri, hikmetleri anlamaya çalışır.
- Allah’ın evrene bir ölçü ve denge koyduğunu bilir. Bu dengeyi korumak için kendisi de gayret eder.
- Allah’ın her şeyi bir ölçü ve denge içinde yarattığını bilir. Bu yüzden karşılaştığı zorluklarla mücadele ederken Allah’a güvenir ve O’ndan güç alarak ayakta kalır.
Sonuç:
Gördüğün gibi, kadere iman etmek insanı tembelliğe değil; aksine sorumluluk almaya, çabalamaya ve zorluklar karşısında sabırlı ve dayanıklı olmaya yöneltir.