5. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 66
Harika bir çalışma sayfası! Hadi gel, bir öğretmen gözüyle bu metinleri ve soruları birlikte inceleyelim ve cevaplayalım. Unutma, önemli olan sadece doğru cevabı bulmak değil, cevaba nasıl ulaştığımızı da anlamak.
Soru 1: Bitki örtüsü ve su kaynaklarında yaşanan değişim ülkemizi nasıl etkilemiştir? Yaşadığınız ilde bitki örtüsü ve su kaynaklarında yaşanan değişimin ne gibi etkileri vardır? Örnekler veriniz.
Sevgili öğrencim, bu sorunun iki bölümü var. Önce ilk bölümü, sonra da ikinci bölümü metinlerden ve kendi bilgilerimizden yola çıkarak cevaplayalım.
İlk Bölümün Çözümü: Bitki örtüsü ve su kaynaklarındaki değişimin ülkemize etkileri
Metinlerdeki haberler bize çok önemli ipuçları veriyor. Hadi adım adım gidelim.
Adım 1: Bitki Örtüsünün Tahrip Olmasının Sonuçları
İlk habere baktığımızda, bitki örtüsünün, yani ormanların, çayırların yok edilmesinin nelere yol açtığını görüyoruz:
- Erozyon Artıyor: Bitkiler kökleriyle toprağı tutar. Onlar yok olunca toprak rüzgâr ve suyla kolayca taşınır. Buna erozyon diyoruz.
- Toz Fırtınaları Oluşuyor: Erozyonla havaya kalkan toprak ve kum, toz fırtınalarına neden oluyor. Bu fırtınalar hem sağlığımızı (solunum yolu hastalıkları gibi) tehdit ediyor hem de günlük yaşamımızı zorlaştırıyor.
- Tarım Alanları Zarar Görüyor: Verimli topraklar kaybolduğu için tarım alanları zarar görüyor ve ürün verimi düşüyor. Bu da gıda üretimimizi olumsuz etkiliyor.
Adım 2: Su Kaynaklarının Azalmasının Sonuçları
İkinci habere göre, sulak alanlarımızın (göller, bataklıklar vb.) kuruması da ciddi sorunlar yaratıyor:
- Su Varlığımız Azalıyor: Sulak alanların kuruması, kullanabileceğimiz su miktarını azaltıyor. Bu durum hem içme suyu hem de tarımda kullanacağımız sulama suyu için bir tehlike.
- Canlı Çeşitliliği Azalıyor: Sulak alanlar birçok kuş, balık ve bitki türünün yuvasıdır. Bu alanlar kuruyunca bu canlılar da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.
- Su Kirliliği Tehdidi Artıyor: Su miktarı azaldıkça, mevcut kirlilik daha yoğun hale gelir. Bu da kalan su kaynaklarımızın kalitesini düşürür.
İkinci Bölümün Çözümü: Yaşadığım ildeki etkiler (Örnek Cevap)
Bu bölüm senin kendi gözlemlerine dayanıyor. Ben sana örnek olması için bir cevap yazacağım, sen de kendi şehrini düşünerek benzer bir cevap oluşturabilirsin.
Örnek: Ben İstanbul’da yaşıyorum. Burada son yıllarda artan yapılaşma nedeniyle ormanlık alanlar azaldı. Bu durumun etkilerini şöyle görüyorum:
- Betonlaşma ve Seller: Yeşil alanlar azaldığı için yağmur suları toprağa karışamıyor ve doğrudan caddelere akıyor. Bu yüzden şiddetli yağmurlarda sık sık küçük seller yaşanıyor.
- Hava Kalitesinin Düşmesi: Ağaçlar havayı temizler. Yeşil alanların azalması, özellikle trafiğin yoğun olduğu yerlerde hava kirliliğinin daha çok hissedilmesine neden oluyor.
- Su Kaynakları Üzerindeki Baskı: Şehrin nüfusu arttıkça barajlardaki su daha hızlı tüketiliyor. Özellikle kurak geçen yaz aylarında barajlardaki su seviyesinin tehlikeli derecede düştüğünü ve su tasarrufu uyarıları yapıldığını duyuyoruz.
Soru 2: Doğal ve beşerî çevrenin korunmasında ve sürdürülebilir çevre bilincinin oluşmasında sizlere ne gibi görevler düşmektedir? Tartışınız.
Bu harika bir soru! Çünkü çevre sadece büyüklerin değil, hepimizin sorumluluğunda. Geleceğimizi korumak için bize düşen görevler var. Hadi bunları listeleyelim.
Çözüm:
Doğal ve insan yapımı (beşerî) çevremizi korumak için bir öğrenci olarak yapabileceğimiz birçok şey var:
- Tasarruflu Olmak: Suyu boşa akıtmamak (dişlerimizi fırçalarken musluğu kapatmak gibi), odadan çıkarken ışığı söndürmek gibi basit ama etkili alışkanlıklar edinmeliyiz. Bu, doğal kaynaklarımızı korur.
- Geri Dönüşüme Katkı Sağlamak: Evimizdeki çöpleri kâğıt, plastik, cam ve metal olarak ayırıp geri dönüşüm kutularına atmalıyız. Böylece daha az ağaç kesilir ve daha az enerji harcanır.
- Çevreyi Temiz Tutmak: Asla yere çöp atmamalıyız. Hatta yerdeki bir çöpü alıp çöp kutusuna atmak harika bir davranıştır. Piknik yaptığımız yerleri tertemiz bırakmalıyız.
- Bilinçlenmek ve Bilinçlendirmek: TEMA Vakfı’nın “Su Kardeşliği” projesi gibi projeleri takip edebiliriz. Öğrendiklerimizi ailemizle ve arkadaşlarımızla paylaşarak onların da daha duyarlı olmasını sağlayabiliriz.
- Tarihî ve Kültürel Mirasa Sahip Çıkmak: Metindeki Atatürk Köşkü gibi tarihî binalar, köprüler, çeşmeler bizim beşerî çevremizdir. Onlara zarar vermemeli, duvarlarına yazı yazmamalı ve onları korumalıyız.
- Doğayı Sevmek ve Korumak: Ağaç dikme etkinliklerine katılabilir, hayvanlara zarar vermeyebilir ve doğal yaşam alanlarına saygı gösterebiliriz.
Unutma ki, küçücük bir adım bile büyük bir fark yaratabilir. Senin ve arkadaşlarının duyarlılığı, gezegenimizin geleceği için en büyük umuttur!