8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 20
Merhaba sevgili öğrencim,
Harika bir konuyla ilgili sorularla karşılaştın. Kader inancı, hem çok önemli hem de bazen kafamızı karıştırabilen bir konu. Ama hiç merak etme, şimdi bu soruları birlikte, adım adım inceleyip çözeceğiz. Böylece her şeyi çok daha net bir şekilde anlayacaksın.
Hadi başlayalım!
***
Soru 1: Verilen hadisi külli ve cüzi irade açısından yorumlayınız.
Harika bir soru! Bu soruyu cevaplamak için önce külli irade ve cüzi irade ne demek, onu bir hatırlayalım.
- Külli İrade: Allah’ın (c.c.) her şeyi kuşatan, sınırsız ve mutlak iradesidir. Evrenin yasaları, ne zaman doğacağımız, hangi anne-babadan dünyaya geleceğimiz gibi bizim seçimimizin dışında olan her şey külli iradeye örnektir.
- Cüzi İrade: Allah’ın (c.c.) biz insanlara verdiği sınırlı seçme özgürlüğüdür. Derslerimize çalışıp çalışmamak, iyi veya kötü bir söz söylemek, birine yardım etmek veya etmemek gibi kendi kararlarımızı verdiğimiz alan cüzi iradedir.
Şimdi bu bilgilerle hadisi adım adım yorumlayalım:
İbni Abbas, Allah Resulü’yle yolculuk hâlindeyken onun kendisine şöyle dediğini anlattı: “Delikanlı! Sana bazı şeyler öğreteceğim. Allah’ı gözet ki Allah da seni gözetsin. Allah’ı gözet ki Allah’ı (daima) yanında bulasın. Bir şey istediğinde Allah’tan iste! Yardıma muhtaç olduğunda Allah’tan yardım dile! Şunu bil ki bütün insanlar sana fayda vermek için toplansa Allah’ın takdiri dışında sana faydalı olamazlar. Ayrıca bütün insanlar sana zarar vermek için toplansa Allah’ın takdiri dışında sana hiçbir şeyde zarar veremezler. Bu konuda kalemler kaldırılmış (karar verilmiş), sayfalar kurumuştur (hüküm kesinleşmiştir).”
Adım 1: Cüzi İrade’nin Rolü
Hadisin başındaki “Bir şey istediğinde Allah’tan iste! Yardıma muhtaç olduğunda Allah’tan yardım dile!” ifadelerine bakalım. Burada Peygamberimiz bize bir seçim sunuyor. İstemek, dilemek, dua etmek bizim elimizdedir. Yani biz kendi cüzi irademizle Allah’a yönelir, O’ndan yardım dileriz. Bu, bizim sorumluluğumuz ve tercih hakkımızdır. Tıpkı bir sınava çalışmak gibi, önce kendi irademizle çabalamalıyız.
Adım 2: Külli İrade’nin Belirleyiciliği
Hadisin devamında ise “Şunu bil ki bütün insanlar sana fayda vermek için toplansa Allah’ın takdiri dışında sana faydalı olamazlar… zarar veremezler.” deniliyor. İşte burası külli iradeyi çok net bir şekilde anlatıyor. Bu şu demek: Sen elinden geleni yapıp dua etsen bile, sonunda ne olacağına karar veren tek güç Allah’tır. O’nun izni ve iradesi olmadan, tüm dünya bir araya gelse bile, ne bir yaprak kımıldar ne de sana bir zarar veya fayda dokunabilir.
Adım 3: Sonuç ve Tevekkül
Son cümle olan “Bu konuda kalemler kaldırılmış, sayfalar kurumuştur.” ifadesi de her şeyin Allah’ın bilgisi ve planı dahilinde olduğunu, yani kaderin belirlendiğini vurgular. Bu da yine külli irade ile ilgilidir.
Özetle: Bu hadis bize şunu öğretiyor: Bizler cüzi irademizle doğru olanı seçmeli, çalışmalı, çabalamalı ve Allah’a dua etmeliyiz. Ancak sonucun ne olacağını sadece Allah’ın külli iradesinin belirlediğini bilmeli ve O’na güvenmeliyiz. Yani biz üzerimize düşeni yapacağız, gerisini Allah’a bırakacağız.
***
Soru 2: Ecel, ömür, rızık, tevekkül, başarı gibi kavramların günlük dildeki kullanımlarıyla ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Bu kavramları günlük hayatta sık sık duyarız. Gel, her birini ve dildeki kullanımlarını inceleyelim.
Adım 1: Ömür ve Ecel
- Ömür, doğumdan ölüme kadar geçen zamandır. Ecel ise bu sürenin bittiği, yani ölüm anıdır.
- Günlük Kullanımı: Bazen insanlar “Ömrü yetmedi, genç yaşta gitti.” derler. Ya da bir tehlike atlatıldığında “Eceli gelmemiş demek ki.” gibi ifadeler kullanılır. Burada unutmamamız gereken şey şudur: Allah her canlıya bir ömür biçmiştir ve bu ömrün sonu olan ecel bellidir. Ancak bu, bizim tedbir almamıza engel değildir. Örneğin, hasta olduğumuzda doktora gitmek, trafiğe dikkat etmek bizim sorumluluğumuzdur. Sorumluluklarımızı yerine getirmeden “Kaderde ne varsa o olur.” demek doğru bir anlayış değildir.
Adım 2: Rızık
- Rızık, Allah’ın yarattığı tüm canlılara verdiği maddi ve manevi nimetlerdir. Sadece yiyecek içecek değil; sağlık, akıl, bilgi gibi şeyler de birer rızıktır.
- Günlük Kullanımı: “Herkes rızkını yer.” veya “Rızkının peşinde koşuyor.” gibi sözler duyarız. Rızkı verenin Allah olduğuna inanmak esastır. Fakat bu, “Ben evde oturayım, rızkım beni bulur.” demek değildir. Bizim görevimiz, helal yoldan çalışıp çabalayarak rızkımızı aramaktır. Çiftçinin tarlayı sürmesi, öğrencinin ders çalışması rızkını arama çabasıdır.
Adım 3: Tevekkül
- Tevekkül, bir iş için elimizden gelen tüm gayreti gösterdikten sonra, sonucu Allah’a bırakmak ve O’na güvenmektir.
- Günlük Kullanımı: Maalesef bu kavram bazen tembellikle karıştırılır. Hiç ders çalışmayan bir öğrencinin “Ben Allah’a tevekkül ettim, sınavı geçerim.” demesi doğru bir tevekkül değildir. Doğrusu şudur: Öğrenci önce elinden geldiğince dersine çalışır, bütün hazırlığını yapar ve sonrasında “Ya Rabbi, ben elimden geleni yaptım, sonuç senden.” diyerek Allah’a güvenir. İşte gerçek tevekkül budur!
Adım 4: Başarı ve Başarısızlık
- Başarı, bir işte istenen sonuca ulaşmaktır. Başarısızlık ise ulaşamamaktır.
- Günlük Kullanımı: Bazen insanlar başarısız olduklarında “Kaderimde yokmuş.” veya “Alın yazım buymuş.” diyerek sorumluluktan kaçabilirler. Oysa İslam inancına göre başarıya giden yol çalışmaktan, sabretmekten ve doğru adımlar atmaktan geçer. Başarıyı da başarısızlığı da yaratan Allah’tır; ancak bizim seçimlerimiz ve çabalarımız sonuca etki eder. Başarısız olduğumuzda pes etmek yerine, nerede hata yaptığımızı düşünüp tekrar denemek doğru bir kader anlayışıdır.
Umarım bu açıklamalar konuları daha iyi anlamana yardımcı olmuştur. Unutma, kader, sorumluluklarımızdan kaçmak için bir bahane değil, doğruyu ve iyiyi seçerek çabaladıktan sonra Allah’a güvenme inancıdır.