5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Lisans Yayıncılık Sayfa 118
Harika bir çalışma! Hemen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersindeki bu güzel konuyu birlikte inceleyelim. Karşımda pırıl pırıl bir ortaokul öğrencisi varmış gibi tane tane anlatacağım.
Soru 1: “Etkinlik – İlahi Söyleyelim” bölümündeki Yunus Emre’ye ait “Sordum Sarı Çiçeğe” ilahisi ne anlatmaktadır? Bu ilahiyi birlikte yorumlayalım.
Merhaba sevgili öğrencim. Bu ilahi, büyük halk ozanımız ve düşünürümüz Yunus Emre‘ye ait. Yunus Emre, şiirlerinde Allah sevgisini, doğayı, insanı ve hoşgörüyü çok güzel bir dille anlatır. Gel şimdi bu ilahiyi adım adım inceleyelim.
-
Adım 1: Şair ve Çiçeğin Konuşması
İlahide Yunus Emre, bir sarı çiçekle konuşuyor. Ona sorular soruyor ve çiçek de ona cevap veriyor. Tabii ki çiçeklerin konuştuğunu görmeyiz, değil mi? Burada Yunus Emre, çiçeği konuşturarak aslında bize önemli mesajlar veriyor. Edebiyatta cansız varlıkları veya hayvanları konuşturma sanatına “intak” sanatı denir. Yunus Emre burada bu sanatı kullanmış.
-
Adım 2: Çiçeğin Annesi, Babası ve Kardeşleri
Yunus, çiçeğe “Annen baban var mıdır?” diye soruyor. Çiçeğin cevabı çok anlamlı: “Annem babam topraktır.” Çiçek, kendisini var eden, besleyen şeyin toprak olduğunu söylüyor. Bu, onun kökenini, nereden geldiğini anlatıyor. Aynı şekilde “Evlat kardeş var mıdır?” sorusuna da “Evlat kardeş yapraktır” diyor. Yani kendi parçalarının, dallarındaki diğer yaprakların onun kardeşi olduğunu ifade ediyor. Bu, doğadaki birliğe ve bütünlüğe harika bir örnek!
-
Adım 3: Çiçeğin İnancı
Yunus Emre bu defa çok daha derin bir soru soruyor: “Sen kimin ümmetisin?”. Ümmet, bir peygambere inanan ve onun yolundan giden topluluk demektir. Çiçek ne cevap veriyor? “Muhammed ümmetiyim.” diyor. Vay be! Yunus Emre’ye göre sadece insanlar değil, doğadaki her varlık, her çiçek, her böcek Allah’ı tanır ve onun peygamberine bağlıdır. Bütün yaratılmışların aynı inançta birleştiğini anlatmak istiyor.
-
Adım 4: Çiçeğin Bilgeliği
Son olarak Yunus, “Sen beni bilir misin?” diye sorunca çiçek, “Sen Yunus değil misin?” diye cevap veriyor. Bu da bize şunu gösteriyor: Allah’ı seven, onun yarattıklarına değer veren kişileri, doğa bile tanır. Çiçek, Yunus Emre’nin ne kadar özel ve bilge bir insan olduğunu biliyor.
Özetle, bu ilahi bize doğadaki her varlığın bir yaratıcısı olduğunu, bütün varlıkların Allah’ı zikrettiğini (andığını) ve O’na olan sevgilerini kendi dillerince ifade ettiklerini anlatıyor. Bize de doğaya bakıp ondaki bu derin anlamı düşünmemizi öğütlüyor.
Soru 2: “Düşünelim” bölümünde yer alan “Edebiyatımızda dinin izleri ifadesinden ne anlıyoruz?” sorusunu açıklayalım.
Harika bir soru! Bu ifade ilk başta biraz karmaşık gelebilir ama aslında çok basit. Gel birlikte bakalım.
-
Adım 1: “İz” Ne Demektir?
Önce “iz” kelimesini düşünelim. Karda yürüdüğünde arkanda ne kalır? Ayak izlerin, değil mi? İşte o izler, senin oradan geçtiğini gösterir. “Dinin izleri” de bunun gibi bir şey. Din ve inancın, edebiyatımızın yani şiirlerimizin, hikayelerimizin, destanlarımızın üzerinde bıraktığı işaretler, etkiler demektir.
-
Adım 2: Edebiyat ve Toplum İlişkisi
Edebiyat, bir toplumun aynası gibidir. İnsanlar neye inanıyorsa, neyi seviyorsa, neden korkuyorsa, nasıl yaşıyorsa; yazdıkları şiirlere, anlattıkları masallara da bunlar yansır. Türk toplumu da yüzyıllardır İslam dininin getirdiği değerlerle yoğrulmuş bir toplum. Bu yüzden edebiyatımızda dinin etkilerini, yani “izlerini” görmemiz çok doğal.
-
Adım 3: Dinin İzlerine Örnekler
Peki bu izler nelerdir? Mesela;
- Şiirlerde ve hikayelerde Allah‘tan, peygamberlerden, meleklerden, cennet ve cehennemden bahsedilmesi.
- Yukarıda incelediğimiz Yunus Emre’nin “Sordum Sarı Çiçeğe” ilahisi, dinin edebiyattaki en güzel izlerinden biridir.
- Peygamber Efendimizin hayatını anlatan “siyer” kitapları veya doğumunu anlatan “mevlid” gibi eserler. (Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i en ünlüsüdür.)
- Din büyüklerinin veya evliyaların hayatlarını anlatan ve olağanüstü olayların da yer aldığı “menkıbe” adı verilen hikayeler.
- Şiirlerde dua, tövbe, şükür gibi konuların işlenmesi.
- Adalet, hoşgörü, merhamet, dürüstlük gibi dinimizin öğütlediği güzel ahlaki değerlerin eserlerde övülmesi.
Sonuç olarak, “edebiyatımızda dinin izleri” demek, atalarımızın yazdığı eserleri okuduğumuzda, onların inanç dünyasını, Allah’a ve peygamberlere olan sevgilerini, ahlaki değerlerini ve kültürel zenginliklerini açıkça görebilmemiz demektir. Edebiyat, dinin nesilden nesile aktarılmasında da çok önemli bir rol oynamıştır.