8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Gezegen Yayınları Sayfa 133
Harika bir konuyla karşı karşıyayız sevgili öğrencilerim! Kitabınızdaki bu bölüm, aklın ve düşünmenin ne kadar değerli olduğunu bize çok güzel anlatıyor. Gelin şimdi buradaki soruları birlikte, adım adım inceleyip cevaplayalım.
Soru 1: Düşünelim
Sizce Kur’an, insanı niçin aklını kullanmaya ve düşünmeye yöneltir? Arkadaşlarınızla tartışınız.
Bu gerçekten de üzerinde durmamız gereken harika bir soru. Kur’an-ı Kerim’in neden sürekli “düşünmez misiniz?”, “akletmez misiniz?” diye sorduğunu hiç merak ettiniz mi? Gelin, bunun sebeplerini birlikte keşfedelim.
-
Adım 1: Aklın Ne Olduğunu Hatırlayalım
Öncelikle akıl, bizim en değerli hazinemizdir. Metinde de belirtildiği gibi, akıl sayesinde iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, güzeli çirkinden ayırt edebiliriz. Bizi diğer canlılardan üstün kılan en önemli özelliğimiz budur. Tıpkı bir pusula gibi, bize doğru yolu gösterir.
-
Adım 2: Anlayarak İnanmak İçin
Kur’an, bizden sadece ezbere inanmamızı istemez. Çevremize bakmamızı, gökyüzünü, yeryüzünü, canlıları incelememizi ve bütün bunların ardındaki muhteşem düzeni fark etmemizi ister. İşte bunu ancak aklımızı kullanarak ve düşünerek yapabiliriz. Bir matematik problemini formülü ezberleyerek değil de mantığını anlayarak çözdüğünüzde nasıl daha kalıcı oluyorsa, inancımız da düşünüp anladığımızda o kadar sağlam olur.
-
Adım 3: Sorumluluk Sahibi Olmak İçin
Akıl aynı zamanda bize sorumluluk yükler. Çünkü aklımız sayesinde yaptığımız seçimlerin bir sonucu olduğunu biliriz. Bir arkadaşımıza nasıl davranacağımızı, derslerimize çalışıp çalışmayacağımızı seçerken aklımızı kullanırız. Kur’an, bu sorumluluğu doğru bir şekilde taşıyabilmemiz için bizi sürekli düşünmeye ve aklımızı en iyi şekilde kullanmaya teşvik eder.
Kısacası, Kur’an’ın bizi aklımızı kullanmaya ve düşünmeye yöneltmesinin sebebi; inancımızın daha bilinçli ve sağlam olmasını sağlamak, evrendeki harika düzeni ve Allah’ın (c.c.) sonsuz gücünü fark etmemize yardımcı olmak ve kendi özgür irademizle doğru yolu bulup sorumluluk sahibi insanlar olmamızı istemesidir.
Soru 2: Etkinlik – Yorumlayalım
“Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi…” (Ahzab suresi, 72. ayet).
Sizce insana emanetin verilmiş olmasının sebebi nedir? Arkadaşlarınızla yorumlayınız.
Sevgili öğrenciler, bu ayet-i kerime bize insanın ne kadar özel ve ne kadar büyük bir sorumluluk sahibi olduğunu anlatıyor. Buradaki “emanet” kelimesinin ne anlama geldiğini doğru anlarsak, sorunun cevabını da bulmuş oluruz.
-
Adım 1: “Emanet” Tam Olarak Nedir?
Burada bahsedilen emanet, bir arkadaşınıza verdiğiniz kitap gibi maddi bir şey değildir. Bu emanet, çok daha büyük ve manevi bir kavramdır. Ayette geçen emanet; akıl, irade (yani seçme özgürlüğü) ve sorumluluktur. Kendi kararlarımızı verebilme ve bu kararların sonuçlarına katlanma gücüdür.
-
Adım 2: Diğer Varlıklar Neden Bu Emaneti Yüklenmedi?
Bir düşünün, heybetli dağlar, uçsuz bucaksız gökyüzü veya yeryüzü kendi kendine karar verebilir mi? Hayır. Onlar, Yüce Allah’ın koyduğu doğa kanunlarına göre, mükemmel bir uyum içinde hareket ederler. Onların “iyi” ya da “kötü” arasında bir seçim yapma özgürlüğü yoktur. Bu yüzden, yanlış yapma riskini de içinde barındıran bu ağır sorumluluğu, yani emaneti yüklenmekten çekinmişlerdir.
-
Adım 3: Peki, İnsan Neden Yüklendi?
İşte bu noktada insan, diğer bütün varlıklardan ayrılır. Çünkü Allah (c.c.) bize, onlarda olmayan iki çok önemli özellik vermiştir: Akıl ve irade. İyiyi ve kötüyü ayırt etme yeteneği ve bu ikisi arasında özgürce seçim yapma hakkı… İnsan, bu üstün özelliklere sahip olduğu için bu büyük sorumluluğu üstlenebilecek tek varlıktı.
Sonuç olarak, insana bu kutsal “emanetin” verilmesinin en temel sebebi, insanın akıl ve irade sahibi, yani seçme özgürlüğü olan bir varlık olmasıdır. Bu özellikler, insana kendi yolunu çizme imkânı verirken, aynı zamanda onu tüm eylemlerinden sorumlu kılar. Bu, insana verilmiş çok büyük bir değer ve aynı zamanda omuzlarımızdaki çok büyük bir sorumluluktur.