7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 251
Merhaba sevgili öğrencilerim! Sosyal Bilgiler dersimizin “Demokrasi ve Vatandaşlık” ünitesinden güzel sorularımız var. Gelin bu soruları birlikte adım adım inceleyelim ve çözelim. Unutmayın, her soru bir öğrenme fırsatıdır!
Soru 5. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması anlamına gelir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde vatandaşların dinî özgürlükleri tamamen devlet güvencesi altındadır. Devlet yönetiminde akıl ve bilime dayalı kurallar geçerlidir.
Verilen bilgi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinden hangisi vurgulanmıştır?
- A) Sosyal devlet
- B) Laiklik
- C) Hukuk devleti
- D) Cumhuriyetçilik
Çözüm:
Bu soruda bize verilen bilgide en dikkat çekici nokta, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ve devlet yönetiminde akıl ve bilimin esas alınmasıdır. Bu durum, devletin tüm inançlara eşit mesafede durduğunu ve laik bir yönetim anlayışını yansıttığını gösterir.
Şimdi şıkları inceleyelim:
- A) Sosyal devlet: Sosyal devlet, vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını karşılayan, sosyal adaleti sağlayan devlettir. Sorudaki bilgi bu konuya değinmiyor.
- B) Laiklik: Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olmasıdır. Soruda tam olarak bu durum anlatılıyor.
- C) Hukuk devleti: Hukuk devleti, her şeyin hukuka uygun olduğu, kanunların üstün olduğu devlettir. Soruda akıl ve bilime dayalı kurallardan bahsedilse de, ana vurgu din ve devlet işlerinin ayrılmasıdır.
- D) Cumhuriyetçilik: Cumhuriyetçilik, halkın egemenliğe dayalı yönetim şeklidir. Soruda doğrudan halk egemenliğinden bahsedilmiyor.
Bu nedenle, verilen bilgi en çok laiklik ilkesini vurgulamaktadır.
Cevap: B
Soru 6. Aşağıdakilerden hangisi demokrasinin uygulanmasında karşılaşılan sorunlar arasında yer almaz?
- A) Savaş nedeniyle yapılan göçler
- B) Açlık ve kıtlık
- C) Şiddet ve baskı yönetimi
- D) Genel ve yerel seçimler
Çözüm:
Sevgili arkadaşlar, bu soruda demokrasiyi uygularken karşımıza çıkabilecek zorlukları veya engelleri bulmamız isteniyor. Ancak bir şık var ki, o demokrasiyi uygulamanın kendisiyle ilgili, bir sorun değil, tam tersine demokrasinin bir parçasıdır.
Şıkları tek tek inceleyelim:
- A) Savaş nedeniyle yapılan göçler: Savaşlar, insanların yerinden yurdundan olmasına neden olabilir. Bu durum, ülkelerin sosyal ve ekonomik yapısını bozarak demokrasiyi uygulamayı zorlaştırabilir. Bu bir sorundur.
- B) Açlık ve kıtlık: Temel ihtiyaçların karşılanamadığı durumlarda halkın huzursuzluğu artabilir. Bu da demokrasi için bir sorun teşkil edebilir. Bu bir sorundur.
- C) Şiddet ve baskı yönetimi: Şiddet ve baskı, demokrasinin tam tersidir. Bu tür yönetimler demokrasiye engel olur ve sorun yaratır. Bu bir sorundur.
- D) Genel ve yerel seçimler: Seçimler, halkın kendi temsilcilerini belirlediği, demokrasinin en temel araçlarından biridir. Seçimler bir sorun değil, demokrasinin sağlıklı işlemesinin bir gereğidir.
Dolayısıyla, genel ve yerel seçimler demokrasinin uygulanmasında karşılaşılan bir sorun değildir.
Cevap: D
Ç. Aşağıdaki soruların cevaplarını defterinize yazınız.
Soru 1. Islahat Fermanı’nın gayrimüslimlerin toplumsal hayattaki rolünü nasıl değiştirdiğini düşünüyorsunuz?
Çözüm:
Islahat Fermanı, Osmanlı Devleti’nde gayrimüslimlerin (Müslüman olmayanların) durumunu iyileştirmeyi amaçlayan önemli bir adımdı. Bu fermanla birlikte gayrimüslimler, Müslümanlarla eşit haklara sahip olmaya başladılar. Örneğin, askere alınma, vergi ödeme ve mahkemelerde tanıklık etme gibi konularda yeni düzenlemeler getirildi. Bu da onların toplumsal hayatta daha görünür olmalarını ve devlet işlerinde daha fazla söz sahibi olmalarını sağladı. Kısacası, Islahat Fermanı, gayrimüslimlerin toplumsal hayattaki konumlarını daha eşit ve saygın bir hale getirdi diyebiliriz.
Soru 2. 1935’te 18 kadın milletvekilinin meclise girmesi, Türk demokrasisinin gelişimine nasıl katkı sağlamıştır?
Çözüm:
1935 yılında 18 kadın milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmesi, Türk demokrasisi için devrim niteliğinde bir gelişmeydi. Bu olay, kadınların siyasi hayatta eşit temsil edilmesi anlamına geliyordu. Kadınların seçme ve seçilme hakkına sahip olması ve mecliste yer alması, ülkenin daha kapsayıcı ve adil bir demokrasiye doğru ilerlediğini gösterdi. Kadınların da seslerini duyurabilmesi, toplumsal sorunların daha iyi anlaşılmasına ve çözülmesine yardımcı oldu. Bu durum, Türk demokrasisinin olgunlaştığının ve daha geniş kitleleri temsil etme yolunda önemli bir adım attığının kanıtıdır.
Soru 3. Kanunlar önünde herkesin eşit olması toplum için neden önemlidir?
Çözüm:
Kanunlar önünde herkesin eşit olması, bir toplumun temel taşıdır. Çünkü bu eşitlik, adaletin sağlanması için şarttır. Eğer kanunlar herkese eşit uygulanmazsa, bazı insanlar haksızlığa uğrayabilir, bazıları ise ayrıcalıklı olabilir. Bu da toplumda güvensizlik, huzursuzluk ve kutuplaşmaya yol açar. Kanunların herkes için aynı olması, insanların devlete güvenmesini sağlar ve toplumsal barışı güçlendirir. Herkesin eşit olduğunu bilmek, vatandaşların kendilerini daha güvende ve değerli hissetmelerini sağlar.
Soru 4. Sosyal devlet anlayışına sahip devlet, vatandaşlarına hangi hakları sağlayabilir?
Çözüm:
Sosyal devlet anlayışına sahip bir devlet, vatandaşlarının sadece temel haklarını değil, aynı zamanda yaşamlarını daha iyi sürdürebilmeleri için gerekli olan sosyal hakları da sağlamaya çalışır. Bunlar arasında en önemlileri şunlardır:
- Eğitim hakkı: Herkesin ücretsiz veya düşük ücretli, kaliteli eğitim alma hakkı.
- Sağlık hakkı: Herkesin devlet hastanelerinde veya güvence altında sağlık hizmeti alma hakkı.
- Sosyal güvenlik hakkı: İşsizlik, yaşlılık, hastalık gibi durumlarda devletin vatandaşına destek olması (emeklilik, işsizlik maaşı gibi).
- Barınma hakkı: İhtiyacı olanlara devletin konut yardımı yapması veya uygun fiyatlı konutlar sunması.
- Çalışma hakkı ve adil ücret: Vatandaşların uygun şartlarda çalışma ve emeğinin karşılığını alabilmesi.
Kısacası, sosyal devlet, vatandaşlarının refahını ve mutluluğunu artırmak için elinden geleni yapar.
Soru 5. Engelli bireylere yönelik farkındalık kazandırmanın toplumsal uyuma katkıları neler olabilir?
Çözüm:
Engelli bireylere yönelik farkındalık çalışmaları yapmak, toplumumuzun daha anlayışlı, hoşgörülü ve birlikte yaşama kültürünü benimsemiş bir hale gelmesini sağlar. Bu farkındalık sayesinde:
- Empati artar: İnsanlar, engelli bireylerin yaşadığı zorlukları daha iyi anlar ve onlara karşı daha duyarlı olurlar.
- Önyargılar azalır: Engelli bireyler hakkındaki yanlış bilgiler ve önyargılar ortadan kalkar, yerine doğru ve yapıcı düşünceler yerleşir.
- Kapsayıcılık gelişir: Engelli bireyler, toplumun her alanında (eğitim, iş, sosyal yaşam gibi) daha rahat yer bulabilirler. Onların da toplumun bir parçası olduğu hissi güçlenir.
- Erişilebilirlik artar: Farkındalık, toplumda binaların, ulaşım araçlarının ve hizmetlerin engelli bireylerin kullanımına daha uygun hale getirilmesi için bir talep oluşturur.
- Toplumsal dayanışma güçlenir: Engelli bireylere destek olmak ve onların yaşamlarını kolaylaştırmak, toplumdaki dayanışma ruhunu pekiştirir.
Bu adımlarla, engelli bireylerin de tam ve eşit vatandaşlar olarak toplumda yerlerini almasını sağlayabiliriz.