7. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 79
Harika bir soru! Hadi gel, bu güzel metni ve soruyu birlikte inceleyip anlayalım. Ben senin Sosyal Bilgiler öğretmenin olarak bu soruyu adım adım çözümlemen için sana yardımcı olacağım.
Soru-Yorum
Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında yanında devrin önemli âlimlerinden Kemalpaşazâde de bulunmaktaydı. Rivayete göre seferden dönüş sırasında Kemalpaşazâde’nin atının ayağından padişahın kaftanına çamur sıçramıştı. Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim “âlimin ayağından sıçrayan çamurların hem süs hem de övünç vesilesi” olacağını söylemiştir. Yanındakilere de bu kaftanın ölümünden sonra sandukası üzerine örtülmesi vasiyetinde bulunmuştur.
“… Kuşkusuz âlimler peygamberlerin vârisleridir.” (Tirmizî, İlim, 19.)
Verilen hadisi de dikkate alarak Yavuz Sultan Selim’in davranışını âlimlere saygı açısından yorumlayınız.
Sevgili öğrencim, bu soruyu çözmek için önce olayı, sonra da bize verilen hadisi anlamamız ve en sonunda ikisini birleştirmemiz gerekiyor. Haydi başlayalım!
Adım 1: Olayı Anlayalım
Öncelikle metinde anlatılan olayı bir gözden geçirelim. Kocaman bir imparatorluğun padişahı olan Yavuz Sultan Selim, yanında dönemin büyük bilginlerinden, yani âlimlerinden biri olan Kemalpaşazâde ile seferden dönüyor. Bu sırada Kemalpaşazâde’nin atının ayağından sıçrayan çamur, padişahın değerli kaftanını kirletiyor. Normalde bir padişahın böyle bir durumda sinirlenmesini bekleyebiliriz, değil mi? Ama o, tam tersi bir tepki veriyor.
Adım 2: Yavuz Sultan Selim’in Tepkisini Değerlendirelim
Yavuz Sultan Selim, kaftanına sıçrayan çamur için ne diyor? Bu çamurun bir leke değil, tam tersine bir süs ve övünç kaynağı olduğunu söylüyor. Hatta o kadar ileri gidiyor ki, öldüğünde bu çamurlu kaftanın sandukasının (yani mezarının) üzerine örtülmesini vasiyet ediyor. Bu davranış, sıradan bir davranış değil. Padişahın, o çamura ve çamurun geldiği kişiye ne kadar büyük bir değer verdiğini gösteriyor. O çamur, herhangi bir yerden değil, bir âlimin atının ayağından gelmişti. İşte bu yüzden çok kıymetliydi.
Adım 3: Hadis-i Şerif’in Anlamını Kavrayalım
Soruda bize bir de hadis verilmiş: “Kuşkusuz âlimler peygamberlerin vârisleridir.” Peki bu ne demek? Vâris, mirasçı demektir. Yani bu hadis bize, peygamberlerin bıraktığı en değerli mirasın bilgi olduğunu ve bu bilgiyi taşıyan, insanlara öğreten kişilerin de âlimler (bilginler) olduğunu anlatıyor. Dolayısıyla âlimler, toplumda peygamberler kadar saygıdeğer bir konuma sahiptirler.
Adım 4: Olay ve Hadisi Birleştirerek Yorumlayalım
Şimdi her şeyi bir araya getirelim. Yavuz Sultan Selim, “Âlimler peygamberlerin vârisleridir” hadisinin anlamını çok iyi bilen bir padişahtı. Bu yüzden, bir âlim olan Kemalpaşazâde’ye derin bir saygı duyuyordu.
- Ona göre, bir âlimin atının ayağından sıçrayan çamur bile sıradan bir çamur değildi. O çamur, peygamberlerin mirası olan ilmi taşıyan bir kişiden gelen bir “iz” idi.
- Bu izi bir leke olarak değil, bir şeref nişanı, bir süs olarak gördü.
- Bu çamurlu kaftanın ölünce mezarının üzerine örtülmesini istemesi, âlimlere ve ilme verdiği değerin ne kadar büyük olduğunu ve bu saygısını öbür dünyaya bile taşımak istediğini gösteren çok güçlü bir mesajdır.
Sonuç olarak;
Yavuz Sultan Selim’in bu davranışı, onun âlimlere sadece sözde değil, özde de ne kadar büyük bir saygı ve sevgi beslediğini gösterir. O, ilmin ve âlimin, bir padişahın gücünden ve zenginliğinden bile daha üstün olduğuna inanıyordu. Verilen hadis, onun bu davranışının temelindeki İslami ve insani düşünceyi bize açıkça göstermektedir. Bu olay, tarihimizde ilme ve âlime verilen değerin en güzel örneklerinden biridir.