Merhaba sevgili öğrencilerim, ben Fen Bilimleri öğretmeniniz. Bugün sizlerle kitabımızdaki çok keyifli bir konuya başlangıç yapacağız: Işığın Görmedeki Rolü!
Görselde bize bir hazırlık çalışması verilmiş. Bu bir soru değil, aslında bir deney! Hadi gelin bu deneyi birlikte düşünelim ve sonuçlarını konuşalım.
Hazırlık Çalışması:
Akşam evimizdeki lambaları kapatalım. Evimizin içini gözlemleyelim. Gözlem sonuçlarımızı sınıfta arkadaşlarımızla tartışalım.
Bu çalışmanın amacı, bize “Işık Olmadan Görebilir miyiz?” sorusunun cevabını kendi kendimize buldurmak. Gelin, adımlarımızı takip ederek sonuca ulaşalım.
Adım 1: Deneyi Hayal Ediyoruz
Düşünelim ki akşam oldu ve odamızdayız. Odamızdaki bütün ışıkları, lambaları kapattık. Hatta perdeleri de sımsıkı çektik ki dışarıdan, sokak lambasından veya Ay’dan hiç ışık gelmesin. Odamız şimdi zifiri karanlık!
Adım 2: Gözlem Yapıyoruz
Gözlerimizi açtık ve etrafa bakmaya çalışıyoruz. Ne görürüz? Büyük ihtimalle hiçbir şey! Yatağımızın nerede olduğunu, masamızın üzerindeki kitapları, yerdeki oyuncaklarımızı seçemeyiz, değil mi? Elimizle dokunmadan eşyaların yerini bulmamız neredeyse imkânsız olur. Her yer kapkaranlıktır.
Adım 3: Sonuca Ulaşıyoruz ve Açıklıyoruz
Peki, gözlerimiz açık olduğu halde odamızdaki eşyaları neden göremedik? Çünkü onları görmemizi sağlayan en önemli şey, yani IŞIK ortamda yoktu.
Unutmayın çocuklar, görme olayının nasıl gerçekleştiğini basitçe şöyle anlatabiliriz:
- Bir ışık kaynağından (mesela bir lamba veya en büyük ışık kaynağımız Güneş) ışık çıkar.
- Bu ışık ışınları etrafımızdaki eşyalara çarpar. Örneğin; masamızdaki vazoya…
- Vazoya çarpan ışık oradan yansır ve bizim gözümüze gelir.
- Gözümüze gelen bu ışık sayesinde biz de vazoyu görmüş oluruz.
Kısacası, bir cismi görebilmemiz için o cisimden gözümüze mutlaka ışık gelmesi gerekir. Eğer ortamda hiç ışık yoksa, cisimlere çarpıp gözümüze yansıyacak bir ışık da olmaz. Bu yüzden ışık olmadan göremeyiz.