8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 93
Harika bir çalışma! 4. Ünite sonu değerlendirme sorularını birlikte çözelim. Ben senin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninim ve bu soruları en iyi şekilde anlaman için sana yardımcı olacağım. Haydi başlayalım!
A) Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1. Hz. Muhammed (s.a.v.), insanlara değer verdiğini hangi davranışlarıyla ortaya koymuştur? Örneklerle açıklayınız.
Sevgili öğrenciler, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) için insan, Allah’ın yarattığı en değerli varlıktı. O, bu değeri hayatının her anında gösterirdi. Gelin birkaç örnekle bunu daha iyi anlayalım:
- Farklılıklara Saygı Gösterirdi: Medine’de sadece Müslümanlar yaşamıyordu. Yahudiler ve diğer inançlardan insanlar da vardı. Peygamberimiz, onlarla bir arada yaşamak için Medine Sözleşmesi’ni yapmış, herkesin hakkını güvence altına almıştır. Bir gün bir Yahudi’nin cenazesi geçerken ayağa kalkması, onun insana sırf insan olduğu için ne kadar değer verdiğinin en güzel kanıtıdır.
- Çocukları Çok Severdi: O dönemde kız çocuklarının pek sevilmediği bir toplumda, kendi kızı Hz. Fatıma’yı “babasının gülü” diye sever, torunları Hz. Hasan ve Hüseyin’i omuzlarında gezdirirdi. Çocuklarla selamlaşır, onlarla şakalaşırdı.
- Kadınlara Değer Verirdi: Kadınların söz hakkının olmadığı bir zamanda, eşlerinin fikirlerine danışır, onlara ev işlerinde yardım ederdi. “Cennet, annelerin ayakları altındadır.” diyerek kadınların ne kadar yüce bir makamda olduğunu vurgulamıştır.
- Zayıfları ve Kimsesizleri Korurdu: Yetimlerle, yoksullarla, kölelerle yakından ilgilenir, onların haklarını her zaman korurdu.
Kısacası, Peygamberimiz ırk, din, cinsiyet veya sosyal statü ayrımı yapmadan herkese sevgi, şefkat ve adaletle yaklaşarak insana verdiği değeri en güzel şekilde göstermiştir.
2. Mekkeliler, gençliğinde Peygamberimize (s.a.v.) niçin “Muhammedü’l-Emin” unvanını vermişlerdir? Belirtiniz.
Harika bir soru! “Muhammedü’l-Emin” unvanı, Peygamberimizin en bilinen özelliklerinden birini anlatır.
“Muhammedü’l-Emin”, “Güvenilir Muhammed” anlamına gelir.
Mekkeliler, ona peygamberlik gelmeden çok önce, gençliğinden itibaren bu unvanı vermişlerdi. Peki neden?
Adım 1: Çünkü Hz. Muhammed (s.a.v.) hayatı boyunca hiç yalan söylememişti. Şaka bile olsa, kimseyi kandırmamıştı. Her zaman dürüst ve doğru sözlüydü.
Adım 2: İnsanlar en değerli eşyalarını ona emanet ederlerdi ve gözleri asla arkada kalmazdı. Ticaret yaparken kimsenin hakkını yemez, söz verdiğinde mutlaka sözünü tutardı.
Adım 3: Hatta Kâbe’nin tamiri sırasında kutsal taş olan Hacerü’l-Esved‘i yerine kimin koyacağı konusunda kabileler arasında büyük bir anlaşmazlık çıkmıştı. O zaman dediler ki, “Şu kapıdan ilk giren kişiyi hakem yapalım.” ve kapıdan giren kişi Hz. Muhammed (s.a.v.) oldu. Herkes sevinçle, “İşte el-Emin (güvenilir kişi) geliyor, onun kararına razıyız.” dedi. O da taşı bir örtüye koyup her kabile reisinin bir ucundan tutmasını sağlayarak bu sorunu adaletle çözmüştü.
İşte bu yüzden, dürüstlüğü ve güvenilirliğiyle herkesin gönlünde taht kurduğu için ona “Muhammedü’l-Emin” demişlerdir.
3. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) kararlı ve cesur bir kişiliğe sahip olması, onun zorlukları aşmasında ve İslamiyeti yaymasında nasıl bir rol oynamıştır? Bilgi veriniz.
Peygamberimizin kararlılığı ve cesareti, İslam’ın yayılmasındaki en önemli anahtarlardan biriydi. Düşünsenize, tek başınıza bir davaya başlıyorsunuz ve karşınızda size inanmayan, sizinle alay eden, hatta sizi tehdit eden bir toplum var.
- Kararlılığı: Mekkeli müşrikler, İslam’dan vazgeçmesi için ona krallık, zenginlik, en güzel kadınları teklif ettiler. Ama o ne dedi? Amcası Ebu Talip’e söylediği şu söz, onun kararlılığının zirvesidir: “Amca! Güneş’i sağ elime, Ay’ı da sol elime koysalar, ben yine de bu davadan vazgeçmem.” İşte bu sarsılmaz kararlılık, tüm zorluklara rağmen yoluna devam etmesini sağladı.
- Cesareti: Boykot yıllarında açlığa ve zorluğa arkadaşlarıyla birlikte göğüs gerdi. Taif’te taşlandığında bile onlara beddua etmedi, sabretti. Bedir, Uhud, Hendek gibi savaşlarda en önde ordusuna komutanlık etti. Ölümle defalarca yüz yüze gelmesine rağmen asla korkmadı ve geri adım atmadı.
Eğer o, bu kadar kararlı ve cesur olmasaydı, belki de ilk zorlukta pes eder ve İslamiyet bugünlere ulaşamazdı. Onun bu özellikleri, Müslümanlara da ilham kaynağı oldu ve imkânsız gibi görünen şeyleri başarmalarını sağladı.
4. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hakkı gözetmeye verdiği önemi örneklerle açıklayınız?
“Hakkı gözetmek” demek, adaletli olmak, kimsenin hakkını yememek ve herkese eşit davranmak demektir. Peygamberimiz bu konuda da en güzel örnekti.
Örnek 1: Bir keresinde, soylu bir aileden bir kadın hırsızlık yapmıştı. Bazıları, kadının ailesinin hatırı için affedilmesini istedi. Peygamberimiz buna çok sinirlendi ve o meşhur sözünü söyledi: “Allah’a yemin ederim ki, hırsızlık yapan Muhammed’in kızı Fatıma bile olsa, onun da cezasını verirdim!” Bu söz, onun adaletinin ne kadar hassas olduğunu ve hak konusunda kimseye ayrıcalık tanımadığını gösterir.
Örnek 2: Medine’de Müslümanlarla Yahudiler arasında bir anlaşmazlık olduğunda, her iki tarafı da dinler ve kim haklıysa onun lehine karar verirdi. Karşısındakinin Müslüman olup olmaması, onun kararını etkilemezdi. Önemli olan tek şey, hakkın ve adaletin yerini bulmasıydı.
Bu örnekler bize, adaletin temelinin herkesi eşit görmek olduğunu ve haklının yanında, haksızın karşısında durmamız gerektiğini öğretir.
5. Kureyş suresinde nelerden söz edilmekte ve bizlere hangi mesajlar verilmektedir? Söyleyiniz.
Kureyş suresi, Kur’an-ı Kerim’deki kısa ama çok anlamlı surelerden biridir. Gelin birlikte inceleyelim.
Adım 1: Surede Nelerden Söz Edilir?
Sure, Allah’ın Kureyş kabilesine verdiği büyük nimetleri hatırlatır. Bu nimetler şunlardır:
- Onlara güvenli ve huzurlu bir yurt (Mekke) vermesi.
- Yaz ve kış aylarında güven içinde ticaret yapıp geçimlerini sağlamaları için kolaylıklar vermesi.
- Onları açlıktan kurtarıp doyurması ve her türlü korkudan emin kılması.
Adım 2: Sure Bize Hangi Mesajları Verir?
Bu surenin bize verdiği en temel mesaj şükürdür. Allah, Kureyş kabilesine verdiği bu nimetleri hatırlatarak onlardan bir şey istiyor: “Öyleyse, bu evin (Kâbe’nin) Rabbine kulluk etsinler.”
Yani bize diyor ki:
- Size verdiğim nimetleri düşünün. Güvenlik, sağlık, yiyecek, aile… Bunların hepsi Allah’tandır.
- Bu nimetlerin farkına varın ve nankörlük etmeyin.
- Bu nimetlere karşılık olarak, sizi yaratan ve size bunları veren Allah’a ibadet edin, O’na şükredin.
Kısacası, Kureyş suresi bize sahip olduğumuz nimetlerin değerini bilmeyi ve bu nimetlerin şükrünü ibadetle göstermemiz gerektiğini öğretir.
B) Aşağıdaki soruların doğru seçeneğini belirleyip işaretleyiniz.
1. Mekkeli müşrikler, İslam davasından vazgeçmesi için Peygamberimize (s.a.v.) amcası Ebu Talip aracılığıyla çeşitli tekliflerde bulunurlar. Hz. Muhammed (s.a.v.) onların bu teklifini, “Güneş’i sağ elime, Ay’ı da sol elime koysalar yine de davamdan dönmem.” diyerek reddeder. Bu olayda Peygamberimizin (s.a.v.) hangi temel özelliği vurgulanmaktadır?
Çözüm: Soruda altı çizilmesi gereken ifade, “Güneş’i sağ elime, Ay’ı da sol elime koysalar yine de davamdan dönmem.” sözüdür. Bu söz, ne kadar büyük teklifler yapılırsa yapılsın, yolundan asla dönmeyeceğini ifade eder. Bu durum, onun davasına olan sarsılmaz bağlılığını, yani kararlılığını ve bu yolda her şeyi göze alabilme cesaretini gösterir.
A) İbadet etmeyi çok sevmesi
B) Cesur ve kararlı bir kişiliğe sahip olması
C) İnsanları nazik bir dille uyarması
D) Şefkatli ve merhametli olması
Sonuç: Doğru cevap B seçeneğidir. Bu olay, Peygamberimizin cesaretini ve kararlılığını en net şekilde ortaya koyar.
2. Hendek Savaşı öncesi Hz. Peygamber (s.a.v.) düşman ordusunu, şehrin içinde mi yoksa dışında mı karşılayalım diye sahabeleriyle görüş alışverişinde bulunuyordu. Bu sırada Selman-ı Farisi adlı bir sahabi, Medine’nin etrafına hendek kazılmasını ve savunma savaşı yapılmasını önerdi. Toplantı sonunda bu sahabinin görüşü hem Peygamberimiz (s.a.v.) hem de Müslümanlarca uygun bulundu. Bu metinden, esas olarak Peygamberimizle (s.a.v.) ilgili aşağıdaki sonuçlardan hangisi çıkarılabilir?
Çözüm: Metinde kilit nokta, Peygamberimizin savaş gibi çok önemli bir konuda tek başına karar vermeyip sahabeleriyle, yani arkadaşlarıyla “görüş alışverişinde bulunması”dır. Hatta İran’dan gelmiş bir sahabe olan Selman-ı Farisi’nin fikrini dinlemiş ve uygulamıştır. Bir liderin, kendisi karar verebilecekken başkalarının fikrini almasına istişare denir.
A) Hz. Muhammed (s.a.v.) sosyal ilişkilere her zaman önem vermiştir. (Doğru ama metnin ana fikri değil.)
B) Medine’nin etrafına hendekler kazıldığından müşriklerle yapılan son savaşa, Hendek Savaşı denilmiştir. (Bu bir sonuç değil, metindeki bir bilgidir.)
C) Hz. Muhammed (s.a.v.) toplumu ilgilendiren önemli konularda sahabilerle istişare yapmıştır.
D) Peygamberimiz (s.a.v.) her konuda Selman-ı Farisi’nin görüşünü almıştır. (Bu ifade yanlış, sadece bu konuda onun görüşünü almıştır.)
Sonuç: Metinden çıkarılacak en temel sonuç, Peygamberimizin istişareye yani danışmaya önem verdiğidir. Bu yüzden doğru cevap C seçeneğidir.
3. Üsve-i hasene kavramı Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hangi özelliğini ifade eden bir kavramdır?
Çözüm: “Üsve-i hasene” kavramı, Kur’an-ı Kerim’de Ahzâb suresinde geçer ve doğrudan bir anlama sahiptir. “Üsve”, örnek, model demektir. “Hasene” ise en güzel demektir. Bu iki kelime birleşince “en güzel örnek” anlamına gelir. Allah, Peygamberimizi biz Müslümanlar için her konuda en güzel örnek olarak göndermiştir.
A) Allah’ın (c.c.) peygamberi olmasını
B) İnsanlar için en güzel örnek olmasını
C) Peygamberliğinin evrensel olmasını
D) Kureyş kabilesine mensup olmasını
Sonuç: Doğru cevap B seçeneğidir. Üsve-i hasene, Peygamberimizin bizim için en güzel rol model olması demektir.
4. Sıdk kavramı, peygamberlerin hangi özelliğini ifade etmektedir?
Çözüm: Peygamberlerin sahip olması gereken ortak özellikler vardır. Bunlardan biri de “sıdk”tır. Sıdk kelimesi, doğruluk, dürüstlük, yalan söylememek anlamına gelir. Peygamberler, Allah’tan aldıkları mesajı insanlara olduğu gibi ilettikleri için onların doğru sözlü ve güvenilir olmaları şarttır. Zaten Peygamberimizin “Muhammedü’l-Emin” unvanı da onun bu özelliğinden gelir.
A) Tebliğ göreviyle sorumlu olmalarını (Bu Tebliğ özelliğidir.)
B) Her türlü günahtan uzak olmalarını (Bu İsmet özelliğidir.)
C) Doğru sözlü olmalarını
D) Akıllı ve zeki olmalarını (Bu Fetanet özelliğidir.)
Sonuç: Sıdk, peygamberlerin doğru sözlü olmalarını ifade eder. Bu nedenle doğru cevap C seçeneğidir.