8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Nev Yayınları Sayfa 20
Merhaba sevgili öğrencim! Ben senin Sosyal Bilgiler ve Din Kültürü öğretmeninim. Gel, şimdi birlikte bu güzel metni ve etkinliği inceleyelim. Bu konu, kader ve irade arasındaki ilişkiyi anlamak için harika bir örnek içeriyor.
Soru: Yukarıdaki olayı insanın iradesi ve kader arasındaki ilişki açısından arkadaşlarınızla yorumlayınız.
Çözüm ve Yorumlama:
Haydi bu olayı adım adım inceleyerek kader ve irade konusunu daha iyi anlayalım.
Adım 1: Olayı Hatırlayalım
Öncelikle metinde ne olduğunu kısaca hatırlayalım. Halife Hz. Ömer, Şam şehrine doğru yola çıkıyor ama yolda orada büyük bir veba salgını olduğunu öğreniyor. Bunun üzerine komutanlarıyla konuşup, bir tedbir olarak şehre girmemeye ve geri dönmeye karar veriyor. Yani aklını ve iradesini kullanarak bir karar alıyor.
Adım 2: Ebu Ubeyde’nin İlk Tepkisi
Komutanlardan Ebu Ubeyde (r.a.) bu karara başta şaşırıyor ve soruyor:
– “Ey Halife! Şimdi sen Allah’ın (c.c.) kaderinden mi kaçıyorsun?”
Ebu Ubeyde’nin bu sorusu, aslında bazen bizim de aklımıza takılan bir düşünceyi yansıtıyor. Yani, “Eğer başımıza bir şey gelecekse zaten gelir, ne yapsak boş.” gibi bir düşünce. Buna kadercilik veya yanlış kader anlayışı diyoruz. Bu anlayışta insan, kendi iradesini ve sorumluluğunu yok sayar.
Adım 3: Hz. Ömer’in Harika Cevabı
Hz. Ömer, bu yanlış anlayışı çok bilgece bir cevapla düzeltiyor:
– “Evet… Allah’ın (c.c.) kaderinden yine Allah’ın (c.c.) kaderine kaçıyorum. Allah’ın (c.c.) hakkımızdaki takdirini bilmediğim için tedbir alıyorum.”
İşte bu cümle, konunun tam da özü! Ne demek istiyor burada? Şöyle açıklayalım:
- Bizim önümüzde her zaman seçenekler vardır. Şam’a girmek bir seçenektir, girmemek başka bir seçenektir.
- Eğer Hz. Ömer şehre girseydi ve hastalanıp ölseydi, bu Allah’ın bir kaderi olurdu.
- Ancak Hz. Ömer, aklını kullanarak tehlikeden uzak durmayı seçti. Yani iradesini kullandı. Bu tedbiri alarak sağlıklı kalması da yine Allah’ın bir kaderidir.
- Yani Hz. Ömer, kötü bir sonuç doğurma ihtimali olan bir kaderden (hastalığa yakalanmaktan), iyi bir sonuç doğurma ihtimali olan başka bir kadere (sağlıklı kalmaya) sığınıyor. İşte bu, doğru kader ve tevekkül anlayışıdır.
Adım 4: Deve Örneği Ne Anlatıyor?
Hz. Ömer, konunun daha iyi anlaşılması için bir de deve örneği veriyor. Diyor ki, bir yanda verimli, otlu bir arazi; diğer yanda çorak, kuru bir arazi olsa, sen develerini hangisinde otlatırsın? Elbette verimli olanda! İşte bu senin iradenle yaptığın bir tercihtir.
- Develerini verimli yerde otlatman da kaderdir, çorak yerde otlatıp aç bırakman da kaderdir.
- Ama Allah sana akıl ve irade vermiş ki, doğru olanı, hayırlı olanı seçesin.
- Seçiminin sorumluluğu sana aittir. Veba salgınına karşı önlem almak, develeri verimli arazide otlatmak gibi akıllıca bir seçimdir.
Sonuç:
Bu olay bize şunu öğretir: Kader, bizim elimiz kolumuz bağlı bir şekilde başımıza gelecekleri beklememiz değildir. Tam tersine, Allah’ın bize verdiği aklı ve iradeyi (yani seçme özgürlüğünü) sonuna kadar kullanarak doğru ve hayırlı olanı seçmeye çalışmamızdır. Biz üzerimize düşen görevi yapar, gerekli tüm önlemleri alırız (tedbir), sonra sonucunu Allah’a bırakırız (tevekkül). Hz. Ömer’in yaptığı da tam olarak budur. O, tedbirini alarak iradesini doğru yönde kullanmış ve tevekkülün en güzel örneğini göstermiştir.