5. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 136
Harika bir soru! Tam bir Sosyal Bilgiler konusu. Gel bakalım, bu önemli soruyu bir öğretmen gözüyle adım adım inceleyelim ve birlikte cevaplayalım.
Soru: Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünden yola çıkarak sahip olduğumuz kültürel varlıkları korumak ve gelecek nesillere aktarmak için neler yapılabilir? Tartışınız.
Merhaba sevgili öğrencim, bu soru gerçekten çok güzel ve önemli bir konuya değiniyor. Atatürk’ün o anlamlı sözünü temel alarak, geçmişimizden bize miras kalan değerli varlıkları nasıl koruyabileceğimizi ve bizden sonraki kuşaklara nasıl aktarabileceğimizi adım adım düşünelim.
“Bir vatanın sahibi olmanın yolu; o topraklarda yaşanmış tarihî olayları bilmek, doğmuş uygarlıkları tanıma ve sahip olmaktan geçer.” – Mustafa Kemal Atatürk
Çözüm:
Adım 1: Atatürk’ün Sözünü Anlayalım
Öncelikle, Atatürk’ün bu sözüyle ne demek istediğini iyice kavrayalım. Ulu Önderimiz diyor ki, bir toprağı “vatanım” diyerek gerçekten sahiplenmek, sadece üzerinde yaşamakla olmaz. O topraklarda kimlerin yaşadığını, hangi medeniyetlerin kurulduğunu, ne gibi önemli olayların geçtiğini bilmek ve bu geçmişe ait mirasa sahip çıkmak gerekir. Yani tarih bilinci, vatan sevgisinin temelidir. Metinde okuduğumuz Hititlerden, Lidyalılardan, daha sonra Selçuklulardan, Osmanlı’dan kalan her eser, bu toprakların tapu senedi gibidir.
Adım 2: Kültürel Varlık Nedir?
Kültürel varlıklar, geçmişte yaşamış insan topluluklarından günümüze ulaşan, onların yaşamını, sanatını, inancını yansıtan her türlü eserdir. Mesela metinde geçen Hattuşa’daki kalıntılar, Kadeş Antlaşması tableti, Lidyalıların kullandığı Kral Yolu birer kültürel varlıktır. Kaleler, camiler, köprüler, antik kentler, heykeller, hatta eski paralar bile bu mirasın bir parçasıdır.
Adım 3: Bu Varlıkları Korumak ve Aktarmak İçin Neler Yapabiliriz?
İşte bu en önemli kısım. Bu değerli mirası korumak hepimizin görevi. Bunu hem birey olarak hem de devlet olarak yapabiliriz. Gelin bunları listeleyelim:
Bireysel Olarak Yapabileceklerimiz (Yani Bizim Yapabileceklerimiz):
- Öğrenmek ve Merak Etmek: Her şey merakla başlar! Yaşadığımız şehrin, bölgemizin tarihini araştırabiliriz. Hangi medeniyetler yaşamış, ne gibi eserler bırakmışlar? Bu konuda kitaplar okuyabilir, belgeseller izleyebiliriz.
- Ziyaret Etmek ve Görmek: Müzeleri, antik kentleri, tarihi yerleri ailemizle veya okulumuzla ziyaret edebiliriz. Unutmayın, görerek öğrenmek en kalıcı olanıdır.
- Saygılı Olmak: Tarihi mekanları gezerken çok dikkatli olmalıyız. Duvarlara yazı yazmak, eserlere dokunmak veya zarar vermek, çöp atmak gibi davranışlardan kesinlikle kaçınmalıyız. Orada bizden binlerce yıl önce yaşamış insanların anılarına saygı göstermeliyiz.
- Farkındalık Yaratmak: Öğrendiklerimizi arkadaşlarımızla, ailemizle paylaşabiliriz. “Biliyor muydunuz, bizim şehrimizde böyle tarihi bir köprü varmış!” gibi sohbetler başlatarak çevremizdekilerin de bu konuda bilinçlenmesini sağlayabiliriz.
- Koruyucu Olmak: Tarihi bir esere zarar verildiğini veya definecilik gibi yasa dışı bir faaliyet gördüğümüzde korkmadan durumu en yakın müze müdürlüğüne, jandarmaya veya polise bildirmeliyiz. Bu bir vatandaşlık görevidir.
Devlet ve Kurumlar Düzeyinde Yapılabilecekler:
- Yasal Koruma: Devlet, tarihi eserleri ve sit alanlarını yasalarla koruma altına almalıdır. Tarihi eser kaçakçılığı ve tahribatına karşı ağır cezalar uygulamalıdır.
- Restorasyon ve Bakım: Yıpranmış, zarar görmüş tarihi yapıların aslına uygun şekilde onarılması (restore edilmesi) ve düzenli bakımlarının yapılması çok önemlidir.
- Arkeolojik Çalışmaları Desteklemek: Toprağın altı, henüz keşfedilmemiş hazinelerle dolu. Devlet, üniversitelerle iş birliği yaparak arkeolojik kazıları desteklemeli ve yeni eserlerin gün yüzüne çıkarılmasını sağlamalıdır.
- Eğitim: Okullarda sosyal bilgiler ve tarih derslerinde bu konulara daha fazla yer verilmeli, öğrencilerin tarihi ve kültürel mirasa sahip çıkma bilinci küçük yaşlardan itibaren geliştirilmelidir.
- Tanıtım: Ülkemizin sahip olduğu bu zenginlikler, hem yurt içinde hem de yurt dışında çeşitli etkinlikler, belgeseller ve yayınlarla tanıtılmalıdır. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne daha fazla varlığımızın girmesi için çalışmalar yapılmalıdır.
Sonuç olarak;
Atatürk’ün de işaret ettiği gibi, geçmişimize sahip çıkmak, geleceğimizi sağlam temeller üzerine kurmaktır. Kültürel varlıklarımız, bizim kim olduğumuzu anlatan en değerli hazinelerimizdir. Onları korumak ve gelecek nesillere sapasağlam bir şekilde emanet etmek, her birimizin en kutsal görevlerinden biridir. Unutmayalım ki, bizler geçmişle gelecek arasında bir köprüyüz!