8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 88
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizlerle kitabımızdaki çok önemli bir konuyu, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hak ve adalet konusundaki hassasiyetini işleyeceğiz. Gelin, görseldeki metin ve soruları birlikte inceleyip cevaplayalım. Unutmayın, adalet sadece mahkemelerde değil, hayatımızın her anında olması gereken bir erdemdir.
Soru 1: “Yer ve gök adaletle ayakta durmaktadır.”
Yukarıdaki hadis ne anlama gelmektedir?
Çözüm:
Bu güzel ve derin anlamlı söz, aslında bize iki önemli şeyi anlatıyor. Haydi adım adım inceleyelim:
-
Adım 1: Evrenin Düzeni Olarak Adalet
Şöyle bir düşünelim çocuklar… Güneş her gün aynı yerden doğuyor, mevsimler sırasıyla geliyor, gezegenler yörüngelerinden hiç şaşmıyor. İşte bütün bu kusursuz işleyiş, evrendeki ilahi bir adaletin ve dengenin sonucudur. Eğer bu denge ve adalet olmasaydı, her şey birbirine girer ve büyük bir kaos ortaya çıkardı. Yani evrenin kendisi, adalet sayesinde varlığını sürdürüyor.
-
Adım 2: Toplumun Düzeni Olarak Adalet
Aynı evrendeki denge gibi, insanlar arasındaki ilişkilerin ve toplum hayatının da ayakta kalabilmesi için adalet şarttır. Bir toplumda haksızlıklar yaygınlaşırsa, güçlü olan zayıfı ezerse, insanlar birbirinin hakkına saygı göstermezse o toplumda huzur ve güven kalmaz. Tıpkı temeli çürük bir bina gibi, adaletsiz bir toplum da zamanla yıkılır gider. Bu söz bize, adaletin hem kâinatın hem de insanlığın temel direği olduğunu öğretir.
Kısacası, bu hadis-i şerif bize şunu söyler: Adalet, varoluşun temelidir. Nasıl ki evren bir denge ve düzen (adalet) üzerine kurulmuşsa, bizim de toplum olarak ayakta kalmamız ve mutlu yaşamamız için adaleti hayatımızın merkezine koymamız gerekir.
Soru 2: HADİS YORUMLAYALIM
“(Haksızlığa uğrayan) güçsüz, zayıf kimsenin incitilmeden hakkını alamadığı bir toplum yükselemez.”
Çözüm:
Bu hadis, bir toplumun ne kadar gelişmiş ve sağlıklı olduğunun en önemli göstergesini bize sunuyor. Gelin bu sözün ne kadar önemli olduğunu birlikte yorumlayalım:
-
Adım 1: Hadisteki Anahtar Kelimeler
Burada dikkat etmemiz gereken birkaç ifade var: “güçsüz, zayıf kimse”, “incitilmeden hakkını alabilmesi” ve “toplumun yükselememesi”.
- Güçsüz ve zayıf kimse: Parası, makamı, arkasında onu koruyacak güçlü akrabaları olmayan, sesini duyurmakta zorlanan insanlar demektir.
- İncitilmeden hakkını alması: Bu çok önemli! Yani hakkını ararken bir de hor görülmemesi, aşağılanmaması, kapı kapı dolaştırılıp yorulmaması, adeta “canından bezdirilmemesi” demektir. Adaletin sadece sonuçta değil, süreçte de adil olması gerektiğini anlatır.
- Toplumun yükselememesi: Bu sadece binaların yükselmesi, yolların yapılması gibi maddi bir gelişme değildir. Asıl kastedilen, o toplumun ahlaki olarak, manevi olarak ve huzur içinde gelişememesi, ilerleyememesidir.
-
Adım 2: Hadisin Anlamını Yorumlama
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bize diyor ki; bir toplumun medeniyet seviyesini anlamak istiyorsanız, o toplumun en savunmasız insanlarına nasıl davrandığına bakın. Eğer bir toplumda zayıf bir insan, hakkı yendiğinde kolayca, onuru kırılmadan ve korkmadan hakkını alabiliyorsa, işte o toplum gerçekten güçlü ve gelişmiş bir toplumdur.
Ama tam tersi, zayıflar ve güçsüzler haklarını ararken eziliyor, hor görülüyor ve adalet sadece güçlüden yana işliyorsa, o toplum büyük binalar yapsa bile aslında ahlaken çöküş içerisindedir ve asla gerçek anlamda “yükselemez”.
-
Adım 3: Metindeki Örnekle Bağlantı Kurma
Metinde anlatılan Mahzumoğulları kabilesinden hırsızlık yapan kadın olayı, bu hadisin en güzel açıklamasıdır. O kadın, soylu ve güçlü bir aileden geldiği için ailesi ceza almasını istememiştir. Peygamberimiz ise bu duruma çok sinirlenmiş ve “Sizden önceki toplumlar, aralarından soylu biri suç işlediğinde onu affettikleri, zayıf biri suç işlediğinde ise onu cezalandırdıkları için helak oldular. Vallahi kızım Fâtıma bile hırsızlık yapsa, onun da cezasını veririm!” diyerek adaletin herkes için eşit olması gerektiğini vurgulamıştır. İşte bu, zayıfın da güçlünün de adalet önünde bir olduğu, yüce bir toplum anlayışıdır.