8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 24
Merhaba sevgili öğrencim,
Görseldeki sayfayı ve özellikle etkinlik bölümündeki soruyu senin için inceledim. Haydi gel, bu soruyu birlikte adım adım çözelim ve tevekkül konusunu daha iyi anlayalım.
Soru:
“Çalış dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun.
Onun hesabına birçok hurafe uydurdun.
Sonunda bir de tevekkül sokuşturup araya,
Zavallı dini çevirdin maskaraya.
Allah’a dayandım, diye sen çıkma yataktan.
Manayı tevekkül bu mudur? Hey gidi nadan!
Ecdadını zannetme asırlarca uyurdu,
Nereden bulacaktın o zaman eldeki yurdu?”
(Mehmet Âkif ERSOY, Safahat, s. 153.)
Yukarıdaki dörtlükten İslam’ın tevekkül anlayışıyla ilgili nasıl bir sonuç çıkarılabilir? Sınıfınızda değerlendiriniz.
Çözüm ve Açıklama:
Bu güzel şiiri ve sorusunu anlamak için adımları takip edelim.
Adım 1: Şiiri Anlayalım
Öncelikle şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un bu dizelerde ne anlatmak istediğine bakalım. Şair, burada bazı insanların tevekkülü yanlış anladığını söylüyor ve bu duruma çok kızıyor.
- “Çalış dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun.” diyor. Yani, dinimiz bize sürekli çalışmayı, çabalamayı emrederken, sen tembellik edip durdun, diyor.
- “Sonunda bir de tevekkül sokuşturup araya, Zavallı dini çevirdin maskaraya.” diyerek de bu tembelliğine “tevekkül” adını vererek dini yanlış gösterdiğini, adeta dinle alay ettiğini söylüyor.
- “Allah’a dayandım, diye sen çıkma yataktan.” dizesiyle bu yanlış anlayışı çok net bir şekilde eleştiriyor. Sadece “Allah’a güvendim” diyerek yataktan bile çıkmamanın doğru olmadığını vurguluyor.
- Son olarak da atalarımızın, ecdadımızın tembellik etmediğini, tam tersine çok çalışarak bu vatanı bize emanet ettiklerini hatırlatıyor. Eğer onlar da böyle yanlış bir tevekkül anlayışına sahip olsalardı, bugün üzerinde yaşadığımız bir yurdumuz olmazdı.
Kısacası, Mehmet Akif Ersoy bu şiirde tembelliği tevekkül zannedenleri eleştiriyor.
Adım 2: Şiirin Mesajını Doğru Tevekkül Anlayışıyla Birleştirelim
Peki, doğru tevekkül anlayışı nedir? Sayfadaki “BİLGİ KUTUSU” bize harika bir örnek veriyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), devesini bağlamadan “Allah’a tevekkül ettim” diyen kişiye ne demişti? “Önce deveni bağlayıp öyle tevekkül etseydin ya!”
İşte bu, tevekkülün en güzel tanımıdır. Tevekkül etmek demek;
- Önce elimizden gelen her şeyi yapmak,
- Gerekli bütün önlemleri almak,
- Çalışmak, çabalamak, gayret göstermek,
- Ve tüm bunlardan sonra sonucunu Allah’tan beklemek, O’na güvenmektir.
Mehmet Akif’in şiiri, tam da bu doğru anlayışın tersini yapanları, yani devesini bağlamadan, hiç çaba göstermeden sadece “Allah’a güvendim” diyenleri eleştiriyor.
Sonuç:
Bu dörtlükten çıkarabileceğimiz sonuç şudur: İslam’ın tevekkül anlayışı, kişinin üzerine düşen tüm görevleri yerine getirdikten, alması gereken tüm önlemleri aldıktan sonra Allah’a güvenmesi ve sonucu O’na bırakmasıdır. Şiir, tevekkülü tembellik ve miskinlik için bir bahane olarak kullanan yanlış anlayışı eleştirir. Gerçek tevekkül, aktif bir çaba ve gayretin ardından gelen bir teslimiyettir; pasif bir bekleyiş değildir.