7. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Gün Yayınları Sayfa 99
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Harika bir üniteye başlangıç yapıyoruz: “İslam Düşüncesinde Yorumlar”. Bu üniteye başlamadan önce bize verilen hazırlık sorularını birlikte inceleyelim ve cevaplayalım. Bu sorular, ünitemizde öğreneceğimiz konular için bize güzel bir temel oluşturacak. Haydi başlayalım!
1. Soru: Mezhep, fıkıh, itikat ve tasavvuf kavramlarının anlamlarını öğreniniz.
Bu kavramlar ilk başta biraz karmaşık gelebilir ama aslında hepsi dinimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olan farklı pencereler gibidir. Gelin hepsine tek tek bakalım:
- Mezhep: Kelime anlamı olarak “gidilen yol” demektir. Dinimizin temel kaynakları olan Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin sünnetini anlama ve yorumlama konusunda büyük İslam alimlerinin ortaya koyduğu farklı görüş ve yöntemlere mezhep diyoruz. Bu alimler, ibadetlerimizi ve günlük hayatımızı dinimize uygun nasıl yaşayacağımız konusunda bize rehberlik etmişlerdir. Unutmayın, mezhepler dinin kendisi değil, dini anlama yollarıdır.
- Fıkıh: İslam hukukudur. Yani, namaz, oruç, zekat gibi ibadetlerin nasıl yapılacağı; evlilik, ticaret, miras gibi sosyal hayatla ilgili kuralların ne olduğu gibi konuları inceler. Kısacası, fıkıh dinimizin uygulamaya dönük kısmıyla ilgilenir. Fıkıh alimlerine de “fakih” denir.
- İtikat: İnançla ilgili konular demektir. Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, kadere iman gibi İslam’ın temel inanç esaslarını konu alır. Yani itikat, bir Müslümanın kalpten neye, nasıl inanması gerektiğini inceler. İtikatla ilgili mezheplere de “itikadi mezhepler” denir.
- Tasavvuf: Dinimizin manevi ve ahlaki boyutuyla ilgilenen bir düşünce sistemidir. Tasavvufun amacı, insanı kötü huylardan arındırıp güzel ahlak sahibi yaparak kalbini Allah sevgisiyle doldurmaktır. Nefsi terbiye etmek, alçakgönüllü olmak, sabırlı olmak gibi konular tasavvufun merkezindedir. Fotoğrafta gördüğümüz semazenler de tasavvufi bir ritüel olan sema gösterisini yapmaktadırlar.
2. Soru: Fıkhi mezheplerin hangileri olduğunu araştırıp öğreniniz.
Az önce “fıkıh” kavramını öğrenmiştik. İşte dinimizin uygulama kısmıyla ilgili, yani ibadet ve sosyal hayatla ilgili konularda farklı yorumlar getiren büyük alimlerin kurduğu fıkhi mezhepler vardır. Günümüzde İslam dünyasında en yaygın olanları şunlardır:
- Hanefi Mezhebi: Kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanife’dir. Özellikle Türkiye, Balkanlar, Pakistan, Hindistan ve Orta Asya’da yaygındır.
- Şafii Mezhebi: Kurucusu İmam Şafii’dir. Ülkemizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, Mısır, Endonezya gibi ülkelerde yaygındır.
- Maliki Mezhebi: Kurucusu İmam Malik’tir. Daha çok Kuzey Afrika ülkelerinde (Fas, Tunus, Cezayir gibi) yaygındır.
- Hanbeli Mezhebi: Kurucusu Ahmed bin Hanbel’dir. Genellikle Suudi Arabistan ve çevresinde yaygındır.
Önemli bir not: Bu mezheplerin hepsi doğrudur ve hepsi de Kur’an ve sünneti temel alır. Aralarındaki farklar, dinin temelinde değil, detaylardaki yorum farklılıklarıdır. Bu farklılıklar, dinimiz için bir zenginliktir.
3. Soru: Nakşibendilik hakkında araştırma yapınız.
Nakşibendilik, tasavvuf yollarından biridir. Yani, insanı manevi olarak olgunlaştırmayı ve Allah’a yaklaştırmayı hedefleyen bir okuldur. Gelin hakkında bazı temel bilgileri öğrenelim:
- Kurucusu, 14. yüzyılda yaşamış olan Bahauddin Nakşibend hazretleridir. Kendisi bugünkü Özbekistan’ın Buhara şehrinde yaşamıştır.
- Nakşibendiliğin en belirgin özelliklerinden biri “hafi zikir” yani sessiz zikirdir. Bu yolda olanlar, Allah’ı genellikle içlerinden, sessizce anarlar.
- Bir diğer önemli ilkesi de “halvet der encümen” yani halkın içinde iken Hak ile beraber olmaktır. Bu, günlük işlerle uğraşırken bile kalben Allah’ı unutmamak, O’nunla birlikte olmak anlamına gelir.
- Nakşibendilik, Orta Asya’da doğmuş ve zamanla Anadolu, Hindistan ve Balkanlar gibi geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Tarihimizde birçok padişah ve devlet adamını da etkilemiş önemli bir tasavvufi yoldur.
4. Soru: Yeseviliğin Orta Asya ve Anadolu’da İslam’ın yayılmasına katkısı hakkında bir araştırma yapınız.
Yesevilik, adını büyük Türk mutasavvıfı Hoca Ahmed Yesevi‘den alan bir tasavvuf yoludur. Hoca Ahmed Yesevi’nin İslam’ın yayılmasındaki rolü gerçekten çok büyüktür. İşte nasıl katkı sağladığına dair birkaç önemli nokta:
Adım 1: Hoca Ahmed Yesevi, İslam’ın derin ve manevi yönünü o dönemde Orta Asya’da yaşayan göçebe Türk boylarının anlayacağı sade bir dille anlatmıştır. Arapça ve Farsça yerine, onların konuştuğu Türkçeyi kullanmıştır.
Adım 2: Öğretilerini “hikmet” adını verdiği şiirlerle dile getirmiştir. Bu hikmetleri topladığı eserin adı “Divan-ı Hikmet”tir. Bu şiirler sayesinde İslam’ın sevgi, hoşgörü ve ahlak gibi temel ilkeleri insanlar arasında kolayca yayılmıştır.
Adım 3: Hoca Ahmed Yesevi, yetiştirdiği binlerce öğrencisini (dervişini) farklı bölgelere, özellikle de Anadolu’ya göndermiştir. “Alperen” olarak da bilinen bu dervişler, gittikleri yerlerde insanlara güzel ahlaklarıyla örnek olmuş, onlara İslam’ı sevdirerek anlatmışlardır. Anadolu’nun İslamlaşmasında ve Türkleşmesinde bu Yesevi dervişlerinin çok büyük katkısı olmuştur. Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli gibi Anadolu’daki birçok büyük ismin de Yesevi Ocağı’ndan feyz aldığı düşünülür.
5. Soru: Alevilik-Bektaşilikte yer alan semah, musahiplik ve gülbank kavramlarının anlamlarını sözlüklerden bularak defterinize yazınız.
Alevilik-Bektaşilik, Anadolu’da ortaya çıkmış, tasavvufi düşünceye dayalı önemli bir yorum biçimidir. Bu yolda bazı özel kavramlar vardır. Gelin bunların anlamlarına bakalım:
- Semah: Alevi-Bektaşi inancında, genellikle cem törenleri sırasında yapılan, müzik (saz) eşliğindeki bir ibadettir. Semah dönenler (semazenler), kollarını iki yana açarak dönerler. Bu dönüş, evrenin ve gezegenlerin dönüşünü, insanın manevi yolculuğunu ve Allah ile bir olma arzusunu simgeler. Bu sadece bir dans değil, derin manaları olan bir zikir ve ibadet şeklidir.
- Musahiplik: “Yol kardeşliği” anlamına gelir. Alevilik-Bektaşilikte çok önemli bir yere sahiptir. İki erkeğin, ailelerinin ve toplumun onayıyla, bir “dede” huzurunda ömür boyu kardeş olacaklarına dair söz vermesidir. Musahipler, hayatın her alanında birbirlerine maddi ve manevi olarak destek olurlar, sevinçlerini ve üzüntülerini paylaşırlar. Bu, çok güçlü bir dayanışma ve kardeşlik bağıdır.
- Gülbank: Belli bir ezgiyle okunan dualardır. Alevi-Bektaşi törenlerinde, yemeklerden sonra, bir işe başlarken veya önemli anlarda “dede” veya “baba” tarafından okunur. İçeriğinde genellikle Hz. Muhammed, Hz. Ali ve On İki İmam’ın isimleri anılır; toplumun birliği, dirliği, bereketi ve tüm insanlığın iyiliği için dualar edilir.
Umarım bu açıklamalar ünitemize başlarken size yol gösterir. Aklınıza takılan bir şey olursa derste yine konuşuruz. Hepinize iyi çalışmalar dilerim!