8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Gezegen Yayınları Sayfa 45
Harika bir sayfa, tam da dersimizin en önemli konularından biri olan Zekât ve Sadaka ile ilgili! Merhaba sevgili öğrencim, şimdi bu sayfadaki etkinlikleri birlikte, adım adım ve keyifli bir şekilde çözümleyelim. Anlamadığın bir yer olursa hiç çekinme, tekrar sorabilirsin. Hazırsan başlayalım!
Soru 1: Etkinlik – 5N1K yapıyoruz
Arkadaşlarınızla zekât konusunda öğrendiklerinizi 5N1K (ne, nerede, ne zaman, nasıl, niçin, kim) formülüyle değerlendiriniz.
Çözüm:
Bu etkinlik, zekât konusunu ne kadar iyi anladığımızı görmek için harika bir yöntem. 5N1K, bir konunun tüm detaylarını aklımızda tutmamızı sağlar. Haydi zekât ibadetini bu sorularla inceleyelim:
-
NE? (Zekât nedir?)
Adım 1: Zekât, İslam’ın beş temel şartından biridir. Dinimizce zengin sayılan Müslümanların, sahip oldukları malın veya paranın belli bir miktarını (genellikle kırkta birini yani %2,5’ini) yılda bir kez ihtiyaç sahiplerine vermesidir. Bu, zorunlu bir ibadettir. Kelime anlamı olarak ise “artma, çoğalma, temizlenme, bereket” gibi güzel anlamlara gelir.
-
NİÇİN? (Niçin zekât verilir?)
Adım 2: Zekât, her şeyden önce Allah’ın (c.c.) bir emri olduğu için verilir. Ayrıca toplumdaki zenginler ile fakirler arasındaki sevgi ve saygı bağını güçlendirir, kıskançlığı önler. Yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar. İnsanın içindeki cimrilik gibi kötü duyguları temizler ve malına bereket getirir.
-
NASIL? (Zekât nasıl verilir?)
Adım 3: Zekât verirken en önemli şey, gönül kırmamak ve gösteriş yapmamaktır. Yardım ettiğimiz kişiyi incitmemeli, yaptığımız iyiliği başa kakmamalıyız. Sadece Allah’ın rızasını kazanmak niyetiyle vermeliyiz. Genellikle malımızın veya paramızın üzerinden bir yıl geçtikten sonra toplam değerinin kırkta birini (%2,5) hesaplayıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırırız.
-
NE ZAMAN? (Ne zaman verilir?)
Adım 4: Zekât, kişinin malının üzerinden bir kameri yıl (yani yaklaşık 354 gün) geçtikten sonra verilmesi gerekir. Belli bir zamanı yoktur ancak ülkemizde Müslümanlar, sevapların kat kat arttığına inandıkları için genellikle Ramazan ayında vermeyi tercih ederler.
-
KİM? (Kimler verir, kimlere verilir?)
Adım 5: Zekâtı, dinimizce zengin sayılan (nisap miktarı mala sahip), akıllı ve ergenlik çağına girmiş her Müslüman verir. Peki kime verilir? Kur’an-ı Kerim’de belirtildiği üzere; yoksullara, düşkünlere, borçlulara, yolda kalmış yolculara ve zekât toplamakla görevli memurlara verilir. Yani gerçekten ihtiyacı olan kişilere ulaştırılır.
-
NEREDE? (Nerede verilir?)
Adım 6: Zekât, ihtiyaç sahiplerinin olduğu her yerde verilebilir. Önemli olan, yardımı doğru kişilere ulaştırmaktır. Genellikle kişi, kendi çevresindeki, mahallesindeki veya şehrindeki ihtiyaç sahiplerine öncelik verir.
Soru 2: Etkinlik – İlkeler Çıkarıyoruz
Yukarıdaki ayetlerden zekât verirken dikkat edilmesi gereken ilkeleri çıkarıp arkadaşlarınızla değerlendiriniz.
Çözüm:
Bu etkinlikte bize verilen ayetler, yardım ederken nasıl bir tavır içinde olmamız gerektiğini öğretiyor. Bu ayetler adeta bir yol gösterici gibi. Gelin birlikte hangi ilkeleri çıkarmamız gerektiğini bulalım.
Adım 1: Birinci Ayeti İnceleyelim (Bakara suresi, 262. ayet)
Ayet bize diyor ki: “Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin Rab’leri katında müKâfatları vardır…”
Buradan çıkaracağımız ilkeler şunlar:
- Başa Kakmamak: Yaptığımız bir yardımı, sonradan o kişinin yüzüne vurmamalıyız. “Ben sana yardım etmiştim” gibi sözlerle onu utandırmamalıyız.
- Gönül İncitmemek: Yardım ederken karşıdaki kişinin onurunu, gururunu kırmamalıyız. Onu küçük düşürecek davranışlardan kaçınmalıyız.
Adım 2: İkinci Ayeti İnceleyelim (Bakara suresi, 264. ayet)
Ayet bize diyor ki: “Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın…”
Buradan çıkaracağımız en önemli ilke ise şudur:
- Gösterişten (Riyadan) Kaçınmak: Yardımı “ne kadar cömert desinler” diye, yani başkalarına gösteriş yapmak için yapmamalıyız. Böyle yapılan bir yardımın Allah katında hiçbir değeri olmaz. Ayette de bu durum, üzerinde toprak olan ama yağan yağmurla çırılçıplak kalan bir kayaya benzetiliyor. Yani gösteriş, yapılan iyiliğin bütün sevabını alıp götürüyor.
Adım 3: Sonuç ve Özet
Bu iki ayetten zekât ve sadaka verirken dikkat etmemiz gereken temel ilkeleri şöyle özetleyebiliriz:
- Samimiyet (İhlas): Yardımı sadece ve sadece Allah’ın sevgisini ve rızasını kazanmak için yapmalıyız.
- Saygı: Yardım ettiğimiz kişinin onurunu korumalı, onu asla incitmemeliyiz.
- Gizlilik: Mümkünse yardımı gizli yapmak, gösterişten kaçınmak çok daha değerlidir.
Soru 3: Düşünelim
Halk arasında “Verilmiş sadakan varmış.” sözü niçin söylenir? Arkadaşlarınızla tartışınız.
Çözüm:
Bu sözü eminim sen de duymuşsundur. Genellikle birisi bir tehlikeyi, bir kazayı kıl payı atlattığında kullanılır. Peki ama neden böyle denir? Haydi bunu adım adım düşünelim.
Adım 1: Sözün Kullanıldığı Durumlar
Düşünelim, bir arkadaşın yolda yürürken az kalsın bir araba çarpacakken son anda kurtuluyor. Ya da birisi yüksek bir yerden düşecek gibi oluyor ama son anda tutunuyor. İşte böyle durumlarda yanındakiler rahat bir nefes alarak ona der ki: “Oooh, verilmiş sadakan varmış!”
Adım 2: Sözün Arkasındaki İnanç
Bu sözün temelinde dinimizdeki ve kültürümüzdeki çok güzel bir inanç yatar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde “Sadaka, belayı önler.” buyurmuştur. Yani bir kişinin Allah rızası için verdiği küçücük bir sadakanın, yaptığı bir iyiliğin, onu ileride başına gelebilecek büyük sıkıntılardan, kazalardan ve belalardan koruyacağına inanılır.
Adım 3: Sonuç
Yani, birisi bir tehlike atlattığında “Verilmiş sadakan varmış” denmesinin sebebi şudur: “Sen daha önce bir iyilik yapmışsın, bir sadaka vermişsin. İşte o yaptığın güzel davranış, Allah katında kabul olmuş ve seni bugün bu büyük tehlikeden korumuş.” demektir. Bu söz, aslında sadaka vermenin ve iyilik yapmanın ne kadar önemli olduğunu bize hatırlatan, kültürümüze yerleşmiş çok anlamlı bir ifadedir.
Umarım tüm açıklamalar anlaşılır olmuştur. Bu konuları düşünmek ve anlamak, hem derslerin için hem de hayatın için çok değerli. Aferin sana!