5. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 133
Harika bir soru! Sosyal Bilimler dersimizin en sevdiğim konularından biri olan Mezopotamya uygarlıklarına ve onların adalet sistemlerine bir göz atalım. Birlikte, binlerce yıl öncesine gidip Hammurabi’nin kanunlarını günümüzdekilerle karşılaştıracağız.
Soru 2: Hammurabi kanunları ile günümüzdeki kanunlar arasında ne gibi benzerlikler ve farklılıklar bulunmaktadır? Beyin fırtınası yaparak belirleyiniz.
Sevgili öğrenciler, bu soruyu cevaplamak için önce metinde verilen Hammurabi Kanunları’ndan örnekleri ve günümüzdeki hukuk kurallarını düşünmemiz gerekiyor. Hadi adım adım ilerleyerek bir beyin fırtınası yapalım.
BENZERLİKLER
Adım 1: Kanunların Yazılı Olması
Hammurabi’nin en büyük başarılarından biri, kanunları büyük bir taş tablete (stele) yazdırmasıdır. Böylece herkes kuralları bilebiliyordu. Günümüzde de anayasamız ve kanunlarımız yazılıdır. Bu, kuralların kişiye göre değişmesini engeller ve herkese aynı şekilde uygulanmasını (en azından hedeflenmesini) sağlar. Yani her iki dönemde de hukukun yazılı olması ortak bir özelliktir.
Adım 2: Toplumsal Düzeni Koruma Amacı
Hammurabi de kanunları toplumdaki düzeni sağlamak, haksızlıkları önlemek ve suçluları cezalandırmak için yapmıştır. Günümüzdeki kanunların amacı da tamamen aynıdır: Toplumun huzur ve güven içinde yaşamasını sağlamak. Yani temel amaç ortaktır.
Adım 3: Suçların Tanımlanması
Metindeki örneklere bakalım: Hırsızlık, iftira (birini haksız yere suçlama), birine fiziksel zarar verme… Bunların hepsi Hammurabi zamanında suç olarak kabul ediliyordu. Günümüzde de bu eylemlerin tamamı suçtur. Yani, temel ahlaki değerler ve neyin suç sayıldığı konusunda binlerce yıldır değişmeyen bazı ortak noktalarımız var.
FARKLILIKLAR
Adım 1: Cezaların Şiddeti ve “Kısasa Kısas” İlkesi
En büyük fark burada ortaya çıkıyor. Hammurabi Kanunları “kısasa kısas” ilkesine dayanır. Yani, “göze göz, dişe diş”. Metindeki örnekte ne diyor? “Bir kişinin dişine zarar verirsen, senin de dişin çekilir.” Hırsızlık yapanın cezası ise ölümdür. Günümüz hukuk sistemleri ise daha çok caydırıcılık, topluma yeniden kazandırma (rehabilitasyon) ve hapis cezası gibi yöntemler kullanır. Cezalar, işlenen suça denk olsa da, birebir aynısı değildir ve genellikle ölüm cezası gibi çok sert cezalar uygulanmaz.
Adım 2: Kanun Önünde Eşitlik İlkesi
Metindeki kanunda çok önemli bir ayrıntı var: “toplumda kendisiyle aynı seviyedeki bir kişinin dişine zarar verirse…”. Bu ifade, eğer zarar verilen kişi daha alt bir sosyal sınıftaysa cezanın farklı olabileceğini gösteriyor. Yani Hammurabi zamanında insanlar kanun önünde tam olarak eşit değildi. Oysa günümüz modern hukuk sistemlerinin temelinde “kanun önünde herkesin eşit olması” ilkesi yatar. Bir kişinin sosyal statüsü, zenginliği veya makamı, alacağı cezayı (teoride) etkilemez.
Adım 3: İspat ve İftiranın Cezası
Hammurabi kanunlarında, birini ölüm cezası gerektiren bir suçla itham edip ispatlayamazsan, ceza olarak sen öldürülürsün! Bu, iftira atmayı önlemek için çok sert bir yöntem. Günümüzde de iftira atmak bir suçtur ve tazminat veya hapis gibi cezaları vardır. Ancak, birini yanlışlıkla suçladığınız için aynı cezayı almazsınız. Modern hukuk, insan haklarını daha çok gözeten ve daha adil yargılama süreçleri olan bir yapıya sahiptir.
Sonuç olarak; Hammurabi Kanunları, yazılı olmaları ve toplumsal düzeni amaçlamaları gibi yönleriyle günümüz hukuk sistemlerine temel oluşturmuş çok önemli adımlardır. Ancak, cezaların aşırı sertliği, kısas ilkesi ve insanlar arasında sosyal sınıfa dayalı ayrım yapması gibi özellikleriyle modern hukuk anlayışından kesin bir şekilde ayrılır. Günümüz kanunları, insan onurunu ve eşitlik ilkesini daha fazla merkeze alır.