Harika bir soru! Elbette, bir öğretmen olarak sana bu konuyu en güzel şekilde açıklayacağım. Gel, birlikte görseldeki metni ve soruyu inceleyelim.
ETKİNLİK Sorusu:
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), İslam’ı Mekkeli müşriklere açıktan duyurmak istediğinde onları Safa Tepesi’nde toplar. Mekkelilere, “Ey Kureyşliler! Şu tepenin arkasında bir düşman ordusu var, size saldırmak üzere bekliyor, desem bana inanır mısınız?” diye sorunca oradakiler hep birden, “Evet inanırız. Çünkü senin yalan söylediğini hiç duymadık.” derler.
Yukarıdaki olaydan nasıl bir sonuç çıkarılabilir? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Çözüm ve Açıklama:
Merhaba sevgili öğrencim! Bu etkinlik bizden, okuduğumuz bu anlamlı olaydan bir ders çıkarmamızı istiyor. Haydi gel, bu olayı adım adım düşünerek ne gibi sonuçlar çıkarabiliriz birlikte bakalım.
Adım 1: Olayı Anlayalım
Öncelikle ne olduğunu bir hatırlayalım. Peygamberimiz (s.a.v.), bütün Mekkelileri bir tepeye topluyor ve onlara hayali bir soru soruyor. Onlara diyor ki:
“Bakın, şu tepenin arkasında göremediğiniz bir ordu var ve size saldırmak üzere, desem bana inanır mısınız?”
Burada kilit nokta, insanların o orduyu görmüyor olması. Sadece Peygamberimizin sözüne güvenmeleri gerekiyor.
Adım 2: Mekkelilerin Cevabını Değerlendirelim
Mekkeliler bu soruya ne cevap veriyor? Hiç düşünmeden, hep birlikte, “Evet, inanırız!” diyorlar. Peki ama neden? Neden görmedikleri bir şeye inanıyorlar? Cevabın devamında bunun sebebini de söylüyorlar:
“Çünkü senin yalan söylediğini hiç duymadık.”
İşte en önemli kısım burası! Onların bu kadar emin olmasının tek sebebi, Peygamber Efendimizin o güne kadar hiç ama hiçbir zaman yalan söylememiş olması. O, hayatı boyunca dürüstlüğü ve doğruluğu ile tanınmış.
Adım 3: Sonucu Çıkaralım
Bu olaydan çıkarabileceğimiz en temel ve en güzel sonuç şudur:
Sonuç:
Doğruluk ve güvenilirlik, bir insanın en büyük hazinesidir. Bir insan hayatı boyunca dürüst olursa, insanlar ona o kadar çok güvenir ki, en zor anlarda ve en inanılmaz durumlarda bile onun sözünü doğru kabul ederler.
Peygamberimiz (s.a.v.) daha peygamber olmadan önce bile toplumda “Muhammedü’l-Emin” yani “Güvenilir Muhammed” olarak anılıyordu. Bu olay, onun bu unvanı ne kadar hak ettiğini ve dürüst bir karaktere sahip olmanın ne kadar güçlü bir etki yarattığını bize çok net bir şekilde gösteriyor. Güven, kelimelerden daha güçlüdür ve yıllar boyunca sergilenen dürüst davranışlarla kazanılır.