Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün birlikte Nasrettin Hoca fıkrasını okuyacak ve ardından gelen soruları yanıtlayacağız. Hazırsanız başlayalım!
7. Etkinlik
Nasrettin Hoca fıkrasını okuyalım. Aşağıdaki çalışmaları fıkraya göre yapalım.
YA BAL KABAĞI OLSAYDI!
Hoca bir gün bahçesindeki ceviz ağacının altına uzanır. Yatarken ağaçtaki cevizleri görür. Başlar kendi kendine söylenmeye:
– Şu Allah’ın işlerine de akıl ermiyor. Bir şu kocaman ceviz ağacının küçücük meyvesine bak, bir de parmak kadar filede yetişen kabağa! Hiç uyum var mı aralarında?
Tam o anda, yukarıdan “küt” diye bir ceviz düşer alnının ortasına! Hoca neye uğradığını bilemez. Bir taraftan alnını ovuştururken bir taraftan da dua eder:
– Allah’ım sana şükürler olsun! İyi ki o kabakları bu ağaçta yetiştirmedin. Yoksa ne olurdu şimdi benim hâlim!..
Hoca niçin şükretmiş?
Fıkranın bir bölümünü resimle anlatalım.
Sevgili çocuklar, şimdi fıkrayı dikkatlice okuduk. Gördüğünüz gibi Hoca, ceviz ağacından düşen bir cevizin kafasına çarpması üzerine Allah’a şükrediyor. Peki, neden şükrediyor dersiniz?
Fıkrada Hoca, ceviz ağacının altında uyurken başına bir ceviz düşüyor. Bu durum karşısında Hoca, eğer o ağaçta ceviz yerine kocaman bir kabak olsaydı başına ne kadar büyük bir zarar geleceğini düşünüyor. İşte bu yüzden, Allah’ın ceviz yerine kabak yetiştirmediği için şükrediyor.
Yani, Hoca düşen cevizden zarar görmediği için değil, eğer daha büyük bir meyve olsaydı başına gelecekleri hayal ettiği için şükrediyor. Bu da Hoca’nın ne kadar esprili ve zeki olduğunu gösteriyor!
Sonuç: Hoca, başına ceviz yerine büyük bir kabak düşmediği için Allah’a şükretmiştir.