3. Sınıf Hayat Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1 Sayfa 166
Harika bir çalışma sayfası! Haydi hep birlikte bu güzel soruları cevaplayalım. Unutma, bu sorularda önemli olan düşünmek ve empati kurmak, yani kendini başkasının yerine koyabilmek.
Durum 1: Ayşe, annesinin hazırladığı paketleri görünce içlerinde ne olduğunu merakla sordu. Annesi paketlerin içinde kıyafetler olduğunu ve bunların kermeste satılacağını söyledi. Gelirleri ise depremzedelerin ihtiyaçları için bağışlanacaktı. Ayşe hemen odasına koştu. Elinde kumbarası ve kullanmadığı oyuncaklarıyla geri döndü.
Soru: Sizce Ayşe böyle bir durumda depremzedelere nasıl yardımcı olmuştur?
Merhaba sevgili öğrencim, bu soruyu adım adım düşünelim.
Adım 1: Ayşe’nin ne yaptığını hatırlayalım.
Ayşe, annesinin depremzedeler için yardım hazırladığını duyunca hemen odasına gidip iki şey getirmiş:
- Kumbarası
- Kullanmadığı oyuncakları
Adım 2: Bu getirdiklerinin nasıl yardım olacağını düşünelim.
Ayşe’nin yaptığı bu davranış çok düşünceli ve yardımsever bir davranış. Yaptığı yardımları şöyle açıklayabiliriz:
- Maddi Destek: Kumbarasındaki paraları vererek, depremzedelerin yiyecek, su, battaniye gibi acil ihtiyaçlarının karşılanmasına doğrudan katkı sağlamış olur. Bu, parayla yapılan bir yardımdır.
- Eşya Desteği: Kullanmadığı oyuncakları vererek iki şekilde yardımcı olabilir. Birincisi, bu oyuncaklar da kermeste satılabilir ve elde edilen gelir yine depremzedelere gönderilebilir. İkincisi, bu oyuncaklar doğrudan depremden etkilenen çocuklara gönderilerek onların zor zamanlarında yüzlerini güldürebilir, onlara moral olabilir.
Sonuç:
Kısacası, Ayşe hem parasıyla hem de eşyalarıyla depremzedelere yardım etmiştir. En önemlisi de, küçücük kalbiyle başkalarının derdini dert edinmiş ve elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmıştır. Bu davranış, dayanışma ve yardımseverlik duygusunun en güzel örneklerinden biridir.
Durum 2: Meltem ve Mehmet, okullarında ailelerinin kan bağışçısı olabileceklerini gösteren afişi gördüler. Bu afişteki bilgileri daha fazla yetişkine duyurmak için neler yapabileceklerini düşündüler.
Soru: Meltem ve Mehmet daha fazla yetişkinin kan bağışçısı olabilmesi için sizce neler yapmayı düşünmüşlerdir?
Bu da harika bir soru! Meltem ve Mehmet’in yerinde olsak, kan bağışının ne kadar önemli olduğunu daha çok insana nasıl anlatırdık? Hadi birlikte fikir üretelim.
Adım 1: Amaçları neydi?
Meltem ve Mehmet’in amacı, okullarındaki kan bağışı kampanyasını daha fazla yetişkine duyurmak. Çünkü kan bağışını sadece yetişkinler yapabilir.
Adım 2: Neler yapabilirler?
İşte Meltem ve Mehmet’in aklına gelmiş olabilecek bazı harika fikirler:
- Kendi Aileleri ve Komşularıyla Konuşmak: İlk olarak kendi anne babalarına, akrabalarına ve komşularına bu afişten ve kan bağışının öneminden bahsedebilirler.
- Broşür veya Afiş Hazırlamak: Okuldaki afişten esinlenerek, kendi çizdikleri resimlerle veya basit yazılarla küçük el broşürleri hazırlayabilirler. Bu broşürleri ailelerine verip iş yerlerine veya apartman panolarına asmalarını rica edebilirler.
- Okulda Duyuru Yapmak: Öğretmenlerinden izin alarak diğer sınıfları gezebilir ve arkadaşlarına bu durumu anlatabilirler. Böylece her öğrenci kendi ailesine bu bilgiyi ulaştırır ve mesaj daha çok kişiye yayılır.
- Sosyal Medyayı Kullanmak: Ailelerinin yardımıyla, okulun veya ailelerinin sosyal medya hesaplarından kan bağışı kampanyasının duyurusunu paylaşabilirler.
Sonuç:
Gördüğün gibi, çocuklar da büyükleri iyi ve doğru işler yapmaları için teşvik edebilir. Meltem ve Mehmet, sorumluluk alarak ve yaratıcı çözümler düşünerek hayat kurtaracak bir konuda çok önemli bir iş başarmış olabilirler.
Aşağıdaki ifadede anlatılmak isteneni kendi hayatınızdan bir örnek ile açıklayınız.
“Acılar paylaşılarak azalır, sevinçler paylaşılarak artar.”
Bu çok doğru ve anlamlı bir söz. Haydi bu sözün ne anlama geldiğini ve hayatımızdaki yerini bir örnekle açıklayalım.
Adım 1: Sözün anlamını ikiye ayıralım.
- “Acılar paylaşılarak azalır”: Bu, üzüldüğümüz, canımızın sıkıldığı bir olayı güvendiğimiz bir arkadaşımıza, annemize veya babamıza anlattığımızda içimizdeki o üzüntünün hafiflemesi demektir. Sanki o yükü tek başımıza taşımak yerine, birileri bize yardım etmiş gibi hissederiz. Bizi dinleyen kişinin “üzülme, ben yanındayım” demesi bile acımızı azaltır.
- “Sevinçler paylaşılarak artar”: Bu da, bizi çok mutlu eden bir haberi veya olayı sevdiklerimizle paylaştığımızda mutluluğumuzun katlanarak büyümesi demektir. Onların da bizim adımıza sevinmesi, bizimle aynı heyecanı yaşaması, mutluluğumuzu daha da anlamlı kılar.
Adım 2: Kendi hayatımızdan bir örnek verelim.
Mesela geçen hafta okulda deneme sınavı olmuştuk ve ben bir soruyu yanlış anladığım için yapamamıştım. Buna çok üzülmüştüm. Eve geldiğimde moralim çok bozuktu. Durumu anneme anlattım. O da bana sarıldı ve “Olsun, bazen böyle şeyler olabilir. Önemli olan hatanı fark etmen. Bir dahaki sefere daha dikkatli olursun,” dedi. Annemle konuştuktan sonra içimdeki o sıkıntı ve üzüntü azaldı, kendimi çok daha iyi hissettim. İşte bu, acıların paylaşarak azalmasıdır.
Bir de geçen ay doğum günüm vardı. Ailem bana hayalimdeki bisikleti hediye etmişti. O an çok mutlu oldum! Ama asıl mutluluğum, hemen en yakın arkadaşımı arayıp bu haberi verdiğimde ve o da telefonda sevinçle çığlık attığında arttı. Sonra bisikletimle onun evinin önüne gidip birlikte tur attık. Mutluluğumu onunla paylaştığım için sanki iki kat daha fazla sevinmiştim. İşte bu da sevinçlerin paylaşarak artmasıdır.