7. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 36
Harika bir çalışma sayfası! Merhaba sevgili öğrencim, gel birlikte bu “Ölçme ve Değerlendirme” sorularını adım adım, kolayca anlayacağın bir şekilde çözelim. Unutma, önemli olan öğrenmek!
20. Dört büyük melegin isimlerini ve görevlerini yazınız.
Elbette, hemen hatırlayalım. İslam inancında Allah’ın (c.c.) özel görevler verdiği dört büyük melek vardır. Bunlar ve görevleri şöyledir:
- Cebrail (a.s.): Allah’tan aldığı vahiyleri, yani ilahi mesajları peygamberlere ulaştırmakla görevlidir. Peygamberlere Allah’ın emir ve yasaklarını bildiren melektir.
- Mikail (a.s.): Yağmurun yağması, rüzgarın esmesi, bitkilerin büyümesi gibi doğa olaylarını ve rızıkların dağıtılmasını idare etmekle görevlidir.
- İsrafil (a.s.): Kıyametin kopması ve insanların yeniden dirilmesi sırasında “Sûr” adı verilen bir alete üflemekle görevlidir. İlk üfleyişinde kıyamet kopacak, ikinci üfleyişinde ise tüm insanlar yeniden dirilecektir.
- Azrail (a.s.): Eceli gelen, yani yaşam süresi dolan canlıların ruhlarını almakla görevli olan melektir. Bu yüzden “ölüm meleği” olarak da bilinir.
21. Meleklere imanın davranışlara etkisini örnekler üzerinden açıklayınız.
Meleklere inanmak, günlük hayatımızı ve davranışlarımızı çok güzel bir şekilde etkiler. Nasıl mı? Hadi birkaç örnekle bakalım:
Adım 1: Her an izlendiğimizin farkında oluruz. Omuzlarımızda bizimle birlikte olan ve yaptığımız her iyi ve kötü davranışı yazan Kirâmen Kâtibîn melekleri vardır. Bu meleklerin varlığına inanmak, bizi yalnızken bile kötülük yapmaktan alıkoyar. Örneğin, kimsenin görmediği bir yerde kopya çekmeyi düşünen bir öğrenci, meleklerin her şeyi yazdığını hatırlayıp bu yanlış davranıştan vazgeçebilir.
Adım 2: İyilik yapma isteğimiz artar. Yaptığımız en küçük bir iyiliğin bile melekler tarafından kaydedildiğini ve karşılığını göreceğimizi bilmek, bizi daha çok iyilik yapmaya teşvik eder. Mesela, yaşlı bir teyzenin poşetlerini taşımamıza kimse şahit olmasa bile, meleklerin bunu yazdığını bilir ve mutlu oluruz.
Adım 3: Kendimizi güvende hissederiz. Allah’ın bizleri korumakla görevli melekler gönderdiğine inanmak, zor zamanlarda bize manevi bir güç ve huzur verir. Yalnız kalmaktan korktuğumuzda veya başımıza bir dert geldiğinde, koruyucu meleklerin varlığını düşünerek rahatlayabiliriz.
22. “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.” (Zilzâl suresi, 7-8. ayetler.)
Bu güzel ayetler, ahiret günündeki ilahi adalet hakkında bize çok önemli bir mesaj veriyor.
Bu ayetlerde anlatılmak istenen şudur: Dünyada yaptığımız hiçbir şey, ama hiçbir şey kaybolmaz. “Zerre” kelimesi, gözle görülemeyecek kadar küçük bir toz tanesi anlamına gelir. Yani bu ayet bize diyor ki, yaptığın iyilik bir toz tanesi kadar bile olsa, Allah onu görür ve ahirette sana onun ödülünü verir. Aynı şekilde, işlediğin kötülük bir toz tanesi kadar küçük bile olsa, onun da karşılığını (cezasını) görürsün. Bu durum, Allah’ın ne kadar adaletli olduğunu ve her şeyden haberdar olduğunu gösterir. Bizi sürekli iyi ve doğru davranışlarda bulunmaya, en küçük kötülükten bile sakınmaya yönlendirir.
23. Kıyamet, sûr, ba’s ve mizan kavramlarını kendi cümlelerinizle kısaca açıklayınız.
Bu kavramlar, ahiret hayatının aşamalarını anlatır. Gel seninle bu kavramların ne anlama geldiğini basitçe öğrenelim:
- Kıyamet: Evrenin ve dünyadaki yaşamın tamamen son bulacağı, her şeyin altüst olacağı o büyük gündür.
- Sûr: İsrafil (a.s.) isimli meleğin, kıyametin kopuşunu ve daha sonra insanların yeniden dirilişini haber vermek için üfleyeceği boruya verilen isimdir.
- Ba’s: Kelime anlamı “yeniden dirilme” demektir. Kıyametten sonra tüm insanların hesap vermek üzere Allah tarafından yeniden canlandırılması olayıdır.
- Mizan: Ahiret gününde, insanların dünyada yaptıkları iyilik ve kötülüklerin tartılacağı ilahi adalet terazisidir. Bu terazi sayesinde kimin sevaplarının, kimin günahlarının daha ağır geldiği belli olacaktır.
24. “Ama yaptıklarının ardından tövbe edip kendilerini düzeltenler başka, çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.” (Âl-i İmrân suresi, 89. ayet.) Bu ayete göre ahiret inancı ile Allah’ın (cc) merhametli ve affedici oluşu arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Bu soru çok güzel bir noktaya değiniyor. Ahiret inancı ve Allah’ın merhameti arasındaki o harika dengeyi gösteriyor.
Adım 1: Ahiret inancı, bize sorumluluklarımızı hatırlatır. Yaptığımız her şeyin bir karşılığı olacağını, iyiliklerin ödüllendirileceğini ve kötülüklerin cezalandırılacağını biliriz. Bu, bizi daha dikkatli ve sorumlu bir insan yapar.
Adım 2: Ancak insan hata yapabilir. İşte bu ayet tam da burada devreye giriyor. Eğer bir hata yaparsak, her şeyin bittiğini düşünüp umutsuzluğa kapılmamamız gerektiğini söylüyor. Çünkü Allah’ın (c.c.) merhamet ve af kapısı her zaman açıktır.
Sonuç olarak ilişki şudur: Ahiret inancı bizi kötülüklerden alıkoyar, ancak hata yaptığımızda ise Allah’ın affediciliği ve merhameti bize bir umut ışığı olur. Yaptığımız hatadan dolayı samimi bir şekilde pişman olup tövbe edersek ve kendimizi düzeltirsek, Allah’ın bizi affedebileceğini biliriz. Yani ahiret, sadece bir ceza yeri değil, aynı zamanda Allah’ın sonsuz merhametinin de tecelli edeceği bir yerdir. Bu denge, hem sorumluluk sahibi olmamızı hem de umudumuzu kaybetmememizi sağlar.
25. Nâs suresinden çıkarılabilecek mesajlar nelerdir?
Nâs suresi, Kur’an-ı Kerim’in son suresidir ve bize çok önemli mesajlar verir. İşte çıkarabileceğimiz bazı dersler:
- Sığınmamız Gereken Tek Güç Allah’tır: Sure, bize her türlü kötülüğe karşı sığınacağımız tek varlığın Allah (c.c.) olduğunu hatırlatır. O, insanların Rabbi (sahibi ve eğiticisi), Meliki (hükümdarı) ve İlahı’dır (ibadet edilen tek varlıktır).
- Kötülük Kaynaklarına Dikkat: Surede hem “sinsi vesvesecinin” şerrinden yani şeytandan, hem de insanlar ve cinler arasındaki kötü niyetlilerin şerrinden Allah’a sığınmamız gerektiği belirtilir. Bu, kötülüğün sadece dışarıdan değil, bazen içimizdeki fısıltılardan veya çevremizdeki insanlardan da gelebileceğini gösterir.
- Dua ve Korunma Yolu: Nâs suresi, bize kötülüklere karşı nasıl manevi bir kalkan oluşturacağımızı öğretir. Bu sureyi okuyarak Allah’tan yardım istemek, O’na sığınmak en etkili korunma yöntemlerinden biridir.
Umarım tüm cevaplar anlaşılır olmuştur. Başarılar dilerim!