Harika bir görev! Hemen bir Sosyal Bilgiler öğretmeni olarak bu konuyu sana en güzel şekilde açıklıyorum. Gel bakalım, Peygamber Efendimizin doğduğu çevreyi birlikte öğrenelim.
Soru 1: Hz. Muhammed’in (sav) doğumu hakkında neler biliyorsunuz?
Merhaba sevgili öğrencim. Bu soru, aslında bir konu başlığı ve bize Peygamber Efendimizin nasıl bir dünyaya gözlerini açtığını anlatmayı amaçlıyor. Metni dikkatlice okuduğumuzda bu sorunun cevabını çok güzel bir şekilde bulabiliriz. Haydi, metindeki bilgileri adım adım inceleyerek bu soruyu birlikte cevaplayalım.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sav) doğduğu çevre ve o dönemin sosyal yapısı hakkında bilmemiz gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:
-
Doğduğu Yer: Peygamberimiz, Mekke şehrinde dünyaya gelmiştir. O zamanlar Mekke, Medine ve Taif gibi şehirlerin bulunduğu bölgeye Hicaz Bölgesi deniyordu. Bu bölge, bugünkü Suudi Arabistan toprakları içerisinde yer alıyor. Mekke, çok eski ve önemli bir şehirdi, hatta Kur’an-ı Kerim’de “Şehirlerin anası” olarak anılırdı.
-
Sosyal Durum (Toplumsal Yaşam): O dönemde insanlar kabileler halinde yaşıyorlardı. Şimdi bu kabile yaşantısının ne demek olduğuna daha yakından bakalım.
Peygamberimizin doğduğu toplumdaki yaşam biçimini anlamak, onun getirdiği mesajın ne kadar önemli olduğunu kavramamıza yardımcı olur.
Adım 1: Kabilecilik Sistemini Anlayalım
O dönemde Arap toplumunda en önemli yapı kabileydi. Peki, kabile ne demek?
-
Kabile, aynı atadan gelen, aralarında kan bağı olan insanların oluşturduğu büyük bir aile gibiydi.
-
Her kabilenin genellikle en yaşlı, en bilgili ve tecrübeli kişilerden seçilen bir başkanı olurdu.
-
Kabiledeki insanlar arasında çok güçlü bir dayanışma vardı. Bir kişi haksız bile olsa, kabilesi onu korur ve ona sahip çıkardı. Bu durum iyi bir şey gibi görünse de bazen kabileler arasında kan davaları ve savaşların çıkmasına neden oluyordu.
-
Bir kabileye ait olmak, o kişi için can ve mal güvenliği demekti.
Adım 2: Toplumun Çocuklara Bakış Açısı
Peygamberimizin doğduğu toplumda ne yazık ki çocuklara, özellikle de kız çocuklarına karşı yanlış bir bakış açısı vardı.
-
Erkek çocuğuna sahip olmak, bir aile için üstünlük ve şeref kaynağı sayılırdı. Çünkü erkek çocuklarının aileyi ve kabileyi koruyacağına inanılırdı.
-
Kız çocuklarına ise maalesef değer verilmezdi. Hatta birinin kız çocuğu olduğunda bundan utanç duyar, üzülür ve bunu insanlardan saklamaya çalışırdı. Metindeki “Okuyalım Öğrenelim” bölümünde de Zuhruf suresinin 17. ayetinde bu kötü duruma dikkat çekilmiştir.
Sonuç:
Kısacası, Hz. Muhammed (sav), güçlü kabile bağlarının olduğu, ancak aynı zamanda kan davaları gibi sorunların yaşandığı ve kız çocuklarına değer verilmeyen bir topluma doğmuştur. İşte İslamiyet, tam da bu tür yanlışları düzeltmek ve insanlara adalet, merhamet ve sevgiyi öğretmek için gelmiştir.