8. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Çalışma Kitabı Sayfa 24
Harika bir çalışma! Merhaba sevgili öğrencim, gönderdiğin görseldeki “Test Yourself” etkinliğini birlikte adım adım çözelim. Bu tür alıştırmalar kelime bilgimizi ve okuduğumuzu anlama becerimizi geliştirmek için çok faydalıdır. Hazırsan başlayalım!
1. Complete the statements with the suitable words. (Cümleleri uygun kelimelerle tamamlayın.)
Bu bölümde, kutucukta verilen kelimeleri anlamlarına göre cümlelerdeki boşluklara yerleştireceğiz. Önce kelimelerin anlamlarına bir göz atalım:
- relationship: ilişki, arkadaşlık
- terrific: harika, müthiş
- unbearable: dayanılmaz, katlanılmaz
- casual: günlük, sıradan (kıyafet için)
- teenagers: gençler (13-19 yaş arası)
- trendy: modaya uygun, son moda
1. I can’t stand rock music. I think it is ……………….. .
Çözüm:
Adım 1: Cümledeki “I can’t stand” ifadesi “dayanamıyorum, katlanamıyorum” anlamına gelir. Bu, rock müzik hakkında olumsuz bir düşünce belirtildiğini gösteriyor.
Adım 2: Kutudaki kelimelerden olumsuz anlam taşıyan kelime “unbearable” (dayanılmaz). Cümleye en uygun kelime budur.
Sonuç: I can’t stand rock music. I think it is unbearable.
2. My sister is keen on fashion. She always wears ……………….. clothes.
Çözüm:
Adım 1: Cümlede “is keen on fashion” ifadesi “modaya düşkün olmak” demektir. Kız kardeşinin modayı yakından takip ettiğini anlıyoruz.
Adım 2: Modayı takip eden biri, modaya uygun kıyafetler giyer. Bu anlama gelen kelime “trendy” (son moda) kelimesidir.
Sonuç: My sister is keen on fashion. She always wears trendy clothes.
3. Nowadays, ……………….. prefer shopping online.
Çözüm:
Adım 1: Cümle “Günümüzde, ………… internetten alışveriş yapmayı tercih eder.” diyor. Bu genel bir ifadedir ve bir insan grubundan bahsediyor.
Adım 2: İnternetten alışveriş yapmayı en çok tercih eden grup genellikle gençlerdir. Kutudaki “teenagers” (gençler) kelimesi bu boşluğa tam oturuyor.
Sonuç: Nowadays, teenagers prefer shopping online.
4. I get on well with my deskmate, Liz. We have a good ……………….. .
Çözüm:
Adım 1: “I get on well with…” ifadesi “biriyle iyi geçinmek, anlaşmak” demektir. Sıra arkadaşı Liz ile iyi anlaştığını söylüyor.
Adım 2: İki insanın iyi anlaşması, aralarında iyi bir “ilişki” veya “arkadaşlık” olduğu anlamına gelir. Bu anlama gelen kelime “relationship” kelimesidir.
Sonuç: I get on well with my deskmate, Liz. We have a good relationship.
5. I love this hip-hop band. I think they are ……………….. .
Çözüm:
Adım 1: Cümlenin başında “I love” (seviyorum) ifadesi var. Bu, hip-hop grubu hakkında olumlu bir yorum yapılacağını gösteriyor.
Adım 2: Kutudaki olumlu kelimelerden “terrific” (harika, müthiş) buraya çok uygun. Grubu çok sevdiği için onların harika olduğunu düşünüyor.
Sonuç: I love this hip-hop band. I think they are terrific.
6. Jason usually wears jeans and shirts. He prefers ……………….. clothes.
Çözüm:
Adım 1: Cümlede Jason’ın genellikle kot pantolon ve tişört giydiği söyleniyor. Bunlar resmi olmayan, rahat kıyafetlerdir.
Adım 2: Kot pantolon ve tişört gibi rahat, günlük kıyafetleri tanımlamak için “casual” kelimesini kullanırız.
Sonuç: Jason usually wears jeans and shirts. He prefers casual clothes.
2. Match the questions with the answers. (Soruları cevaplarla eşleştirin.)
Bu alıştırmada, soldaki soruları sağdaki uygun cevaplarla eşleştireceğiz. Sorunun ne sorduğuna dikkat etmeliyiz.
1. Who loves adventure books? (Macera kitaplarını kim sever?)
Çözüm:
Adım 1: Soru “Who” (Kim) ile başlıyor, yani bir kişiyi soruyor.
Adım 2: Cevaplara baktığımızda “c. My brother.” (Benim erkek kardeşim.) cevabı bir kişiden bahsediyor. Bu yüzden doğru eşleştirme budur.
Sonuç: 1. Who loves adventure books? -> c. My brother.
2. Do you prefer trendy clothes? (Modaya uygun kıyafetleri tercih eder misin?)
Çözüm:
Adım 1: Soru “Do you…?” ile başlıyor. Bu bir evet/hayır sorusudur ve cevabı “Yes, I do.” veya “No, I don’t.” olmalıdır.
Adım 2: Şıklarda “d. No, I don’t.” (Hayır, etmem.) cevabı bu yapıya uyuyor.
Sonuç: 2. Do you prefer trendy clothes? -> d. No, I don’t.
3. What do you think about heavy metal? (Heavy metal hakkında ne düşünüyorsun?)
Çözüm:
Adım 1: Soru “What do you think…?” (Ne düşünüyorsun?) kalıbıyla bir fikir soruyor.
Adım 2: Cevaplarda fikir belirten cümle “a. I think it is impressive.” (Bence etkileyici.) cümlesidir.
Sonuç: 3. What do you think about heavy metal? -> a. I think it is impressive.
4. When do you go to the theater? (Tiyatroya ne zaman gidersin?)
Çözüm:
Adım 1: Soru “When” (Ne zaman) ile başladığı için bir zaman belirtmemiz gerekiyor.
Adım 2: Cevaplar arasında zaman bildiren ifade “b. At weekends.” (Hafta sonları.) ifadesidir.
Sonuç: 4. When do you go to the theater? -> b. At weekends.
5. Does Tim like reading the news online? (Tim internetten haber okumayı sever mi?)
Çözüm:
Adım 1: Soru “Does…?” ile başlıyor ve “Tim” (he) öznesini soruyor. Bu da bir evet/hayır sorusudur. Cevabı “Yes, he does.” veya “No, he doesn’t.” olmalıdır.
Adım 2: Şıklardaki “f. Yes, he does.” (Evet, sever.) cevabı bu soruya tam olarak uyuyor.
Sonuç: 5. Does Tim like reading the news online? -> f. Yes, he does.
6. How often do you go to concerts? (Ne sıklıkla konserlere gidersin?)
Çözüm:
Adım 1: Soru “How often…?” (Ne sıklıkla?) diye soruyor. Bu soruya bir sıklık zarfıyla (always, sometimes, rarely, never vb.) cevap verilir.
Adım 2: Cevaplar arasındaki “e. Rarely.” (Nadiren.) kelimesi bir sıklık bildirdiği için doğru cevaptır.
Sonuç: 6. How often do you go to concerts? -> e. Rarely.
3. Look at the table and complete the statements. (Tabloya bakın ve cümleleri tamamlayın.)
Bu alıştırmada bize bir tablo verilmiş. Tabloda Jane, Bob, Sam ve Julia’nın neleri sevdiği (Likes) ve neleri sevmediği (Dislikes) gösteriliyor. Cümleleri bu tabloya göre tamamlayacağız.
1. Jane prefers ……………….. to ……………….. .
Çözüm:
Adım 1: “prefer … to …” kalıbı, bir şeyi başka bir şeye tercih etmek anlamına gelir. Yani Jane’in sevdiği şeyi ilk boşluğa, sevmediği şeyi ikinci boşluğa yazacağız.
Adım 2: Tabloya bakıyoruz: Jane “fencing” (eskrim) seviyor ve “rugby” (ragbi) sevmiyor.
Sonuç: Jane prefers fencing to rugby.
2. Bob thinks ……………….. is unbearable.
Çözüm:
Adım 1: “unbearable” kelimesi “dayanılmaz” demektir. Yani Bob’un sevmediği, katlanamadığı şeyi bulmalıyız.
Adım 2: Tabloya göre Bob “hip-hop” sevmiyor (Dislikes).
Sonuç: Bob thinks hip-hop is unbearable.
3. Sam is fond of ……………….. .
Çözüm:
Adım 1: “is fond of” ifadesi “düşkün olmak, çok sevmek” anlamına gelir. Sam’in neyi sevdiğine bakacağız.
Adım 2: Tabloda Sam’in “sci-fi novels” (bilim kurgu romanları) sevdiği yazıyor.
Sonuç: Sam is fond of sci-fi novels.
4. Julia dislikes ……………….. .
Çözüm:
Adım 1: “dislikes” kelimesi “sevmez” demektir. Julia’nın sevmediği şeyi bulacağız.
Adım 2: Tabloya göre Julia “classical music” (klasik müzik) sevmiyor.
Sonuç: Julia dislikes classical music.
5. Bob finds ……………….. fun.
Çözüm:
Adım 1: “finds … fun” kalıbı “…yı eğlenceli bulmak” demektir. Bu, Bob’un sevdiği bir şey olmalı.
Adım 2: Tabloya baktığımızda Bob’un “heavy metal music” sevdiğini görüyoruz.
Sonuç: Bob finds heavy metal music fun.
6. Sam can’t stand ……………….. .
Çözüm:
Adım 1: “can’t stand” ifadesi “dayanamamak, katlanamamak” anlamına gelir, yani sevmediği bir şeyi soruyor.
Adım 2: Tabloya göre Sam “adventure novels” (macera romanları) sevmiyor.
Sonuç: Sam can’t stand adventure novels.
Umarım tüm açıklamalar anlaşılır olmuştur. Çok iyi iş çıkardın! Unutma, pratik yapmak İngilizceni geliştirmenin en iyi yoludur. Başarılar dilerim!