4. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Ferman Yayınları Sayfa 166
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben 4. Sınıf Sosyal Bilgiler öğretmeniniz. Bugün kitabımızdaki bazı görselleri ve metinleri birlikte inceleyip ne anlama geldiklerini öğreneceğiz. Haydi, hemen başlayalım!
Soru 1: Yanda verilen fotoğrafı inceleyiniz. Bu fotoğraf 1933’te Uşak’ta çekilmiştir. Fotoğraftaki pankartta anlatılmak istenen nedir? Tartışınız.
Çözüm:
Haydi gelin bu güzel fotoğrafı ve üzerindeki pankartı adım adım inceleyelim.
Adım 1: Öncelikle fotoğrafa dikkatlice bakalım. Fotoğrafta, köydeki veya kasabadaki insanlar bir araya gelmişler. Ellerinde Türk bayrakları var ve bir kutlama yaptıkları çok belli. Bu insanlar, yani halkımız, büyük bir coşku içinde. Fotoğrafın 1933 yılında, yani Cumhuriyet’in ilanının 10. yılında çekildiğini unutmayalım. Bu bir Cumhuriyet Bayramı kutlaması.
Adım 2: Şimdi de en önemli kısma, yani pankarta odaklanalım. Pankartta ne yazıyor? “CUMHURİYETİ BİZ BÖYLE KAZANDIK” yazıyor. Bu cümle çok önemli bir mesaj veriyor. “Kazanmak” kelimesi, bir mücadelenin, bir savaşın sonunda elde edilen başarıyı anlatır. Biliyorsunuz, Kurtuluş Savaşı’nda milletimiz, yani dedelerimiz ve ninelerimiz, vatanımızı kurtarmak için çok büyük fedakârlıklar yaptılar.
Adım 3: Pankartı tutanların sıradan halk olması da çok anlamlı. Bu, Cumhuriyet’in sadece askerler veya yöneticiler tarafından değil, tüm milletin ortak çabasıyla, birliğiyle, beraberliğiyle kazanıldığını gösteriyor. Kadını, erkeği, yaşlısı, genci hep birlikte bu mücadeleyi verdiler ve sonunda en büyük hediye olan Cumhuriyet’e kavuştular.
Sonuç:
Bu pankartla anlatılmak istenen şudur: Cumhuriyet, zorlu bir mücadele olan Kurtuluş Savaşı’nın sonunda, milletin kendisinin fedakarlıkları ve çabaları sayesinde kazanılmıştır. Bu yüzden Cumhuriyet, milletin en değerli varlığıdır ve ona hep birlikte sahip çıkmalıyız.
Soru 2: Mustafa Kemal Atatürk’ün aşağıdaki sözünü okuyunuz. Sizce Atatürk bu sözü ile ne anlatmak istemiştir?
• Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.
Çözüm:
Atatürk’ün bu harika sözünü gelin birlikte, cümle cümle anlayarak yorumlayalım.
Adım 1: Atatürk sözüne, “Bütün cihan bilmelidir ki…” yani “Bütün dünya duysun ki…” diye başlıyor. Bu, söyleyeceği şeyin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Sonra diyor ki; “…artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur.” Burada bahsettiği şey, eskidendi. Eskiden ülkeyi padişah yönetirdi ve tüm güç ondaydı. Atatürk, artık tek bir kişinin veya ailenin ülkeyi yönettiği dönemin bittiğini söylüyor.
Adım 2: Peki, padişah yoksa ülkeyi kim yönetecek? İşte bu sorunun cevabını hemen veriyor: “Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir.” Çocuklar, millî egemenlik en önemli kavramlardan biridir. Kısaca, “egemenliğin yani yönetme gücünün millete ait olması” demektir. Yani artık ülkeyi yönetecek kararları milletin kendisi verecektir. Nasıl mı? Tabi ki seçimlerde oy kullanarak kendi temsilcilerini, yani milletvekillerini seçerek. Meclisimiz (TBMM) de bu yüzden vardır.
Adım 3: Sözünün sonunda ise bu fikri daha da güçlendiriyor: “Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.” Bu ne demek? Yani en büyük ve en üstün makam, milletin ta kendisidir. Ülkenin geleceği hakkındaki en doğru kararı yine milletin ortak aklı, vicdanı ve isteği verecektir.
Sonuç:
Atatürk bu sözüyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkesini açıklamıştır: Artık yönetme gücü tek bir kişide veya grupta değil, tamamen milletin kendisindedir. En büyük güç ve en yüce makam, milletin iradesidir. Buna da millî egemenlik diyoruz.