4. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Ferman Yayınları Sayfa 86
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben 4. sınıf Sosyal Bilgiler öğretmeniniz.
Gönderdiğiniz görseldeki metni ve etkinlikleri inceledim. Gelin şimdi bu sayfadaki soruları birlikte, adım adım anlayarak çözelim.
Söyleyelim Bölümü
Konuya hazırlanırken yaptığınız çalışmada yaşadığınız bölgenin dikkatinizi çeken hangi özellikleri vardır? Yer şekilleri yaşadığınız bölgede nasıldır? Bölgenizin nüfusuna ilişkin hangi bilgilere ulaştınız? Bölgenizdeki yer şekilleriyle nüfus arasında nasıl bir ilişki vardır? Hazırladığınız tablodaki maddeleri okuyunuz.
Çözüm:
Sevgili çocuklar, bu bölüm aslında bir soru değil, sizinle sohbet etmek ve konuyu daha iyi anlamanızı sağlamak için hazırlanmış bir bölüm. Cevabı herkeste aynı olmayacaktır çünkü hepimiz farklı şehirlerde, farklı bölgelerde yaşıyoruz. Ama size nasıl düşüneceğiniz konusunda yardımcı olabilirim.
- Adım 1: İlk olarak yaşadığınız yeri düşünün. Etrafınızda neler var? Yüksek dağlar mı, geniş ovalar mı, yoksa deniz kenarında bir yer mi? Mesela Erzurum’da yaşayan bir arkadaşınız etrafının dağlık olduğunu, Konya’da yaşayan başka bir arkadaşınız ise yaşadığı yerin dümdüz bir ova olduğunu söyleyebilir.
- Adım 2: Şimdi de yaşadığınız yerin ne kadar kalabalık olduğunu düşünün. Çok mu kalabalık, yoksa sakin bir yer mi? Mesela İstanbul çok kalabalıktır, ama Bayburt daha az kalabalıktır. İşte bu duruma nüfus diyoruz.
- Adım 3: Son olarak bu ikisi arasında bir bağlantı kurmaya çalışalım. Metinde de okuduğumuz gibi, genellikle yer şekillerinin düz, tarıma uygun ve ulaşımın kolay olduğu yerlerde nüfus daha fazla olur. Dağlık, engebeli ve ulaşımın zor olduğu yerlerde ise nüfus daha az olur. Siz de yaşadığınız yerin bu kurala uyup uymadığını düşünebilirsiniz.
10. Etkinlik
Aşağıda verilen şiiri okuyunuz. Şiirde Ahmet Hamdi Tanpınar hangi durumdan yakınmaktadır? Şiirde, şiire konu olan yerin, yeryüzü şekilleri ve nüfusu hakkında ne gibi ipuçları vardır? Tartışınız.
Çözüm:
Harika bir şiir ve çok güzel sorular! Gelin bu şiirin bize neler anlattığını adım adım keşfedelim.
Adım 1: Şairin Duygusunu Anlayalım
Şiiri okuduğumuzda şairin bir özlem içinde olduğunu görüyoruz. Özellikle şu dizelere dikkat edelim:
“Ey sıla yolunu bağlayan dağlar!”
“Hıçkırır ve derim doğduğum şehre / Kavuşursam bir gün ne mutlu dağlar!”
Burada “sıla” kelimesi, bir kimsenin doğup büyüdüğü ve özlediği yer demektir. Şair, dağların memleketine giden yolu kapattığını, onu engellediğini söylüyor. Doğduğu şehre kavuşma hayali kuruyor. Yani şair, memleketine duyduğu özlemden ve bu özlemin önündeki en büyük engelin dağlar olmasından yakınmaktadır.
Adım 2: Yer Şekilleri Hakkındaki İpuçlarını Bulalım
Şiir, yer şekilleri hakkında bize çok net bilgiler veriyor. Zaten şiirin adı “DAĞLAR”.
- “Göklere dayanan karlı tepesi” dizesi bize buranın çok yüksek ve tepelerinin karlı dağlarla kaplı olduğunu anlatıyor.
- “Eteğinde seller çağlayan dağlar!” dizesi ise bu dağların eteklerinde güçlü akarsuların, şelalelerin olduğunu gösteriyor.
Kısacası, şiire konu olan yerin yeryüzü şekilleri dağlık, engebeli ve yüksektir.
Adım 3: Nüfus Hakkındaki İpuçlarını Değerlendirelim
Şiirde nüfusun az ya da çok olduğuna dair doğrudan bir bilgi yok. Ama biz öğrendiklerimizden yola çıkarak bir tahminde bulunabiliriz. Dersin başındaki metni hatırlayalım: “Ülkemizin engebeli yerlerinde nüfus seyrekken yeryüzü şekillerinin sade olduğu yerlerde nüfus fazladır.”
Şiirde anlatılan yer de çok dağlık ve engebeli olduğuna göre, bu tür yerlerde yaşam şartları zorlaşır, tarım ve ulaşım zor olur. Bu nedenle bu dağlık bölgedeki nüfusun seyrek (az) olduğunu düşünebiliriz. Şairin ulaşmak istediği “şehir” ise muhtemelen dağların ardında, daha yaşanılır bir yerdedir.
Sonuç:
Kısacası sevgili çocuklar, Ahmet Hamdi Tanpınar bu şiirde dağlar yüzünden ayrı kaldığı memleketine olan özleminden yakınıyor. Şiirdeki yerin yüksek, karlı ve dağlık bir yer olduğunu anlıyoruz. Bu tür engebeli yerlerde genellikle nüfusun az olduğunu da derslerimizden biliyoruz.