8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Gezegen Yayınları Sayfa 13
Merhaba sevgili öğrencim, ders kitabımızdaki bu güzel etkinlikleri birlikte yapmaya ne dersin? Evrenin ne kadar muhteşem bir düzen içinde yaratıldığını gösteren bu soruları adım adım, kolayca anlayacağın bir dille senin için çözeceğim. Haydi başlayalım!
Araştıralım
Soru: Kur’an-ı Kerim mealinden Yasin suresi 39, Hicr suresi 21 ve Müminun suresi 18. ayetlerini bulunuz. Bu ayetlerde kader kelimesinin hangi anlamlarda kullanıldığını belirleyerek arkadaşlarınızla değerlendiriniz.
Çözüm: Bu etkinlik bizden Kur’an-ı Kerim’deki bazı ayetlere bakarak “kader” kelimesinin anlamını keşfetmemizi istiyor. Gel, bu ayetlerin bize ne anlattığına bakalım.
Adım 1: Ayetleri Bulalım ve Anlamlarına Bakalım
- Yasin Suresi, 39. Ayet: “Ay için de menziller (yörüngeler) takdir ettik. Nihayet o, eğri hurma dalı gibi (hilal) olur da geri döner.”
Bu ayette Ay’ın hareketlerinin rastgele olmadığı, belirli bir yörüngede ve ölçüde olduğu anlatılıyor. Tıpkı bir cetvelle çizilmiş gibi düzenli.
- Hicr Suresi, 21. Ayet: “Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.”
Burada ise Allah’ın evrene verdiği her şeyin, örneğin yağmurun, rızkın rastgele değil, belirli bir ölçü ve miktarda verildiği vurgulanıyor.
- Müminun Suresi, 18. Ayet: “Biz gökten belli bir ölçüde su indirdik de onu yeryüzünde durdurduk…”
Bu ayet de bir önceki gibi, yağmurun yeryüzüne bir plan ve ölçü dahilinde indirildiğini, ne her yeri sel götürecek kadar çok ne de kuraklık olacak kadar az olduğunu, tam ihtiyaca göre ayarlandığını anlatıyor.
Adım 2: Sonucu Değerlendirelim
Gördüğün gibi, bu ayetlerde geçen “kader” veya “takdir etmek” ifadeleri, genellikle halk arasında anlaşıldığı gibi “alın yazısı” anlamında değil. Burada kader kelimesi;
- Bir şeyi belirli bir ölçüye göre yaratmak,
- Bir plan ve düzen kurmak,
- Her şeye bir miktar ve oran belirlemek,
- Evrende bir uyum ve ahenk sağlamak
anlamlarına geliyor. Yani evrendeki her şey, gezegenlerin hareketinden yağan yağmura kadar mükemmel bir ölçü ile yaratılmıştır. İşte bu ayetler bize kaderin bu yönünü gösteriyor.
Düşünelim
Soru: Bir şeyin ölçülü olması ne demektir? Sizce terzi elbiseyi dikmeden önce niçin müşterisinin ölçüsünü almak zorundadır? Arkadaşlarınızla tartışınız.
Çözüm: Bu soru, “ölçü” kelimesinin ne kadar önemli olduğunu günlük hayattan bir örnekle anlamamızı istiyor.
Adım 1: “Ölçülü olmak” ne demek?
Bir şeyin ölçülü olması, onun rastgele, gelişigüzel veya tesadüfen olmadığı anlamına gelir. Her parçasının birbiriyle uyumlu, miktarının ve büyüklüğünün belirli bir amaca hizmet edecek şekilde planlanmış olması demektir. Tıpkı bir yapbozun parçaları gibi, her şey yerli yerindedir.
Adım 2: Terzi Örneğini Düşünelim
Bir terzi düşünelim. Müşterisi için harika bir ceket dikecek. Eğer müşterisinin kol, omuz, bel ölçülerini almadan, kafasına göre kumaşı kesip dikmeye başlarsa ne olur?
- Ceket ya çok büyük olur ve çuval gibi durur.
- Ya da çok dar olur ve müşteri içine sığamaz.
Sonuç olarak, o ceket işe yaramaz ve boşa gitmiş olur. Terzinin mutlaka ölçü alması gerekir ki, ortaya tam oturan, kullanışlı ve güzel bir ceket çıksın.
Adım 3: Örneği Evrenle Bağdaştıralım
İşte bu terzi örneği, evrenin yaratılışını anlamamız için harika bir ipucu veriyor. Nasıl ki terzi ölçü kullanarak mükemmel bir elbise dikiyorsa, Allah da evreni ve içindeki her şeyi (Dünya’nın Güneş’e uzaklığı, yer çekimi kuvveti, gece-gündüz süresi gibi) o kadar hassas bir ölçü ile yaratmıştır ki, yaşam mümkün olmuştur. Eğer bu ölçülerden biri birazcık farklı olsaydı, evrende hayat olmazdı.
Etkinlik
Soru: Yer çekimi olmasaydı, Sürekli gece olsaydı, Güneş olmasaydı, Ne olurdu? Arkadaşlarınızla tartışınız.
Çözüm: Bu etkinlik, evrendeki mükemmel düzenin ne kadar hayati olduğunu, bu düzendeki küçük bir değişikliğin bile ne büyük sonuçlar doğuracağını hayal etmemizi istiyor. Hadi bu senaryoları düşünelim.
-
Yer çekimi olmasaydı;
Metinde de anlatıldığı gibi, yer çekimi bizi ve her şeyi Dünya’nın üzerinde tutan kuvvettir. Eğer olmasaydı, hepimiz, arabalar, evler, hatta atmosferi oluşturan gazlar bile uzay boşluğuna savrulurduk. Gezegenler, Güneş’in çekim kuvveti sayesinde yörüngelerinde dönerler. Yer çekimi olmasaydı, Dünya yörüngesinden çıkar ve uzayın derinliklerinde kaybolurdu. Kısacası, hayat imkânsız olurdu.
-
Sürekli gece olsaydı;
Sürekli gece olması, Dünya’nın kendi etrafında dönmediği anlamına gelirdi. Bu durumda Dünya’nın bir yüzü sürekli Güneş’e dönük olur ve aşırı sıcaktan kavrulurdu. Diğer yüzü ise sürekli karanlıkta kalır ve aşırı soğuktan donardı. Bitkiler fotosentez yapamaz, yani besin ve oksijen üretemezdi. Bu da tüm canlı yaşamının sona ermesi demekti. Gece ve gündüzün birbirini takip etmesi, yaşam için ne kadar önemli bir ölçü, değil mi?
-
Güneş olmasaydı;
Bu en korkunç senaryo olurdu! Güneş, bizim ısı ve ışık kaynağımızdır. O olmasaydı, Dünya zifiri karanlık ve buz gibi bir gezegen haline gelirdi. Tüm sular donar, bitkiler yok olur, hayvanlar ve insanlar hayatta kalamazdı. Ayrıca Güneş, büyük kütlesiyle gezegenleri yörüngesinde tutan bir çekim merkezidir. O olmasaydı, tüm Güneş Sistemi dağılırdı. Güneş’in varlığı bile evrendeki muhteşem dengenin en büyük kanıtlarından biridir.
Umarım bu açıklamalar, konuyu daha iyi anlamana yardımcı olmuştur. Unutma, etrafına baktığında gördüğün her şeyde bir ölçü ve düzen vardır!