5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 62
Harika bir sayfa! Merhaba sevgili öğrencim, ben senin Sosyal Bilgiler ve Din Kültürü öğretmeninim. Şimdi bu sayfadaki soruları birlikte, adım adım ve kolayca anlayacağın bir dille çözümleyelim. Hazır mısın? Haydi başlayalım!
Etkinlik Sorusu: Sofra adabına uygun davranmamız neden gereklidir? Bu konudaki düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Bu gerçekten üzerinde düşünmeye değer, çok güzel bir soru! Sofra kuralları, yani adap, sadece “şunu yap, bunu yapma” demekten ibaret değildir. Aslında çok daha derin ve önemli anlamlar taşır. Gel, sofra adabına uymanın neden bu kadar önemli olduğuna birlikte bakalım:
- Saygı Göstermek: Sofrada genellikle ailemizle veya arkadaşlarımızla birlikte oluruz. Sofra kurallarına uymak, hem yemeği hazırlayan kişiye gösterdiğimiz bir teşekkürdür hem de bizimle birlikte o anı paylaşan insanlara duyduğumuz saygıyı ifade eder. Örneğin, ağzımızda lokma varken konuşmamak veya başkasının önünden yemek almamak, diğer insanları düşündüğümüzü gösteren nazik davranışlardır.
- Nimete Şükran: Önümüzdeki yemekler, bize verilen değerli birer nimettir. Yemeğe “Besmele” ile başlamak, tabağımıza yiyebileceğimiz kadar yemek almak, ekmek kırıntılarını bile israf etmemek… Bütün bunlar, bize bu nimetleri veren Allah’a (c.c.) şükrettiğimizi ve minnettar olduğumuzu gösterir.
- Sağlık ve Temizlik: Sofra adabının birçoğu aslında doğrudan sağlığımızla ilgilidir. Yemekten önce ve sonra ellerimizi yıkamak, temiz tabak ve çatal kullanmak bizi mikroplardan korur. Sakin ve yavaş yemek yemek ise sindirim sistemimizin daha sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.
- Güzel Bir Ortam Oluşturmak: Herkesin birbirine saygılı davrandığı, temiz ve düzenli bir sofrada yemek yemek çok daha keyifli ve huzurlu olmaz mı? Sofra kuralları, yemek vaktini sadece karın doyurulan bir zaman olmaktan çıkarıp, ailemiz ve sevdiklerimizle sohbet ettiğimiz, günün yorgunluğunu attığımız özel bir ana dönüştürür.
Kısacası, sofra adabı bizi daha düşünceli, saygılı, sağlıklı ve şükretmeyi bilen bireyler yapar. Bu yüzden bu kurallara uymak çok önemlidir.
Düşünelim-Hazırlanalım Sorusu: “Lokman Hekim” ifadesini daha önce hiç duydunuz mu? Bu ifade ile kim kastedilmektedir?
Eminim “Lokman Hekim” adını masallarda, büyüklerinin anlattığı hikayelerde veya bazı deyimlerde duymuşsundur. Hani bazen çözümü çok zor dertler için, “Buna Lokman Hekim bile çare bulamaz” derler. Peki, bu meşhur ifadeyle kimden bahsediliyor? Metnimiz bize bu konuda harika ipuçları veriyor. Haydi adım adım inceleyelim.
Adım 1: Bu Kişi Kimdir?
Metni okuduğumuzda, “Lokman Hekim” ifadesiyle kastedilen kişinin, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de de adı geçen Hz. Lokman olduğunu hemen anlıyoruz. Hatta Kur’an’da onun adını taşıyan ve oğluna verdiği değerli öğütleri anlatan “Lokman Suresi” bile vardır. O, geçmişte yaşamış çok bilge bir insandır.
Adım 2: Neden Ona ‘Hekim’ Deniyor?
Kitabımızdaki ‘Not Edelim’ bölümü bu sorunun cevabını çok güzel açıklıyor. Hz. Lokman, sadece bilgeliğiyle değil, aynı zamanda hekimliğiyle yani doktorluğuyla da tanınan bir kişiymiş. İnsanların hastalıklarına şifa olacak ilaçlar ve tedaviler bulurmuş. Hatta efsanelere göre bütün bitkilerin sırrını bildiği, hangi bitkinin hangi hastalığa iyi geleceğini anladığı söylenir. İşte bu üstün tedavi yeteneğinden dolayı ona ‘doktor’ anlamında ‘Lokman Hekim’ denilmiştir.
Adım 3: Sadece Bir Hekim miydi?
Hayır, onun en önemli özelliği bilge bir kişi olmasıdır. Zaten bu yüzden ona Lokmânu’l-Hakîm yani ‘Bilge Lokman’ da denirmiş. Allah (c.c.) ona “hikmet” yani derin bir anlayış, doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği ve isabetli söz söyleme gücü vermiştir. Oğluna verdiği öğütler, bu eşsiz bilgeliğinin en güzel kanıtlarıdır.
Sonuç olarak;
“Lokman Hekim” ifadesi, Kur’an’da adı geçen, kendisine Allah tarafından hem derin bir bilgelik (hikmet) hem de insanları iyileştirme bilgisi (hekimlik) verildiğine inanılan mübarek şahsiyet Hz. Lokman‘ı (a.s.) kastetmektedir.