2. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları Sözcü Yayıncılık Sayfa 124
Merhaba sevgili öğrencilerim!
Ben sizin 2. Sınıf İngilizce öğretmeninizim. Şimdi birlikte kitaptaki bu güzel resimli konuşmaları inceleyeceğiz. Bu diyaloglarda geçen kelimeleri ve cümleleri size adım adım, tane tane anlatacağım. Hazırsanız, haydi başlayalım!
7. Listen to the dialogues. Then act them out in pairs.
Bu yönergede bize diyor ki; “Diyalogları dinleyin. Sonra onları ikili olarak canlandırın.” Yani bu konuşmaları önce dinleyip sonra arkadaşlarınızla sanki bir tiyatro oyunu gibi canlandırmanız isteniyor. Şimdi konuşmaları birlikte inceleyelim.
1 Numaralı Konuşma
Teacher: Hello, Peter! Show me the bananas, please.
Peter: There you are.
Teacher: Thank you!
Çözüm ve Açıklama:
Bu konuşmada öğretmen ve Peter arasında geçenleri anlayalım.
-
Adım 1: Öğretmen, Peter’a “Hello, Peter! Show me the bananas, please.” diyor.
Türkçesi: “Merhaba, Peter! Lütfen bana muzları göster.” demektir.
Burada “Show me” kalıbı “Bana göster” anlamına gelir. “Please” ise “Lütfen” diyerek isteğimizi kibarca söylediğimizi gösterir. -
Adım 2: Peter, muzları uzatarak “There you are.” diyor.
Türkçesi: “İşte burada” veya “Buyurun” gibi bir anlama gelir. Birisine istediği bir şeyi verirken bu ifadeyi kullanırız. -
Adım 3: Öğretmen, Peter’a “Thank you!” diyerek teşekkür ediyor.
Türkçesi: “Teşekkür ederim!” demektir.
2 Numaralı Konuşma
Mike: Teacher, give me the apple, please.
Teacher: Here you are.
Mike: Thanks. I like apples very much.
Çözüm ve Açıklama:
Şimdi de Mike ile öğretmeninin konuşmasına bakalım.
-
Adım 1: Mike, öğretmenine “Teacher, give me the apple, please.” diyor.
Türkçesi: “Öğretmenim, lütfen bana elmayı verin.” demektir.
Burada “Give me” kalıbı “Bana ver” anlamına gelir. Yine kibar olmak için cümlenin sonuna “please” eklemiş. -
Adım 2: Öğretmen elmayı uzatırken “Here you are.” diyor.
Bu da tıpkı bir önceki konuşmadaki “There you are.” gibi “Al bakalım” veya “Buyur” demektir. İkisi de bir şey uzatırken kullanılabilir. -
Adım 3: Mike, “Thanks. I like apples very much.” diyor.
Türkçesi: “Teşekkürler. Elmaları çok severim.” demektir.
Burada “I like… very much” kalıbı, bir şeyi “çok sevdiğimizi” belirtmek için kullanılır.
3 Numaralı Konuşma
Teacher: Rosy, eat the grapes, please.
Rosy: Yummy!
Teacher: Do you like grapes?
Rosy: Yes, I do.
Çözüm ve Açıklama:
Son olarak öğretmen ve Rosy’nin sevimli konuşmasını inceleyelim.
-
Adım 1: Öğretmen, Rosy’ye “Rosy, eat the grapes, please.” diyor.
Türkçesi: “Rosy, lütfen üzümleri ye.” demektir.
“Eat” kelimesi “yemek” fiilidir. -
Adım 2: Rosy, üzümleri yerken çok beğeniyor ve “Yummy!” diyor.
Türkçesi: “Nefis!” veya “Çok lezzetli!” anlamına gelir. Sevdiğimiz bir yiyecek için bu kelimeyi kullanırız. -
Adım 3: Öğretmen, Rosy’ye bir soru soruyor: “Do you like grapes?”
Türkçesi: “Üzümleri sever misin?” demektir.
Birisine bir şeyi sevip sevmediğini sormak için “Do you like…?” soru kalıbını kullanırız. -
Adım 4: Rosy, bu soruya “Yes, I do.” diye cevap veriyor.
Türkçesi: “Evet, severim.” demektir. Bu, “Do you like…?” sorusuna verilen kısa ve olumlu bir cevaptır.
İşte bu kadar! Gördüğünüz gibi hepsi çok basit ve günlük hayatta kullanabileceğimiz cümleler. Şimdi siz de arkadaşlarınızla bu konuşmaları canlandırarak pratik yapabilirsiniz. Aferin size!