7. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Erkad Yayınları Sayfa 71
Merhaba sevgili öğrencim! Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersimizin bu bölümünde, ahlaki davranışlarımızı konu alacağız. Özellikle de kendi kendimizi kontrol etme becerimiz olan **öz denetim** ve zorluklar karşısında gösterdiğimiz **sabır** konularına odaklanacağız. Gel, bu konuları birlikte adım adım inceleyelim ve soruları çözelim.
***
### SORU 1
Soru Metni: İslam dini, insanın iradesini kullanarak iyiyi tercih etmesini, nerede olursa olsun her zaman sorumluluk bilinciyle hareket etmesini ister. Hz. Peygamber “Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın, yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakı gereğine göre davran.” buyurarak insanların her şartta ve durumda güzel ahlakı tercih etmesini istemiştir.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soruda bize İslam dininin insandan ne istediği anlatılıyor. Metinde özellikle şu ifadeler dikkat çekiyor:
- İnsanın **iradesini kullanarak iyiyi tercih etmesi**. Yani neyi seçeceğine kendimizin karar vermesi ve bu kararı verirken doğru olanı, iyiyi seçmesi gerekiyor.
- Her zaman **sorumluluk bilinciyle hareket etmesi**. Bu da yaptığımız her şeyin bir sonucu olduğunu bilerek hareket etmek demek.
- Hz. Peygamber’in sözleri de bu konuyu pekiştiriyor. Hem Allah’a karşı gelmekten sakınmamız hem de yaptığımız bir kötülüğü bir iyilikle örtmemiz isteniyor. En önemlisi de, nerede olursak olalım, her zaman **güzel ahlakı** seçmemiz gerektiği vurgulanıyor.
Yani özetle, İslam dini bizden hem akıllıca seçimler yapmamızı hem de ahlaklı davranmamızı istiyor.
Sonuç:
Bu metinden anladığımız temel mesaj şudur: İslam dini, insanın kendi özgür iradesini kullanarak her zaman iyiyi, doğruyu ve güzel ahlakı seçmesini, sorumluluklarının bilincinde hareket etmesini istemektedir.
***
### SORU 2
Soru Metni: “Medeni insan, karanlıkta dahi esnerken ağzını kapatandır.” sözünü öz denetim açısından sınıfta arkadaşlarınızla tartışınız.
Çözüm:
Bu soru aslında sana bir düşünme ve tartışma görevi veriyor. “Medeni insan” dediğimizde aklımıza ne geliyor? Genellikle görgülü, terbiyeli, çevresine saygılı insanlar gelir, değil mi?
Şimdi bu sözü inceleyelim: “karanlıkta dahi esnerken ağzını kapatandır.”
* **Karanlıkta dahi:** Bu ifade, kimsenin bizi görmediği, bizi kimsenin denetlemediği zamanlar için kullanılmış. Yani yalnızken, kimse bizi izlemiyorken…
* **Esnerken ağzını kapatandır:** Esnemek doğal bir refleks. Bunu yaparken ağzımızı kapatmak ise bir görgü kuralı.
Peki, bu ikisini birleştirdiğimizde ne anlıyoruz?
Bu şu demek oluyor: Bir insan, kimse onu görmese bile, yani bir denetleyici olmasa bile, kendi ahlak kurallarına uyar. Kendi içindeki “doğru” ve “yanlış” bilgisine göre hareket eder. İşte bu durum **öz denetim** ile birebir ilgilidir.
Öz denetim, dışarıdan bir zorlama olmadan, kendi vicdanımızla, kendi içimizdeki ahlak anlayışıyla hareket etmektir. Kimse bizi görmese bile doğru olanı yapmak, kendi davranışlarımızı kontrol altında tutabilmektir.
Yani, karanlıkta dahi esnerken ağzını kapatan insan, başkaları görsün diye değil, kendi içinde taşıdığı görgü ve nezaket anlayışı gereği bunu yapar. Bu da onun öz denetiminin güçlü olduğunu gösterir.
Sonuç:
“Medeni insan, karanlıkta dahi esnerken ağzını kapatandır.” sözü, öz denetimin en güzel örneklerinden birini sunar. Bu söz, kişinin dışarıdan bir denetleyici olmamasına rağmen, kendi ahlaki değerleri ve görgü kuralları çerçevesinde davranışlarını kontrol edebilme yeteneğini ifade eder. Başka bir deyişle, kimsenin görmediği zamanlarda bile doğru olanı yapmak, öz denetimin bir gereğidir.
***
### SORU 3
Soru Metni: Bilgisayarı zararlı programlara karşı koruduğu gibi öz denetim de insanı ahlakı olmayan davranışlardan korur. Kur’ân-ı Kerim’de “Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir.” buyrularak insanın kendini kötülüklerden koruması istenmiştir.
Çözüm:
Bu soruda öz denetimin ne kadar önemli olduğu, bilgisayar benzetmesiyle anlatılmış. Gel bunu biraz daha açalım:
* **Bilgisayar ve zararlı programlar:** Bilgisayarımızı virüslerden, kötü amaçlı yazılımlardan korumak için antivirüs programları kullanırız, değil mi? Bu programlar, bilgisayarımıza zarar verecek şeyleri engeller, onu güvende tutar.
* **Öz denetim ve ahlakı olmayan davranışlar:** İşte öz denetim de bizim “antivirüs programımız” gibidir. Ahlakı olmayan, bizi günaha sokacak, başkalarına zarar verecek veya kendimize zarar verecek davranışlardan bizi korur. Kendi kendimizi kontrol ederek, “Şimdi bunu yapmamalıyım” diyerek bu tür davranışlara yönelmemizi engelleriz.
Kur’an-ı Kerim’deki ayet de bu durumu çok güzel özetliyor: **”Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir.”** Bu ayet, insanın kendi kendini kötülüklerden temizlemesi, yani öz denetimini kullanarak nefsini terbiye etmesi durumunda hem bu dünyada hem de ahirette huzur ve kurtuluşa ereceğini ifade eder.
Sonuç:
Öz denetim, tıpkı bilgisayarı zararlı yazılımlardan koruyan antivirüs programları gibi, insanı ahlak dışı ve zararlı davranışlardan koruyan güçlü bir savunma mekanizmasıdır. Kur’an-ı Kerim’de de nefislerini arındıranların kurtuluşa ereceği müjdelenerek, öz denetimin önemi vurgulanmıştır.
***
### SORU 4
Soru Metni: Öz denetim, Müslümanların her zaman edinmesi gereken güzel bir davranıştır. Öz denetimli insanlar güvenilir ve saygın insanlarlardır. Otokontrolü olmayan insanlar, ne yapacakları belli olmadığından güvenilmezler. Toplum içinde güvenilir bir insan olarak yer almak isteyen bireyler hareketlerine çekidüzen vermeli yani öz denetimli olmalıdır. Bunun için de en başta sabırlı olmayı öğrenmelidirler.
Çözüm:
Bu metin, öz denetimin insanlar üzerindeki etkilerini ve neden önemli olduğunu anlatıyor. Hadi birlikte inceleyelim:
* Öz denetim neden önemli? Metin diyor ki, Müslümanların her zaman sahip olması gereken bir özellikmiş. Çünkü öz denetimli insanlar **güvenilir** ve **saygın** olurlar. Düşünsene, bir arkadaşın sözünde duruyorsa, öfkesine yenilmiyorsa, düşünmeden hareket etmiyorsa ona daha çok güvenirsin, değil mi? İşte bu öz denetim sayesinde oluyor.
* Otokontrolü olmayanlar ne olur? Metin bunun tam tersini söylüyor. Kendi kendini kontrol edemeyen, yani ne zaman ne yapacağı belli olmayan insanlar ise **güvenilmez** olurlar. Çünkü ne zaman ne tepki verecekleri, ne söyleyecekleri bilinmez. Bu da toplumda olumsuz bir imaj yaratır.
* Toplumda nasıl yer ediniriz? Eğer toplumda sevilen, sayılan, güvenilen biri olmak istiyorsak, ne yapmamız gerekiyor? Metin bunun cevabını da veriyor: Hareketlerimize **çekidüzen vermeliyiz**, yani öz denetimli olmalıyız.
* Sabrın rolü ne? Metin son olarak çok önemli bir noktaya değiniyor: Öz denetimli olmak için en başta **sabırlı olmayı öğrenmemiz** gerekiyor. Çünkü bazen istediğimiz bir şeyi hemen yapamayız, bir şeye ulaşmak için beklememiz gerekir. İşte bu bekleyişte sabırlı olmak, öz denetimimizi güçlendirir.
Sonuç:
Öz denetim, Müslümanlar için temel bir ahlaki değerdir. Öz denetimli bireyler, hem kendilerine hem de çevrelerine karşı sorumluluk bilinciyle hareket ederler, bu da onların güvenilir ve saygın olmalarını sağlar. Otokontrolü zayıf olanlar ise güvenilmez olarak görülür. Toplumda iyi bir yer edinmek ve saygı görmek isteyen herkesin, öncelikle davranışlarını kontrol etmesi ve bu beceriyi geliştirmek için sabırlı olmayı öğrenmesi gerekmektedir.
***
### SORU 5
Soru Metni: Sabır, İslam dininin temel ahlaki özelliklerinden biridir. Hoşa gitmeyen olaylar, kişiye ağır gelen davranışlar ve nefsi zorlayan durumlar karşısında insanın özünü bozmadan dayanabilme kuvvetine sabır denir. Sabır, Allah’a (cc) sığınıp güvenerek bela ve felaketlere direnç göstermektir. Öte taraftan üzüntü, başa gelen sıkıntı ve belalar karşı-sında direnme; olumsuzlukları olumlu kılmak için gösterilen olgunluktur.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soru bize sabrın ne olduğunu ve İslam’daki yerini anlatıyor. Gelin hep birlikte bu tanımı daha iyi anlayalım:
* Sabır nedir? Metne göre sabır, İslam’ın en önemli ahlaki özelliklerinden biriymiş. Zorlandığımız zamanlarda, yani:
- Hoşa gitmeyen olaylar yaşadığımızda (örneğin bir sınavdan düşük not almak),
- Bize karşı yapılan, bizi üzen davranışlar olduğunda,
- Nefsimizin isteklerine uymayıp zorlandığımız durumlarda (örneğin sağlıklı beslenmek için canımızın istediği abur cuburlardan uzak durmak gibi)
bu durumlarda hemen pes etmeyip, kendi özümüzü, yani ahlakımızı, değerlerimizi bozmadan ayakta kalabilme gücüne sabır deniyormuş.
* Sabır ne demekmiş?
- Allah’a (cc) sığınıp güvenerek bela ve felaketlere direnç göstermek: Bu şu demek; başımıza zor bir durum geldiğinde, sadece kendi gücümüze güvenmek yerine Allah’a (cc) sığınmak, O’ndan yardım dilemek ve bu zorluğa karşı dik durmak.
- Üzüntü, başa gelen sıkıntı ve belalar karşısında direnme; olumsuzlukları olumlu kılmak için gösterilen olgunluk: Bu da zorluklar karşısında hemen yıkılmamak, isyan etmemek, aksine bu zorluklardan ders çıkararak, olumsuz gibi görünen durumları bile bir şekilde daha iyiye çevirmeye çalışmak, olgun bir davranış sergilemek anlamına geliyor.
Yani sabır, sadece oturup beklemek değil, zorluklar karşısında hem Allah’a (cc) güvenerek hem de kendi içsel gücümüzle ayakta kalabilme ve olgunlaşabilme becerisidir.
Sonuç:
Sabır, İslam dininin temel ahlaki değerlerinden biridir. Hoşa gitmeyen olaylar, zorlayıcı durumlar veya nefsimizin istekleri karşısında, değerlerimizden ödün vermeden dayanabilme gücüdür. Sabır, aynı zamanda Allah’a (cc) güvenerek sıkıntılara direnç göstermek ve olumsuzlukları olgunlukla karşılayarak onlardan ders çıkarmaktır.
***
### SORU 6
Soru Metni: Dünyada insanlar eşit şartlarda yaşayamamaktadır. Her insanın durumu durumu farklıdır. Kimi refah ve huzur içinde yaşarken kimi de sıkıntı ve musibetlerle mücadele etmektedir. Varlıklı ve huzur içinde yaşayanlar; bu nimetlerin şükrünü eda etmede, fakiri ve yoksulu gözetmede ve Allah’a (cc) şükretmede kararlı olma-lıdır. Yoklukla ve zorluklarla mücadele etmek zorunda olanlar da bir an önce bu sıkıntılardan kurtulmak için yılmadan sabır göstermelidir. Bu konuda Kur’ân-ı Kerim’de “Ant olsun ki sizi biraz korku ve açıklıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjde.” buyrulmaktadır. Bu konuda Hz. Peygamber de “Müminin her hâline hayret edilir. Çünkü müminin başına sevinçli bir durum gelirse şükreder. Dert, bela gelirse sabreder. Her ikisinde de sevap kazanır.” buyurarak Allah’ın (cc) inananların olaylar karşısında takınması gereken tavrı belirtmiştir.
Çözüm:
Bu metin, hayatın farklı şartlarında yaşayan insanlar için sabrın ve şükrün önemini anlatıyor. Gel birlikte inceleyelim:
* Hayat herkes için aynı mı? Metin açıkça söylüyor: Hayır, insanlar eşit şartlarda yaşayamazlar. Kimisi çok zengin ve huzurlu, kimisi ise zorluklar ve sıkıntılar içinde.
* Zengin ve huzurlu yaşayanlar ne yapmalı? Bu kişilerin, kendilerine verilen bu nimetlere karşı **şükretmeleri** gerekiyor. Yani, sahip oldukları mal, mülk, sağlık gibi güzelliklerin Allah’tan (cc) geldiğini bilerek O’na teşekkür etmeliler. Ayrıca, fakir ve yoksul insanları da gözetmeli, onlara yardım eli uzatmalılar. Yani hem şükür hem de yardım etme sorumlulukları var.
* Zorluk yaşayanlar ne yapmalı? Metin diyor ki, yoklukla, sıkıntıyla mücadele edenlerin ise **yılmadan sabır göstermeleri** gerekiyor. Bu zorluklardan bir an önce kurtulmak için dua etmeli, çaba göstermeli ama bir yandan da bu duruma sabretmeliler.
* Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber ne diyor?
* Kur’an-ı Kerim’de şöyle bir ayet var: “Ant olsun ki sizi biraz korku ve **açıklıkla**, bir de **mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek** deneriz. Sabredenleri müjde.” Bu ayet, Allah’ın (cc) bizi hem iyi hem de kötü şeylerle imtihan edeceğini ve bu durumlarda sabredenlere müjde olduğunu söylüyor. “Açıklıkla” derken bolluk, zenginlik; “mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek” derken ise yokluk, sıkıntı anlaşılıyor.
* Hz. Peygamber de Müslümanların her durumunun hayret verici olduğunu söylüyor. Yani bir mümin:
* Başına **sevinçli bir durum geldiğinde şükreder**.
* Başına **dert veya bela geldiğinde ise sabreder**.
Hz. Peygamber, bu iki durumun da sevap olduğunu belirterek, hayatın her iki ucunda da takınılması gereken doğru tavrın şükür ve sabır olduğunu bizlere öğretmiş oluyor.
Sonuç:
İnsanların hayat şartları farklılık gösterir. Bolluk ve huzur içinde yaşayanlar, nimetlerin şükrünü eda etmeli ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmelidir. Sıkıntı ve yokluk içinde olanlar ise, bu zorluklardan kurtulmak için yılmadan sabır göstermelidir. Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in öğretileri, hem bollukta şükretmenin hem de darlıkta sabretmenin müminler için en doğru ve sevap kazandıran davranışlar olduğunu vurgulamaktadır.
***
Umarım bu açıklamalar soruları daha iyi anlamana yardımcı olmuştur. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde bu konuları öğrenmek, hem bu dünyada hem de ahirette huzurlu bir yaşam sürmemiz için çok önemlidir. Başka soruların olursa çekinmeden sorabilirsin!