8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 51
Harika bir çalışma kağıdı! Merhaba sevgili öğrencim, şimdi bu ünite değerlendirme sorularını birlikte, adım adım çözeceğiz. Tıpkı derste yaptığımız gibi, her soruyu dikkatlice okuyup anlayacak ve en doğru cevabı bulacağız. Hazırsan başlayalım!
A) Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1. İslamiyetin paylaşma ve yardımlaşmaya verdiği önemi ayet ve hadislerden örnekler vererek açıklayınız.
Sevgili öğrencim, dinimiz İslam, insanların birbiriyle kardeşçe yaşamasını, zenginin fakiri gözetmesini ve toplumda bir denge olmasını çok önemser. Paylaşmak ve yardımlaşmak, bu kardeşliğin en güzel göstergesidir. Bu konuda hem Kur’an-ı Kerim’de hem de Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sözlerinde çok güzel örnekler var.
- Ayet Örneği: Bakara suresinin 267. ayetinde Yüce Allah şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın…” Bu ayet bize, yardım ederken sahip olduğumuz şeylerin en iyilerinden vermemiz gerektiğini öğütler.
- Hadis Örneği: Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ise şöyle buyurmuştur: “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” Bu sözüyle de bize, çevremizdeki insanların durumundan sorumlu olduğumuzu ve onlara karşı duyarsız kalamayacağımızı hatırlatır.
Gördüğün gibi, İslam sadece bir inanç sistemi değil, aynı zamanda insanları birbirine yaklaştıran, sevgi ve merhameti öğreten bir yaşam biçimidir.
2. Zekât ve sadaka verirken nelere dikkat etmeliyiz? Söyleyiniz.
Zekât ve sadaka, çok değerli ibadetlerdir. Bu ibadetleri yaparken bazı güzel davranışlara dikkat etmeliyiz ki sevabımız tam olsun. İşte dikkat etmemiz gerekenler:
- Niyetimiz Halis Olmalı: Yardımı sadece Allah’ın rızasını kazanmak için yapmalıyız. Başkaları görsün, bizi övsün diye yapılmamalıdır.
- Gönül Kırmamalıyız: Yardım ettiğimiz kişiyi incitecek, utandıracak söz ve davranışlardan kaçınmalıyız. “Başa kakmak” dediğimiz şeyi asla yapmamalıyız.
- Malın İyisinden Vermeliyiz: Kendimizin kullanmayacağı, eski, kötü şeyleri değil; sevdiğimiz ve değerli olan mallardan vermeliyiz.
- Gizlilik Esastır: Özellikle sadaka verirken gizli vermek, yardım edilen kişiyi mahcup etmemek açısından çok daha güzel bir davranıştır.
- Gerçek İhtiyaç Sahiplerini Bulmalıyız: Yardımlarımızı gerçekten ihtiyacı olan kişilere ulaştırmaya özen göstermeliyiz.
3. Kimler zekât vermekle yükümlüdür? Belirtiniz.
Her Müslümanın zekât vermesi gerekmez. Zekât vermekle yükümlü olmak için bazı şartlar vardır. Bu şartları taşıyan kişilere zengin sayılır ve zekât vermeleri gerekir. Bu şartlar şunlardır:
- Müslüman olmak.
- Akıllı ve ergenlik çağına girmiş olmak.
- Zengin olmak: Yani temel ihtiyaçları (ev, araba, eşyalar) ve borçları dışında, “nisap miktarı” denilen belli bir ölçüde mala sahip olmak. Nisap miktarı, 85 gram altın veya ona eş değer para ya da mal demektir.
- Sahip olunan malın üzerinden bir yıl geçmiş olması: Zekâtı verilecek malın, kişinin elinde en az bir kameri yıl (yaklaşık 354 gün) bulunmuş olması gerekir.
4. Dinimize göre zekât kimlere verilebilir? Söyleyiniz.
Zekâtın kimlere verileceği Kur’an-ı Kerim’de açıkça belirtilmiştir. Zekâtımızı verirken bu kişileri gözetmeliyiz. Zekât verilebilecek kişiler şunlardır:
- Fakirler: Nisap miktarından daha az mala sahip olan, geçimini zor sağlayan kişiler.
- Miskinler (Düşkünler): Hiçbir malı veya geliri olmayan, çok zor durumda olan kişiler.
- Borçlular: Borcunu ödeyecek gücü olmayanlar.
- Yolda Kalmışlar: Memleketinden uzakta, parası bitmiş ve evine dönecek imkânı olmayan kişiler.
- Allah yolunda olanlar (Örneğin; ilim öğrenen öğrenciler).
Unutma! Bir kişi kendi annesine, babasına, dedesine, ninesine, çocuklarına ve torunlarına zekât veremez. Çünkü onlara bakmak zaten bizim görevimizdir.
5. Hz. Şuayp (a.s.), peygamberlik görevini yaparken ne gibi zorluklarla karşılaşmıştır? Bilgi veriniz.
Hz. Şuayp, Medyen ve Eyke halkına gönderilmiş bir peygamberdi. O’nun kavmi, Allah’a inanmakla birlikte çok önemli bir ahlaki soruna sahipti: Ticarette hile yapıyorlardı.
İşte Hz. Şuayp’ın karşılaştığı zorluklar:
- Ölçü ve Tartıda Hile: Kavmi, bir şey satarken eksik ölçüyor, alırken ise fazla alarak insanları kandırıyordu. Hz. Şuayp onlara dürüst olmalarını söyledi.
- Alay ve Tehdit: Kavmi, Hz. Şuayp’ın uyarılarını dinlemedi. Onunla alay ettiler, “Senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve seni aramızda zayıf görüyoruz.” dediler. Hatta onu ve ona inananları yurtlarından sürmekle, taşlamakla tehdit ettiler.
- İnançsızlıkta Direnme: Tüm uyarılarına rağmen, halkın büyük bir çoğunluğu kötü alışkanlıklarından vazgeçmedi ve Allah’a tam bir teslimiyetle inanmayı reddetti.
Bu zorluklara rağmen Hz. Şuayp, sabırla görevini yapmaya devam etmiştir.
B) Aşağıdaki soruların doğru seçeneğini işaretleyiniz.
1. Zekâtı verilecek malların oranlarıyla ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A) Paranın kırkta biri zekât olarak verilir.
B) Toprak ürünlerinin zekât oranı otuzda birdir.
C) Altının zekâtı, nakit değerinin kırkta bir oranındadır.
D) Büyükbaş hayvanlardan otuzda bir oranında zekât verilir.
Çözüm: Haydi şıkları tek tek inceleyelim, hangisi yanlış bulalım.
Adım 1: A ve C şıkkında altın ve paranın zekât oranı kırkta bir (1/40) olarak verilmiş. Bu bilgi doğrudur.
Adım 2: D şıkkında büyükbaş hayvanların (sığır, manda) zekât oranı otuzda bir (1/30) olarak verilmiş. Bu bilgi de doğrudur.
Adım 3: B şıkkında ise toprak ürünlerinin zekât oranının otuzda bir (1/30) olduğu söyleniyor. Bu bilgi yanlıştır. Çünkü toprak ürünlerinin zekâtı, eğer sulama için ek bir masraf yapılmadıysa (yağmur suyu ile sulanıyorsa) onda bir (1/10); eğer masraf yapılarak sulanıyorsa yirmide bir (1/20) oranındadır.
Sonuç: Bu durumda yanlış olan bilgi B şıkkındadır.
Doğru Cevap: B
2. Aşağıdakilerden hangisi sadaka-i cariye kapsamında değildir?
A) Salih bir evlat yetiştirmek
B) Toplum yararına cami, çeşme, köprü vb. yapılar yaptırmak
C) Nafile namaz kılmak
D) İnsanların faydalandığı ilmî bir eser ya da bilimsel bir çalışma bırakmak
Çözüm: Sevgili öğrencim, “sadaka-i cariye” demek, insan vefat ettikten sonra bile sevap defterini açık tutan, sevabı devam eden sadaka demektir. Şimdi seçeneklere bu gözle bakalım.
Adım 1: Salih bir evlat (A), anne-babası için dua eder, hayır yapar. Bu, sevabı devam eden bir sadakadır.
Adım 2: Cami, çeşme, okul gibi yapılar (B), insanlar kullandığı sürece yaptıran kişiye sevap kazandırır. Bu da bir sadaka-i cariyedir.
Adım 3: İnsanlığa faydalı bir kitap veya buluş (D), insanlar ondan faydalandıkça yazana veya bulana sevap kazandırır. Bu da bir sadaka-i cariyedir.
Adım 4: Nafile namaz kılmak (C) ise çok sevap bir ibadettir ancak kişisel bir ibadettir. Sevabı sadece kılan kişiyedir ve o anda biter. Kişi öldükten sonra devam eden bir faydası yoktur.
Sonuç: Bu nedenle nafile namaz kılmak sadaka-i cariye değildir.
Doğru Cevap: C
3. Aşağıda Hz. Şuayp (a.s.) ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
A) Medyenlileri Allah’a (c.c.) iman etmeye ve kötülüklerden vazgeçmeye çağırmıştır.
B) Eyke halkına da peygamber olarak gönderilmiştir.
C) Medyenliler ve Eykeliler Hz. Şuayp’ın (a.s.) çağrısına kulak vermişler ve ona iman etmişlerdir.
D) Gönderildiği toplumları, ölçü ve tartıda hile yapmamaları, alışverişte dürüst olmaları konusunda ikaz etmiştir.
Çözüm: Hz. Şuayp kıssasını hatırlayarak şıkları değerlendirelim.
Adım 1: A ve D şıkları, Hz. Şuayp’ın tebliğ görevini, yani halkını neye davet ettiğini anlatıyor. Onları tek Allah’a inanmaya ve ticarette dürüst olmaya çağırmıştır. Bu bilgiler doğrudur.
Adım 2: B şıkkında hem Medyen hem de Eyke halkına peygamber olarak gönderildiği belirtiliyor. Bu bilgi de doğrudur.
Adım 3: C şıkkında ise bu iki halkın da Hz. Şuayp’a kulak verip iman ettiği söyleniyor. Maalesef bu bilgi yanlıştır. Kavminin çok az bir kısmı ona inanmış, büyük çoğunluğu ise onu yalanlamış ve karşı çıkmıştır.
Sonuç: Yanlış olan bilgi C şıkkında verilmiştir.
Doğru Cevap: C
4. I. Anneye II. Dedeye III. Kardeşe IV. Teyzeye
Yukarıda sıralanan kimselerden kaç tanesine zekât verilir?
A) 1
B) 2
C) 3
D) 4
Çözüm: Zekâtın kimlere verilip verilemeyeceği kuralını hatırlayalım. Bir kişi, bakmakla yükümlü olduğu usûl ve fürû’una zekât veremez. Yani annesine, babasına, dedelerine, çocuklarına ve torunlarına zekât veremez.
Adım 1: Anne (I) ve Dede (II), kişinin bakmakla yükümlü olduğu üst soyudur. Onlara zekât verilemez.
Adım 2: Kardeş (III) ve Teyze (IV) ise kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişiler arasında değildir. Eğer fakir ve ihtiyaç sahibiyseler, onlara zekât verilebilir. Hatta akrabaya verilen zekâtın sevabı daha çoktur.
Adım 3: Bu durumda listedeki 4 kişiden 2’sine (Kardeş ve Teyze) zekât verilebilir.
Sonuç: Cevabımız 2’dir.
Doğru Cevap: B
5. Altından ve nakit paradan verilmesi gereken zekât oranı hangi seçenekte doğru verilmiştir?
A) Kırkta bir
B) Otuzda bir
C) Yirmide bir
D) Onda bir
Çözüm: Bu bir bilgi sorusu. Zekât oranlarını aklımızda tutmalıyız.
Adım 1: Altın, gümüş, nakit para ve ticaret mallarının zekât oranı her zaman kırkta bir (1/40)‘dir. Bu da %2,5’e denk gelir.
Adım 2: Diğer oranları hatırlayalım: Otuzda bir (1/30) büyükbaş hayvanlar, onda bir (1/10) veya yirmide bir (1/20) ise toprak ürünleri içindi.
Sonuç: Altın ve nakit para için doğru oran “kırkta bir”dir.
Doğru Cevap: A
Tebrikler! Bütün soruları başarıyla tamamladık. Unutma, önemli olan sadece doğru cevabı bulmak değil, neden doğru olduğunu anlamaktır. Harika iş çıkardın!