8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Gezegen Yayınları Sayfa 41
Harika bir görev! Merhaba sevgili öğrencilerim. Ben sizin öğretmeninizim ve şimdi hep birlikte kitabımızdaki bu güzel soruları adım adım, anlayarak çözeceğiz. Haydi başlayalım!
Etkinlik: İlkeler Çıkarıyoruz
Öğrendiklerinizden hareketle arkadaşlarınızla İslam’ın paylaşma ve yardımlaşma ile ilgili öğütlerinden örnekteki gibi ilkeler belirleyip değerlendiriniz.
Çözüm:
Bu etkinlikte, okuduğumuz metinden yola çıkarak İslam dininin paylaşma ve yardımlaşma konusundaki temel ilkelerini, yani ana kurallarını bulmamız isteniyor. Metinde bize yoksullara, gücü yetmeyenlere, engellilere yardım etmekten, onları sevgi ve şefkatle korumaktan bahsediyor. Zaten bir tanesi örnek olarak verilmiş. Gelin, biz de diğerlerini bulalım.
- Herkes imkânları ölçüsünde diğer insanlara yardım etmelidir. (Bu zaten örnekte verilmiş.)
- Yardım, sadece maddi (para, eşya gibi) olmak zorunda değildir; sevgi göstermek, güler yüzlü olmak gibi manevi yardımlar da çok değerlidir.
- Toplumdaki yoksullar, kimsesizler ve yetimler gözetilmeli, onların hakları korunmalıdır. Onlara yardım etmek bir lütuf değil, onların hakkını vermektir.
- İnsanlar sadece iyi günlerde değil, zor ve üzüntülü günlerde de birbirlerinin yanında olmalı, birbirlerine destek olmalıdırlar.
Düşünelim Sorusu 1
Zekât ve sadaka ibadeti ile ilgili neler biliyorsunuz? Arkadaşlarınızla paylaşınız.
Çözüm:
Bu soru, zekât ve sadaka hakkında bildiklerimizi hatırlamamızı istiyor. Aklımıza gelenleri şöyle bir toparlayalım:
Adım 1: Zekât Nedir?
Zekât, İslam’ın beş şartından biridir. Dinen zengin sayılan Müslümanların, senede bir defa mallarının veya paralarının belli bir miktarını (genellikle kırkta birini, yani %2,5’ini) ihtiyaç sahiplerine vermesi gereken zorunlu bir ibadettir. Zekât, malı temizler ve bereketlendirir.
Adım 2: Sadaka Nedir?
Sadaka ise miktarı ve zamanı belli olmayan, tamamen kişinin kendi isteğiyle yaptığı her türlü hayır ve yardımdır. Sadaka vermek için zengin olmak gerekmez. Birine tebessüm etmek, güzel bir söz söylemek, yoldaki bir taşı kaldırmak bile sadaka sayılır. Yani sadaka, zekâttan daha geniş kapsamlı ve gönüllülüğe dayalı bir yardımdır.
Kısacası, her ikisi de Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan, toplumdaki yardımlaşma ve dayanışma ruhunu güçlendiren çok önemli ibadetlerdir. Zekât zorunlu, sadaka ise gönüllüdür.
Düşünelim Sorusu 2
“Zekât vermek” ifadesi sizde hangi anlamları çağrıştırıyor? Arkadaşlarınızla konuşunuz.
Çözüm:
“Zekât vermek” dendiğinde aklımıza birçok güzel anlam geliyor. Kitabımızdaki tanımdan da yola çıkarak bunları adım adım açıklayalım:
Adım 1: Kelime Anlamı – Arınma ve Çoğalma
Zekât kelimesinin kökünde “artmak, çoğalmak, temizlenmek, bereket” gibi anlamlar vardır. Bu bize şunu hatırlatır: Zekât verdiğimizde malımız eksilmez, tam tersine manevi olarak temizlenir, arınır ve Allah tarafından bereketlendirilir. Yani malımızın kirini temizlemiş gibi oluruz.
Adım 2: Terim Anlamı – Paylaşma ve Sorumluluk
“Zekât vermek” ifadesi, dinen zengin olan birinin sahip olduğu zenginlikte, fakirin de bir hakkı olduğunu kabul etmesi anlamına gelir. Bu bir sorumluluktur. Bu ifade bana şunları çağrıştırıyor:
- Paylaşmak: Sahip olduklarımızı ihtiyaç sahipleriyle paylaşma erdemi.
- Sorumluluk: Toplumdaki diğer insanlara karşı duyarlı ve sorumlu olmak.
- Şükür: Allah’ın bize verdiği nimetlere karşı bir teşekkür etme, yani şükretme biçimi.
- Empati: Kendimizi ihtiyaç sahibi birinin yerine koyarak onun durumunu anlama çabası.
Sonuç olarak “zekât vermek”, sadece para vermek değil; aynı zamanda malımızı arındırmak, toplumsal adalete katkı sağlamak ve Allah’a olan şükrümüzü göstermek demektir.