7. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları FCM Yayıncılık Sayfa 112
Harika bir soru! Bu metin, bize hem geçmişteki büyük düşünürlerin ne kadar değerli öğütler verdiğini gösteriyor hem de bu öğütleri kendi hayatımıza nasıl uygulayabileceğimizi düşündürüyor. Hadi, Sosyal Bilgiler dersimizdeki bu etkinliği birlikte adım adım çözelim.
ETKİNLİK Sorusu:
“Ey oğul! Rabb’ine itaatte bütün gayretinle çalış. Sana vermeyene sen ver. Sana gelmeyene sen git. Sana zulmedeni sen affet. Niyetinde kullarla, kalbinde ise kulların Rabb’i ile beraber olmaya bak. Sadık olmaya, yalancı olmamaya gayret et. İhlaslı olmaya, münafık olmamaya çalış… Vah sana! Falan filan gibi ikiyüzlü, iki dilli, iki fiilli olmayasın…”
Abdülkadir Geylânî’nin yukarıdaki öğütlerinden hayatımızda uygulayabileceğimiz ne gibi ilkeler çıkarabiliriz? Arkadaşlarınızla belirleyiniz.
Çözüm:
Sevgili öğrenciler, Abdülkadir Geylânî’nin bu güzel sözleri, aslında bize daha iyi bir insan olmanın yollarını gösteriyor. Gelin bu öğütleri tek tek inceleyip günümüzdeki hayatımıza nasıl uyarlayabileceğimizi bulalım.
Adım 1: Öğütleri Anlayalım
Önce Abdülkadir Geylânî’nin ne demek istediğini tam olarak kavramamız gerekiyor. Metni parçalara ayırarak inceleyelim:
- “Sana vermeyene sen ver. Sana gelmeyene sen git.”: Bu söz, bize karşılık beklemeden iyilik yapmamızı öğütlüyor. Bir arkadaşımız bize selam vermese bile bizim ona selam vermemiz, küs olduğumuz biriyle barışmak için ilk adımı atmamız gibi düşünebiliriz. Bu, aynı zamanda cömert ve bağışlayıcı olmamız gerektiğini de anlatır.
- “Sana zulmedeni sen affet.”: Bu, belki de en zor olanı ama en değerlisidir. Bize haksızlık yapan, kalbimizi kıran birini affetmenin ne kadar büyük bir erdem olduğunu vurguluyor. Affetmek, içimizdeki öfke yükünü hafifletir.
- “Sadık olmaya, yalancı olmamaya gayret et.”: Bu ilke çok net: Her zaman doğru ve dürüst olmalıyız. Yalan söylemekten kaçınmalı, arkadaşlarımıza ve ailemize karşı güvenilir olmalıyız. Verdiğimiz sözleri tutmalıyız.
- “İhlaslı olmaya, münafık olmamaya çalış… ikiyüzlü, iki dilli, iki fiilli olmayasın…”: Burada da samimiyet vurgulanıyor. Yani, içimiz neyse dışımızın da o olması… İnsanların arkasından konuşmamak, herkese karşı aynı dürüst ve içten tavrı sergilemek demektir. Davranışlarımızla sözlerimizin bir olması gerektiğini anlatıyor.
Adım 2: İlkeleri Belirleyelim ve Hayatımıza Uygulayalım
Şimdi bu anladıklarımızdan, hayatımızda uygulayabileceğimiz temel ilkeleri bir liste haline getirelim:
-
Cömertlik ve Fedakârlık: Sadece maddi olarak değil, manevi olarak da cömert olabiliriz. Mesela, bir arkadaşımızın anlamadığı bir konuyu ona anlatmak için zaman ayırmak, ona “bilgi” vermektir. Veya kantinde bir arkadaşımızın parası yetmediğinde ona yardımcı olmak gibi.
-
Affedicilik: Bir arkadaşımız bize istemeden kötü bir söz söylediğinde veya oyun oynarken yanlışlıkla canımızı acıttığında ona kin tutmak yerine, hatasını anladığında onu affedebilmeliyiz. Bu, arkadaşlıklarımızı daha güçlü yapar.
-
Doğruluk ve Dürüstlük: Ödevimizi yapmadığımızda öğretmenimize yalan söylemek yerine durumu dürüstçe açıklamalıyız. Arkadaşlarımızın sırlarını başkalarına anlatmamalıyız. Bu, güvenilir bir insan olmamızı sağlar.
-
Samimiyet ve Tutarlılık (İkiyüzlü Olmamak): Bir arkadaşımızın yanındayken onu övüp, arkasından onun hakkında kötü konuşmamalıyız. Düşüncelerimiz, sözlerimiz ve davranışlarımız her zaman birbiriyle uyumlu olmalı. Bu, karakterimizin ne kadar sağlam olduğunu gösterir.
Sonuç:
Kısacası, Abdülkadir Geylânî’nin yüzyıllar önce verdiği bu öğütler, bugün bile bizim için harika birer yol göstericidir. Cömert, affedici, dürüst ve samimi olmak, sadece iyi bir öğrenci değil, aynı zamanda iyi bir arkadaş, iyi bir evlat ve en önemlisi iyi bir insan olmamıza yardımcı olur. Bu ilkeleri hayatımızın bir parçası haline getirmeye çalışmalıyız.