7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 161
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben sizin Sosyal Bilgiler öğretmeniniz. Bugün birlikte bu harika görseldeki soruları çözeceğiz. Hazırsanız başlayalım!
**HAZIRLIK SORUSU**
“Bilgiye değer verilen toplumlarda medeniyet gelişir.” cümlesini yorumlayınız.
Bu cümle bize şunu anlatıyor: Bir toplumda bilgiye ne kadar önem verilirse, o toplum o kadar ilerler, gelişir. Düşünün bakalım, bir yerde yeni şeyler öğrenmek, araştırma yapmak, bilginin peşinden koşmak teşvik edilirse ne olur? Elbette o toplumda bilim, sanat, teknoloji gelişir. Bu da medeniyetin yükselmesi demektir. Tıpkı bir çiçeğin güneşle büyümesi gibi, bilgi de bir medeniyeti büyütür ve güçlendirir. O yüzden bilgiyi seven, onu arayan toplumlarda medeniyetin mutlaka gelişeceğini söyleyebiliriz.
Bilim; disiplinli ve düzenli çalışmayı, sürekli araştırmayı, soru sorarak gerçeğe ulaşmayı hedefler. Merak duygusu bilim için olmazsa olmazdır. Bilimsel faaliyetler o an, orada olup bitmez, etkileri devam eder. Bilim insanları elde ettikleri sonuçları ve bilgileri kendilerinden sonraki kuşaklara aktarır.
Burada bilim ne demek, onu anlatıyor. Bilim öyle rastgele yapılan bir şey değil. Bir kere disiplinli ve düzenli olmalı. Sürekli ne yapmalıyız? Araştırma yapmalıyız. Aklımıza takılanları sormalıyız, yani soru sormalıyız ki gerçeği bulalım. Hani bazen merak ederiz ya, işte o merak duygusu bilim için çok önemliymiş. Bilim sadece o anla sınırlı değil, yaptığı araştırmaların sonuçlarını ve bilgileri de sonraki nesillere aktararak bilimin devamlılığını sağlıyor.
Bilgi Mirası Üzerinde Gelişen Medeniyet
Milletlerin kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayan bazı unsurlar vardır. Bunların başında bilime yapılan katkı gelir. Bilim ve felsefe, Müslümanlar için en değerli uğraşlardan biri olmuştur. Müslüman bilim insanları; hükümdarlar ve devlet yöneticileri tarafından desteklenmiştir.
Şimdi de gelelim asıl konumuza: Türk-İslam dünyasında bilginler ve onların medeniyete katkıları. Bu kısımda bize diyor ki, milletlerin kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayan en önemli şeylerden biri de bilime katkıda bulunmalarıymış. Müslümanlar için de bilim ve felsefe çok önemliymiş. Hatta onlar için en değerli uğraşlardan biriymiş. Düşünün, hem bilgiyi seviyorlar hem de bilimle uğraşıyorlar. Bir de bu uğraşlarında kimler tarafından desteklenmişler? Tabii ki hükümdarlar ve devlet yöneticileri tarafından. Bu da bilim ve bilginlerin ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor.
İslamiyet’in yayılmasıyla Müslümanlar birçok farklı medeniyet ile etkileşime girmişlerdir. Bu medeniyetler Roma, Helen, İran, Hint ve Çin medeniyetleri olmak üzere insanlığın en eski ve köklü medeniyetleridir. Müslümanlar karşılaştıkları bu kültürel ve bilimsel birikimi tanımak ve anlamak istemişler, bu birikimden yararlanmak için çaba göstermişlerdir. Orta Çağ Avrupası’nda kilisenin bilim ve düşünce üzerindeki baskıları nedeniyle bilimsel ilerleme yavaşlamışken Doğu’da İslamiyet ile bilimsel çalışmalar altın çağını yaşamıştır. Bu çalışmalara somut göstergeleri bilimsel faaliyet yürüten kurumlardır. Bu kurumlardan biri Abbasiler döneminde Bağdat’ta faaliyete geçirilen “Beytü’l-Hikme” adlı bilim merkezidir. Beytü’l-Hikme’de Helen, Roma, İran, Hint gibi farklı yerlerde yazılan kimya, tıp, felsefe, astronomi, geometri, coğrafya, matematik konulu eserler tercüme edilmiştir.
İslamiyet yayıldıkça, Müslümanlar farklı kültürlerle, farklı medeniyetlerle tanışmışlar. Bu medeniyetler hangileriymiş? Gördüğünüz gibi Roma, Helen, İran, Hint ve Çin gibi çok eski ve köklü medeniyetler. Müslümanlar bu bilgileri öğrenmek, anlamak ve onlardan faydalanmak istemişler. Hatta öyle ki, Orta Çağ Avrupası’nda bilim biraz geri plandayken, Doğu’da, yani İslam dünyasında bilim altın çağını yaşamış. Bunu gösteren en önemli yerlerden biri de Bağdat’taki Beytü’l-Hikme adındaki bilim merkeziymiş. Orada farklı dillerdeki kimya, tıp, felsefe, astronomi, geometri, coğrafya ve matematik gibi konularda yazılmış eserler Arapçaya çevrilmiş. Düşünün, ne kadar çok bilgi birikimi ortaya çıkmış!
Müslümanların bilimsel araştırma ve bilim insanı yetiştirme amacıyla kurdukları kurumlarından bir diğeri de medreselerdir. Büyük Selçuklu Devleti Dönemi’nde kurulan Nizamiye Medreseleri önemli örneklerdendir. Türk-İslam medeniyetinde yetişen bilim insanları yaptıkları çalışmalarla bilime katkıda bulunmuştur (Görsel 4.8).
Sadece Beytü’l-Hikme değil, Müslümanlar bilim insanı yetiştirmek için başka kurumlar da kurmuşlar. Bunlardan biri de medreseler. Özellikle Büyük Selçuklu Devleti’nin kurduğu Nizamiye Medreseleri çok önemliymiş. İşte bu medreselerde yetişen bilim insanları da yaptıkları çalışmalarla bilime büyük katkılar sağlamışlar.
Görsel 4.8’de gördüğümüz bu muhteşem yapı da Özbekistan’daki Registan Meydanı‘ymış. Bu da bize o dönemdeki mimarinin ve medeniyetin ne kadar gelişmiş olduğunu gösteriyor.