6. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Doğa Yayınları Sayfa 82
Harika bir soru! Metni dikkatlice okudum ve şimdi sana bu “Etkinlik” sorusunu bir öğretmen olarak adım adım açıklayacağım. Haydi birlikte düşünelim!
Soru: İslam tebliği başlangıçtan itibaren açıktan yapılsaydı neler olabilirdi? Beyin fırtınası yapınız.
Merhaba sevgili öğrencim. Bu soru, bizden o dönemdeki şartları düşünerek bir tahminde bulunmamızı istiyor. Metinde Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) İslam’ı ilk başta neden gizli yaydığına dair ipuçları var. Şimdi bu ipuçlarını kullanarak, eğer davet en başından açık olsaydı neler yaşanabileceğini adım adım düşünelim.
Adım 1: O Dönemdeki Mekke’yi Gözümüzde Canlandıralım
Öncelikle, o zamanın Mekke’si nasıldı bir hatırlayalım. Mekkeliler, yani müşrikler, Kâbe’nin içine ve çevresine kendi elleriyle yaptıkları putlara tapıyorlardı. Bu putlar, onlar için hem dini bir anlam taşıyor hem de ticaretlerinin ve sosyal düzenlerinin bir parçasıydı. Atalarından gördükleri bu inanç sistemine çok sıkı sıkıya bağlıydılar ve buna karşı çıkan bir düşünceyi asla kabul etmezlerdi.
Adım 2: Açık Davetin Muhtemel Sonuçlarını Düşünelim
Peygamberimiz, böyle bir ortamda “Tek Allah vardır, bu putlar hiçbir işe yaramaz!” mesajını ilk günden herkese açık bir şekilde söyleseydi, olabilecekleri maddeler halinde sıralayalım:
- Şiddetli ve Ani Bir Tepki Gelirdi: Müşrikler, kendi inançlarına, atalarının yoluna ve düzenlerine büyük bir hakaret olarak algılayacakları bu davete çok sert tepki gösterirlerdi. Peygamberimiz’i ve ona inananları hemen “düşman” ilan edebilirlerdi.
- İlk Müslümanlar Büyük Zarar Görürdü: Metinde de okuduğumuz gibi, ilk Müslümanlar sayıca çok azdı. Hz. Hatice, Hz. Ebubekir, Hz. Ali gibi birkaç kişiden ibaretlerdi. Bu küçük ve henüz güçsüz topluluk, Mekke’nin ileri gelenlerinin öfkesiyle karşılaştığında, işkenceye, baskıya ve hatta ölüme maruz kalabilirlerdi. Kendilerini savunacak hiçbir güçleri yoktu.
- İslam’ın Mesajı Daha Başlamadan Bitebilirdi: Bu kadar sert bir tepki, İslam’ın yayılmasını daha en başında engelleyebilirdi. İnsanlar korkudan İslam’ı dinlemek bile istemez, Müslümanlarla konuşmaktan çekinirlerdi. Bu da davetin filizlenmeden solmasına neden olabilirdi.
- Eğitim Ortamı Oluşmazdı: Metinde bahsedilen Dârü’l-Erkâm gibi gizli toplanma yerleri olmazdı. Müslümanlar bir araya gelip Kur’an ayetlerini öğrenemez, dinlerini doğru bir şekilde anlayamaz ve birlik olup güçlenemezlerdi. Herkes tek başına ve savunmasız kalırdı.
Sonuç
Tüm bu adımları düşündüğümüzde anlıyoruz ki, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) daveti ilk üç yıl boyunca gizli tutması çok bilgece ve stratejik bir karardı. Bu gizli dönem, İslam’ın kök salması için toprağı hazırlamak gibiydi. Bu süreçte, dine ilk inananlar hem inançlarını derinleştirdiler hem de birbirlerine kenetlenerek küçük ama sağlam bir topluluk oluşturdular. Böylece, davet açığa çıktığında karşılaşacakları zorluklara karşı daha hazırlıklı ve güçlü oldular.
Kısacası, eğer davet en başından açık olsaydı, büyük ihtimalle İslamiyet henüz doğarken büyük bir şiddetle bastırılır ve yayılma fırsatı bulamazdı.