8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Nev Yayınları Sayfa 37
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Harika bir üniteye başlangıç yapıyoruz: **Zekât ve Sadaka**. Bu konu, hem dinimizi daha iyi anlamamızı hem de çevremize karşı daha duyarlı ve yardımsever bireyler olmamızı sağlayacak çok önemli bir konu. Ünitemize hazırlık için verilen bu güzel soruları gelin hep birlikte adım adım inceleyelim ve cevaplayalım.
***
1. Soru: Zekât, sadaka, infak, nisap ve öşür kavramlarının anlamlarını sözlük ve ansiklopedilerden araştırıp defterinize yazınız.
Bu kavramlar ünitemizin temel taşları, o yüzden anlamlarını çok iyi bilmemiz gerekiyor. Haydi gelin birlikte öğrenelim:
- Zekât: Kelime olarak “artma, çoğalma, temizlenme, bereket” gibi güzel anlamlara gelir. Dini bir terim olarak ise, dinen zengin sayılan Müslümanların, sahip oldukları malın veya paranın belli bir miktarını (genellikle kırkta birini yani %2,5’ini) yılda bir kez ihtiyaç sahiplerine vermesidir. Zekât, İslam’ın beş şartından biridir ve farz olan bir ibadettir. Malımızı hem temizler hem de bereketlendirir.
- Sadaka: Sadece Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan her türlü maddi ve manevi yardıma sadaka denir. Zekâttan farkı, belirli bir zamanı veya miktarı olmamasıdır. Birine gülümsemek, güzel bir söz söylemek, yoldaki bir taşı kaldırmak bile sadakadır. Yani sadaka çok daha geniş kapsamlı bir iyiliktir.
- İnfak: Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak amacıyla kişinin sahip olduğu servetten harcama yapması, yardım etmesidir. Hem zekâtı hem de sadakayı içine alan daha genel bir ifadedir. Kısacası, Allah yolunda harcamak demektir.
- Nisap: Zekât verebilmek için gerekli olan en az zenginlik ölçüsüdür. Yani bir kişinin zekât vermekle yükümlü sayılması için sahip olması gereken asgari mal miktarıdır. Örneğin, 80.18 gram altına veya bu değerde paraya ya da ticaret malına sahip olan ve üzerinden bir yıl geçen kişi zengin sayılır ve zekât vermesi gerekir.
- Öşür: Toprak ürünlerinden verilen zekâta denir. Kelime anlamı “onda bir” demektir. Eğer toprak, yağmur suyu gibi doğal yollarla sulanıyorsa ürünün onda biri (1/10); eğer masraf yapılarak, emek harcanarak sulanıyorsa yirmide biri (1/20) zekât olarak verilir.
***
2. Soru: Kur’an-ı Kerim’de zekât, sadaka, infak gibi doğrudan paylaşmaya yönelik ayetlerin yaklaşık sayısı hakkında bilgi edininiz. Kur’an-ı Kerim’de paylaşma üzerinde niçin bu kadar çok durulduğunu araştırınız.
Bu çok güzel ve düşündürücü bir soru. Gelin birlikte cevaplayalım.
Adım 1: Ayetlerin Sayısı
Kur’an-ı Kerim’de doğrudan “zekât” kelimesi yaklaşık 30 yerde geçer ve çoğu zaman “namaz” ile birlikte anılır. Bu durum, zekâtın namaz kadar önemli bir ibadet olduğunu gösterir. Sadaka, infak ve diğer yardımlaşma ifadeleriyle birlikte düşündüğümüzde ise Kur’an’da yüzlerce ayetin paylaşma ve yardımlaşmayı teşvik ettiğini görürüz. Bu da bize konunun ne kadar önemli olduğunu anlatır.
Adım 2: Paylaşmanın Önemi
Peki, Kur’an-ı Kerim neden paylaşmaya bu kadar çok önem veriyor?
Çünkü paylaşmak, toplumun çimentosu gibidir. İnsanları birbirine bağlar, aradaki sevgi ve saygıyı artırır. Zengin ile fakir arasındaki uçurumu kapatır, kıskançlık ve düşmanlık gibi kötü duyguları engeller. İnsan, sahip olduğu nimetlerin gerçek sahibinin Allah olduğunu hatırlar ve şükretmiş olur. Ayrıca mal hırsı ve cimrilik gibi kötü huylardan da arınır. Kısacası, paylaşmak hem bireyi hem de toplumu iyileştiren, güzelleştiren bir davranıştır.
***
3. Soru: Çevrenizde yardıma muhtaç birini gördüğünüzde hissettiklerinizi defterinize yazınız.
Bu soru sizin güzel kalbinize ve gözlem gücünüze bırakılmış bir soru. Bu yüzden tek bir doğru cevabı yok. Ama düşünmenize yardımcı olmak için bazı ipuçları verebilirim:
- O kişinin yerinde siz olsaydınız ne hissederdiniz? Bu duyguya empati diyoruz.
- İçinizde bir üzüntü veya merhamet duygusu uyanıyor mu?
- “Keşke yardım edebilsem” diye düşünüyor musunuz?
- Sahip olduklarınız için şükretme ihtiyacı hissediyor musunuz?
Bu duyguları samimi bir şekilde defterinize yazmanız, bu konuyu daha derinden anlamanıza yardımcı olacaktır.
***
4. Soru: Bir İlmihalin zekât bölümünü okuyup zekâtı kimlerin, nelerden ve kimlere vereceğini defterinize listeleyiniz.
Harika bir araştırma sorusu! İlmihal kitapları, dinimizin kurallarını öğreten değerli kaynaklardır. Zekât konusunu üç başlıkta inceleyebiliriz:
Kimler Zekât Verir?
Zekât vermek için bazı şartlar vardır:
- Müslüman olmak
- Akıllı olmak ve ergenlik çağına girmiş olmak
- Nisap miktarı mala sahip olmak
- Bu malın üzerinden bir yıl geçmiş olması
Nelerden Zekât Verilir?
Zekât, şu mallardan verilir:
- Altın, gümüş, nakit para ve ticaret malları (Kırkta bir oranında – %2,5)
- Koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanlar (40’tan 120’ye kadar 1 koyun)
- Sığır ve manda gibi büyükbaş hayvanlar (30’dan 40’a kadar 1 buzağı)
- Toprak ürünleri (Öşür) (Sulamaya göre 1/10 veya 1/20)
Kimlere Zekât Verilir?
Zekâtımızı kime vereceğimiz de Kur’an-ı Kerim’de (Tevbe suresi, 60. ayet) belirtilmiştir:
- Fakirler: Hiçbir şeyi olmayanlar.
- Miskinler (Düşkünler): Geliri temel ihtiyaçlarını karşılamayanlar.
- Borçlular: Borcunu ödeyemeyecek durumda olanlar.
- Yolda kalmışlar: Memleketine dönecek parası olmayanlar.
- Ayrıca zekât toplamakla görevli memurlar, kalbi İslam’a ısındırılmak istenenler, Allah yolunda olanlar (örneğin ilim öğrencileri) ve özgürlüğüne kavuşacak köleler de bu listededir.
***
5. Soru: Kur’an-ı Kerim mealinden Mâ’ûn suresini bulup okuyunuz. Surenin ana konusunu belirleyip surede verilen mesajları defterinize yazınız.
Mâ’ûn suresi, kısacık olmasına rağmen çok büyük mesajlar içeren bir suredir.
Adım 1: Surenin Ana Konusu
Surenin ana konusu, dini yalanlayan, gösteriş için ibadet eden ve toplumsal sorumluluklarını yerine getirmeyen insanların eleştirilmesidir. Sure, gerçek dindarlığın sadece şekilsel ibadetlerden ibaret olmadığını, aynı zamanda yetime ve yoksula yardım etmek gibi ahlaki davranışlarla bir bütün olduğunu vurgular.
Adım 2: Sureden Çıkarılacak Mesajlar
- Gerçek iman, sadece Allah’a inanmak değil, aynı zamanda O’nun yarattıklarına karşı merhametli ve yardımsever olmaktır.
- Yetimi itip kakmak, yoksulu doyurmaya önayak olmamak, dini yalanlamakla eşdeğer tutulmuştur.
- İbadetler (özellikle namaz) samimiyetle ve Allah rızası için yapılmalıdır. Gösteriş için yapılan ibadetlerin bir değeri yoktur.
- Gerçek bir mümin, en ufak bir yardımı (maûn) bile esirgemeyen, cömert ve yardımsever kişidir. Topluma karşı duyarsız kalamaz.
Umarım bu açıklamalar ünitemize hazırlanırken size yardımcı olur. Hepinize iyi çalışmalar dilerim!