8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Nev Yayınları Sayfa 89
Harika bir soru! Gel, birlikte bu güzel metni ve etkinliği analiz edelim. Unutma, bu konuları anlamak hem derslerin için hem de hayatı daha iyi yorumlamak için çok önemlidir.
Soru:
- “Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.” (A’râf suresi, 199. ayet.)
- “İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.” (Fussilet suresi, 34. ayet.)
Yukarıdaki ayetleri Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Mekkelilere karşı tutumu ile nasıl ilişkilendiriyorsunuz? Arkadaşlarınızla yorumlayınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soruyu cevaplamak için metinde verilen bilgileri ve bu ayetlerin bize ne anlattığını birleştirmemiz gerekiyor. Hadi adım adım ilerleyelim.
Adım 1: Ayetlerin Anlamını Kavrayalım
Öncelikle bize verilen iki ayetin mesajını doğru anlamalıyız.
-
Birinci ayet (A’râf, 199): Bu ayet bize üç önemli ilke sunuyor:
- Affedici olmak: İnsanların hatalarına karşı kin tutmamak, bağışlama yolunu seçmek.
- İyiliği tavsiye etmek: Her zaman doğru ve güzel olanı teşvik etmek.
- Cahillerden uzak durmak: Bizimle tartışmak isteyen, kaba ve anlayışsız davranan kişilerle gereksiz tartışmalara girmemek, onlara uymamak.
-
İkinci ayet (Fussilet, 34): Bu ayet ise bize çok güçlü bir yöntem öğretiyor. Diyor ki, birisi sana kötülük yaptığında ona aynı şekilde kötülükle karşılık verme. Bunun yerine, ona iyilikle cevap ver. Böyle yaparsan, sana düşman olan bir kişinin bile zamanla kalbinin yumuşayabileceğini ve sana yakın bir dost olabileceğini söylüyor. Yani iyilik, düşmanlığı bile dostluğa çevirebilecek kadar güçlüdür.
Adım 2: Hz. Peygamber’in Mekkelilere Karşı Tutumunu Hatırlayalım
Şimdi de metinde anlatılan olayı hatırlayalım. Mekkeliler, Peygamber Efendimize ve Müslümanlara yıllarca çok büyük eziyetler ettiler. Onları yurtlarından çıkardılar, onlarla savaştılar, onlara hakaret ettiler. Yıllar sonra Peygamberimiz, büyük bir orduyla Mekke’yi fethettiğinde herkes ondan intikam almasını bekliyordu. Çünkü o günün şartlarında bu çok normaldi.
Peki, O ne yaptı? Metinde de okuduğumuz gibi, kendisine ve sevdiklerine onca kötülüğü yapan Mekkelilere dönüp şöyle dedi: “Size bugün hiçbir kınama yok. Haydi gidin, hepiniz serbestsiniz.”
Bu, tarihte eşi benzeri az görülen bir affetme ve merhamet örneğidir.
Adım 3: Ayetler ve Davranışı Birleştirelim (İlişkilendirme)
İşte şimdi en önemli kısma geldik. Bu iki bilgiyi birleştireceğiz.
- Hz. Peygamber, Mekkelileri affederek tam olarak A’râf suresindeki “Sen af yolunu tut” emrini yerine getirmiştir. İntikam yerine bağışlamayı seçmiştir.
- Mekkelilerin yıllarca süren kötülüklerine karşılık, onlara en büyük iyilik olan özgürlüklerini ve can güvenliklerini bağışlamıştır. Bu davranışı da Fussilet suresindeki “Kötülüğü en güzel bir şekilde sav” ilkesinin en mükemmel uygulamasıdır.
- Peki sonuç ne oldu? Metinde de belirtildiği gibi, bu büyük affedicilik karşısında Mekkelilerin kalpleri yumuşadı, kin ve nefret duygularından arındılar ve İslam’a girdiler. Yani ayette belirtildiği gibi, aradaki düşmanlık, yerini dostluğa ve kardeşliğe bıraktı.
Sonuç:
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Mekke’nin fethindeki tutumu, A’râf ve Fussilet surelerinde belirtilen ahlaki ilkelerin hayata geçirilmiş en somut ve en güzel örneğidir. O, Kur’an’ın öğrettiği affetme, iyilikle karşılık verme ve bu sayede düşmanlıkları bile dostluğa çevirme ilkesini bizzat yaşayarak tüm insanlığa göstermiştir.