7. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları FCM Yayıncılık Sayfa 12
Merhaba sevgili öğrencim, gönderdiğin ders sayfası üzerinde birlikte çalışalım. Bu konu, inancımızın önemli bir parçası olan melekler ve onların özellikleri hakkında. Kitaptaki etkinlikleri ve soruları adım adım inceleyerek konuyu daha iyi kavrayalım.
Soru 1: DÜŞÜNELİM – HAZIRLANALIM – “Melek” denilince aklınıza ilk olarak neler geliyor?
Bu çok güzel bir başlangıç sorusu! Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok, çünkü herkesin aklına farklı şeyler gelebilir. Ama gel birlikte beyin fırtınası yapalım. “Melek” kelimesini duyunca aklımıza genellikle şunlar gelir:
- Kanatlı varlıklar
- İyilik ve saflık
- Nurdan (ışıktan) yaratılmış olmaları
- Beyaz elbiseler giymeleri
- Allah’ın (c.c.) mesajlarını ileten elçiler olmaları
- İnsanları koruyan, onlara yardım eden varlıklar
Adım 1: Düşüncelerimizi Değerlendirelim
Aklımıza gelen bu düşünceler, genellikle filmlerden, hikayelerden veya büyüklerimizden duyduklarımızdan oluşur. Bunlar meleklere dair genel bir fikrimiz olmasını sağlar ve hepsi çok değerli fikirlerdir.
Adım 2: Düşüncelerimizi Kitaptaki Bilgiyle Birleştirelim
Şimdi bu düşüncelerimizi kitaptaki bilgiyle birleştirelim. Metinde ne diyor? Meleklerin “haberci, elçi, güç ve kuvvet sahibi” ruhani varlıklar olduğu yazıyor. Gördüğün gibi, aklımıza gelen “elçi” ve “yardım eden” düşüncesi, aslında meleklerin İslami inançtaki tanımıyla birebir örtüşüyor. Onlar, Allah’ın emirlerine tam olarak uyan, sürekli iyilikle meşgul olan varlıklardır. Bu soru, bildiklerimizle yeni öğreneceklerimiz arasında harika bir köprü kurmamızı sağlıyor.
Soru 2: YORUMLAYALIM – Nisâ suresi, 136. ayet ne anlatmak istiyor?
Bu bölümde bize çok önemli bir ayet verilmiş. Gel bu ayeti birlikte okuyup ne anlama geldiğini, bize ne mesaj verdiğini yorumlayalım.
“Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman (da sebat) ediniz. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkâr ederse tam manasıyla sapıtmıştır.”
Adım 1: Ayetin Başlangıcını Anlayalım
Ayet, “Ey iman edenler!” diye başlıyor. Yani zaten inanmış olan insanlara sesleniyor. Onlara, Allah’a, Peygamberimize ve gönderilen kitaplara olan imanlarında sebat etmelerini, yani inançlarına dört elle, sıkı sıkı sarılmalarını söylüyor. Bu, imanın sadece bir kere “inandım” demekle bitmediğini, sürekli canlı tutulması ve güçlendirilmesi gereken bir hazine olduğunu gösterir.
Adım 2: İmanın Şartlarını ve İnkarın Sonucunu Görelim
Ayetin ikinci kısmında imanın temel direkleri sayılıyor: Allah, melekler, kitaplar, peygamberler ve kıyamet günü. Bunlar bizim “imanın şartları” olarak bildiğimiz esaslardır. Ayet çok net bir uyarıda bulunuyor: Bu şartlardan herhangi birini inkâr eden, yani “Ben meleklere inanmıyorum” veya “Ben kitaplara inanmıyorum” diyen bir kimsenin “tam manasıyla sapıtmış” olacağını, yani doğru yoldan çok uzaklaşmış olacağını söylüyor.
Sonuç ve Yorum:
Bu ayetten çıkarmamız gereken en önemli ders şudur: İman bir bütündür, parçalanamaz. Tıpkı bir zincirin halkaları gibi, imanın şartları da birbirine bağlıdır. Bir halkayı çıkardığında zincir kopar. Meleklere iman etmek de bu zincirin en önemli halkalarından biridir. Sadece Allah’a inanıp meleklere inanmamak, İslam inancına göre mümkün değildir. Çünkü Allah, mesajlarını yani vahiylerini, peygamberlere melekler aracılığıyla (Cebrail a.s.) göndermiştir. Dolayısıyla melekleri inkâr etmek, vahyin geliş şeklini de inkâr etmek anlamına gelir. Bu ayet, bize meleklere imanın ne kadar merkezi ve vazgeçilmez bir konumda olduğunu güçlü bir şekilde anlatıyor.