5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Lisans Yayıncılık Sayfa 9
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Harika bir üniteye başlangıç yapıyoruz: Allah İnancı. Bu ünitemizle ilgili hazırlık sorularını gelin hep birlikte, adım adım anlayarak cevaplayalım. Bu sorular, ünite boyunca öğreneceklerimize bir ışık tutacak. Hazırsanız, başlayalım!
1. Evrendeki mükemmel düzenle ilgili üç tane örnek bulup defterimize yazalım.
Sevgili çocuklar, etrafımıza baktığımızda her şeyin ne kadar harika bir uyum içinde olduğunu görürüz. İşte bu mükemmel düzene dair aklıma gelen üç güzel örnek:
- Gezegenlerin Hareketi: Düşünsenize, Dünya’mız ve diğer tüm gezegenler, Güneş’in etrafında kendilerine ait bir yolda, hiç şaşırmadan ve birbirine çarpmadan dönüp duruyor. Bu sayede gece ve gündüz, mevsimler oluşuyor. Eğer bu düzende küçücük bir aksama olsa, hayat mümkün olmazdı. Bu ne kadar büyük bir nizam, değil mi?
- Suyun Döngüsü: Denizlerdeki, göllerdeki su buharlaşır, gökyüzünde bulut olur, sonra yağmur veya kar olarak tekrar yeryüzüne döner. Bu su, bitkileri, hayvanları ve bizleri besler. Sonra tekrar nehirlere karışır ve denizlere ulaşır. Bu döngü hiç durmadan devam eder. İşte bu, hayatın devamı için kurulmuş mükemmel bir sistemdir.
- Vücudumuzdaki Uyum: Kendi vücudumuz bile harika bir örnektir. Biz hiç düşünmeden nefes alırız, kalbimiz biz uyurken bile kan pompalar, midemiz yiyecekleri sindirir. Bütün organlarımız birbiriyle tam bir uyum içinde, bir orkestra gibi çalışır. Bu da evrendeki düzenin en yakınımızdaki kanıtıdır.
2. Allah’ın (c.c.) Rahman ve Rahîm isimlerinin anlamlarını araştırarak defterimize yazalım.
Allah’ın en güzel isimlerinden olan Rahman ve Rahîm, O’nun ne kadar merhametli olduğunu anlatır. Aralarında küçük ama çok anlamlı bir fark vardır.
Adım 1: Rahman İsminin Anlamı
Rahman, Allah’ın bu dünyada inanan veya inanmayan ayrımı yapmadan, bütün yarattıklarına şefkat ve merhamet göstermesi demektir. Güneşin herkesi ısıtması, yağmurun her yere yağması, rızkın tüm canlılara verilmesi O’nun Rahman isminin bir yansımasıdır. Yani merhameti çok geniştir ve herkesi kapsar.Adım 2: Rahîm İsminin Anlamı
Rahîm ise, Allah’ın merhametinin ahirette, yani öldükten sonraki hayatta, sadece O’na inanan müminlere yönelik özel bir tecellisidir. O’na iman edip iyi işler yapan kullarını cennetiyle ödüllendirmesi, günahlarını bağışlaması O’nun Rahîm isminin bir sonucudur. Bu, daha özel ve derin bir merhamettir.
3. Dua ne demektir? Hangi durumlarda dua ederiz? Araştıralım.
Çocuklar, dua en basit anlatımıyla bizim Yüce Allah ile konuşmamız, O’na seslenmemizdir. İsteklerimizi, sıkıntılarımızı, sevinçlerimizi O’na anlatmaktır. Dua, insanın yaratıcısına sığınma ve O’ndan yardım isteme ihtiyacının en güzel ifadesidir.
Peki, ne zaman dua ederiz?
- Zor bir durumla karşılaştığımızda, başımız sıkıştığında Allah’tan yardım isteriz.
- Bir sınava gireceğimiz zaman veya önemli bir işe başlarken başarılı olmak için dua ederiz.
- Hastalandığımızda şifa bulmak için O’na yöneliriz.
- Sevdiğimiz insanlar için (ailemiz, arkadaşlarımız) iyilik ve sağlık dileriz.
- Güzel bir şey yaşadığımızda, bir başarı elde ettiğimizde şükretmek için dua ederiz.
- Yaptığımız bir hatadan dolayı pişman olduğumuzda af dilemek için dua ederiz.
- Aslında sadece bir şeye ihtiyacımız olduğunda değil, her zaman Allah’ı anmak ve O’na yakın hissetmek için de dua ederiz.
4. Esmâ-i Hüsnâ ne demektir? Araştıralım.
Esmâ-i Hüsnâ, kulağa çok hoş gelen bir tamlama, değil mi? Anlamı da kendisi kadar güzel.
Adım 1: Kelimelerin Anlamı
“Esmâ” kelimesi “isimler” demektir. “Hüsnâ” kelimesi ise “en güzel” anlamına gelir.Adım 2: Birleştirilmiş Anlamı
Bu iki kelime bir araya geldiğinde Esmâ-i Hüsnâ, “Allah’ın en güzel isimleri” demektir. Bu isimler, bize Allah’ı tanıtır. O’nun özelliklerini, gücünü, merhametini, adaletini anlatır. Kur’an’da ve Peygamber Efendimizin sözlerinde geçen bu isimlerin 99 tane olduğu meşhurdur. Örneğin; el-Alîm (Her şeyi bilen), es-Semi’ (Her şeyi işiten), el-Basîr (Her şeyi gören) bu güzel isimlerden bazılarıdır.
5. Hz. İbrahim (a.s.), tevhid inancına nasıl ulaşmıştır? Araştırarak defterimize yazalım.
Hz. İbrahim’in hikayesi, aklımızı ve mantığımızı kullanarak doğru inanca nasıl ulaşabileceğimizin en güzel örneklerinden biridir. O, putlara tapan bir toplumda yaşamasına rağmen gerçeği aramıştır.
Adım 1: Gözlem ve Sorgulama
Hz. İbrahim, çevresindeki insanların kendi elleriyle yaptıkları heykellere, yani putlara tapmalarını anlamsız buluyordu. “Konuşamayan, duyamayan, fayda ya da zarar veremeyen bu cansız nesneler nasıl tanrı olabilir?” diye düşünüyordu.Adım 2: Gökyüzünü İncelemesi
Bir gece gökyüzüne baktı ve parlayan bir yıldız gördü. “İşte benim Rabb’im bu olabilir” dedi. Ama bir süre sonra yıldız batıp gözden kaybolunca, “Ben batıp gidenleri sevmem” dedi.Adım 3: Ay ve Güneş Üzerine Düşünmesi
Daha sonra Ay’ı daha parlak bir şekilde doğarken görünce, “İşte Rabb’im budur” dedi. Fakat sabah olup Ay da batınca, onun da tanrı olamayacağını anladı. Sonra her yeri aydınlatan Güneş’i gördü ve “Bu hepsinden daha büyük, Rabb’im budur” diye düşündü. Ancak akşam olup Güneş de batınca kesin olarak anladı ki, doğan, batan, sonradan var olan ve yok olan hiçbir şey yaratıcı olamazdı.Adım 4: Tevhid İnancına Ulaşması
İşte tam o anda Hz. İbrahim gerçeği buldu: Bütün bu yıldızları, Ay’ı, Güneş’i ve tüm evreni yaratan, batmayan, yok olmayan, her şeyden yüce, tek bir Yaratıcı olmalıydı. İşte bu inanca Tevhid, yani Allah’ın bir ve tek olduğu inancı denir. Hz. İbrahim aklını ve mantığını kullanarak bu sonuca ulaşmıştır.