5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 104
Harika bir görev! Merhaba sevgili öğrencilerim, ben sizin öğretmeniniz. Şimdi bana gönderdiğin görseldeki metni ve soruları birlikte inceleyip, bir öğrencinin en kolay anlayacağı şekilde cevaplayalım. Haydi başlayalım!
Soru 1 (Etkinlik): Dinî bayramlarda neler yaparsınız? Bununla ilgili anılarınızı ve izlenimlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Bu soru, aslında hepimizin yaşadığı güzel anları hatırlamamız için bir fırsat. Bir doğru cevabı yok, çünkü herkesin bayram anısı kendine özeldir. Ama bu soruya nasıl cevap verebileceğin hakkında sana bazı fikirler verebilirim. Aklına gelenleri bu şekilde toparlayıp arkadaşlarına anlatabilirsin.
- Bayram Hazırlıkları: Bayramdan önce evde neler yaparsınız? Annenize yardım eder misiniz? Örneğin, bayram temizliği, baklava veya bayram çöreği gibi özel yiyeceklerin hazırlanması gibi anılarını anlatabilirsin.
- Bayram Sabahı: Bayram sabahı nasıl başlar? Ailece yapılan özel bir kahvaltı var mı? Yeni ve temiz bayramlık kıyafetlerinizi giymenin heyecanını hatırlıyor musun? Babanızla veya dedenizle bayram namazına gittiğiniz bir anın var mı? Bunları düşünebilirsin.
- Büyükleri Ziyaret: Bayramın en güzel yanlarından biri de akrabaları, özellikle de dede ve ninelerimizi ziyaret etmektir. Onların elini öpüp hayır dualarını almak, onlardan bayram harçlığı almak ne kadar da güzeldir, değil mi? Bu ziyaretlerde yaşadığın komik veya tatlı bir anıyı paylaşabilirsin.
- Paylaşmak ve Yardımlaşmak: Özellikle Kurban Bayramı’nda kurban etlerinin ihtiyaç sahipleriyle paylaşılması çok önemlidir. Ramazan Bayramı’nda ise fitre ve zekat verilir. Bu yardımlaşma anlarından birini veya ailendeki bu geleneği anlatabilirsin. Unutma, bayramlar paylaşınca daha da güzelleşir.
- Duyguların: Bayramlar sana ne hissettiriyor? Sevinç, mutluluk, bir araya gelme, özlem gibi duygulardan bahsedebilirsin.
Bu başlıkları düşünerek kendi anılarını çok daha rahat bir şekilde toparlayıp arkadaşlarınla paylaşabilirsin.
Soru 2 (Güdüleme): “Bu dünya Sultan Süleyman’a bile kalmadı.” sözünü hiç duydunuz mu? Bu söz ne anlatmak amacıyla söylenmiş olabilir?
Evet, bu çok meşhur ve anlamlı bir sözdür. Eminim büyüklerinizden duymuşsunuzdur. Gelin bu sözün ne anlama geldiğini adım adım inceleyelim.
Adım 1: Sultan Süleyman kimdi?
Metinde de okuduğumuz gibi, Hz. Süleyman (a.s.) sadece bir peygamber değil, aynı zamanda çok büyük ve güçlü bir hükümdardı. Allah (c.c.) ona kimseye vermediği zenginlikler ve güçler vermişti.
- Çok büyük bir saltanatı, yani krallığı vardı.
- Rüzgâra hükmedebiliyor, onunla çok uzak mesafelere gidebiliyordu.
- Kuşların, karıncaların dilini biliyor, onlarla konuşabiliyordu.
- Cinler onun emrindeydi ve onun için çalışıyorlardı.
- Çok zengindi, sarayları değerli mücevherlerle süslüydü.
Kısacası, dünyada sahip olunabilecek neredeyse her şeye sahipti: güç, zenginlik, ilim, saltanat…
Adım 2: “…bile kalmadı.” ne demek?
Bu ifade, bir şeyin en üst seviyesindeki örnek için bile geçerli olduğunu vurgulamak için kullanılır. Yani, “Ona bile kalmadıysa, bize hiç kalmaz.” gibi bir anlam taşır.
Adım 3: İkisini birleştirelim ve sonucu bulalım.
Şimdi bu iki bilgiyi birleştirdiğimizde sözün anlamı ortaya çıkıyor. Hz. Süleyman gibi bu kadar büyük güce, zenginliğe ve saltanata sahip bir insana bile bu dünya kalıcı olmamış, o da her insan gibi ölüp gitmiştir.
Bu söz bize şunu anlatmak ister: Bu dünyadaki makam, mevkii, zenginlik ve güç ne kadar büyük olursa olsun, her şey geçicidir. Hiç kimse bu dünyada sonsuza kadar kalıcı değildir. Bu yüzden insanların sahip oldukları şeylerle kibirlenmemesi, alçakgönüllü olması ve bu dünyanın gelip geçici olduğunu unutmaması gerekir.
Umarım bu açıklamalar konuyu daha iyi anlamana yardımcı olmuştur. Aklına takılan başka bir şey olursa çekinmeden sorabilirsin!