5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1 Sayfa 87
Merhaba sevgili öğrencim,
Harika bir etkinlik sayfası göndermişsin! Bu sayfadaki şiiri ve soruları birlikte inceleyip cevaplayalım. Şiiri okurken o anları zihninde canlandırmaya çalış, böylece soruları cevaplamak çok daha kolay ve keyifli olacak. Haydi başlayalım!
1. Soru: Sizce şiirde bahsedilen dede kimdir?
Çözüm:
Şimdi şiirdeki ipuçlarını bir dedektif gibi takip edelim ve bu sevgi dolu dedenin kim olduğunu bulalım!
Adım 1: Şiirin hemen üstündeki metni hatırlayalım. Orada bize Hz. Muhammed’in (s.a.v.) çocuklara olan sevgisinden bahsediliyordu. Bu bizim için en büyük ipucu!
Adım 2: Şiirde olayların geçtiği yere dikkat edelim: “Mescidin avlusunda oynayan küçük bir çocukken ben” ve “Gölgede namaz kılardı dedem” diyor. Mescit ve namaz kelimeleri bize bu kişinin Müslümanların önderi olduğunu düşündürüyor.
Adım 3: Şiirdeki en güzel ipuçlarından biri de şu dizede saklı: “Gül kokulu ellerini ayırmadan ellerimizden”. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) en bilinen özelliklerinden biri teninin ve terinin gül gibi kokmasıdır. Bu, onunla ilgili anlatılan en meşhur ve güzel detaylardan biridir.
Adım 4: Tüm bu ipuçlarını birleştirdiğimizde (çocuklara olan sevgisi, Medine’de Mescid’de olması, namaz kılması ve gül gibi kokması), şiirde bahsedilen dedenin sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) olduğunu anlıyoruz.
2. Soru: Şiirdeki “Ben” kim olabilir?
Çözüm:
Şiiri anlatan “Ben”in kim olabileceğini düşünelim.
Adım 1: Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) namaz kılarken sırtına tırmanan çocukların genellikle torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin olduğu anlatılır. Bu yüzden şiirdeki “Ben”, onlardan biri olabilir.
Adım 2: Ancak şiirde “Medine’nin çocukları ve ben / Ayrılmazdık çevresinden” diyor. Bu da bize “Ben”in sadece onun torunlarından biri olmak zorunda olmadığını gösteriyor. O dönemde Medine’de yaşayan ve Peygamber Efendimiz’in sevgisini kazanan herhangi bir çocuk da olabilir. Şair, o çocuklardan birinin yerine kendini koyarak bu şiiri yazmış.
Sonuç: Yani, şiirdeki “Ben” karakteri, Peygamber Efendimiz’in torunları Hz. Hasan veya Hz. Hüseyin olabileceği gibi, o dönemde yaşayan ve onunla oynama şansına sahip olmuş herhangi bir Medineli çocuk da olabilir.
3. Soru: Şiirde dede hakkında neler düşündünüz?
Çözüm:
Bu soru, şiiri okuduktan sonra aklımızda canlanan “dede” portresini anlatmamızı istiyor. Şiirdeki davranışlarından yola çıkarak onun karakteri hakkında yorum yapalım.
Adım 1: Şiirde çocuklar namaz kılarken bile onun omuzlarına tırmanıyor ama o hiç kızmıyor. Bu bize onun ne kadar sabırlı, şefkatli ve hoşgörülü olduğunu gösteriyor.
Adım 2: Çocuklarla birlikte oyunlar kuruyor, onların peşinden hurma bahçelerine kadar gidiyor. Bu da onun çocukları çok seven, onlarla vakit geçirmekten keyif alan ve eğlenceli bir kişiliğe sahip olduğunu anlatıyor.
Adım 3: “Börtü böcek bile kulak kesilirdi / Bizle konuşurken” dizesi, onun sadece insanlara değil, tüm canlılara karşı ne kadar nazik, kibar ve merhametli olduğunu vurguluyor. Konuşurken kimseyi incitmez, kırmazdı.
Sonuç: Şiirdeki dede (yani Peygamberimiz),
çocuk ruhundan anlayan, onlara sevgiyle yaklaşan, son derece merhametli, sabırlı, neşeli ve oyun oynamayı seven harika bir insandır.
Herkesin örnek alması gereken eşsiz bir karaktere sahiptir.