+10 pn ödül Çözümlenmiş
Fırat T. avatarı880pn
2 hafta önce

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) 23 Nisan 1920'de açılması, Türk Kurtuluş Savaşı'nda ulusal egemenlik ilkesinin somutlaşmış bir ifadesi olmuştur. Ancak, bu yeni meclis, ulusal iradenin tam anlamıyla tesis edilerek devletin tek ve meşru temsilcisi olma yolunda çeşitli iç ve dış engellerle karşılaşmıştır.

Bu bağlamda, TBMM'nin açılışından sonra ulusal egemenliğin tam anlamıyla hayata geçirilmesini hedefleyen kararlar ve uygulamalar karşısında ortaya çıkan aşağıdaki durumlardan hangisi, yeni devletin kuruluş felsefesine ve meşruiyetine yönelik en temel tehdidi oluşturmuştur?

A) İşgalci devletlerin Anadolu'daki etki alanlarını genişletme ve Sevr Antlaşması'nı zorla kabul ettirme çabaları.

B) Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde İstanbul Hükûmeti veya azınlıklar tarafından desteklenen isyanların çıkması.

C) TBMM'ye bağlı düzenli ordunun kurulmasının başlangıçta Kuva-yı Milliye ruhuyla çeliştiği yönündeki görüşlerin yaygınlaşması.

D) Geleneksel otoriteyi temsil eden saltanat ve hilafet makamlarının varlığını sürdürmesi ve halk üzerindeki etkisini koruması.

CEVABI GÖRCEVAP YAZMAK İÇİN GİRİŞ YAP+10 PN
  • Cevap

    Bu cevabı henüz kimse oylamamış — giriş yapıp cevap yaz

    Doğrulanmış Cevap

    Henüz oylama yok

    Fırat T. avatarı

    Üye • 62 cevap • 0 kişi yardım etti

    Cevap:

    D

    Açıklama:

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), milli egemenliği temsil etmek ve Kurtuluş Savaşı'nı yönetmek için kuruldu. Ancak, bu yeni yönetim anlayışının tam olarak yerleşmesi için bazı önemli engeller vardı.

    Adım 1: Milli Egemenlik ve Temel Tehdit

    Milli egemenlik, halkın kendi kendini yönetmesi demektir. TBMM'nin en temel amacı da buydu. Yani, artık padişahın değil, milletin sözü geçecekti.

    Bu yeni sisteme en büyük tehdit, eski gücünü korumaya çalışan ve halk üzerinde hala etkisi olan kurumlardı.

    Adım 2: Saltanat ve Hilafetin Etkisi

    Seçeneklere baktığımızda, A, B ve C şıkları daha çok dış baskılar, isyanlar veya askeri konulardaki tartışmalarla ilgili. Ancak D şıkkı, yani saltanat ve hilafet makamlarının varlığını sürdürmesi, doğrudan milli egemenlik ilkesiyle çelişiyordu. Padişahlık ve halifelik, geleneksel otoriteyi temsil ediyordu ve bu durum, halkın TBMM'yi tek meşru temsilci olarak görmesini zorlaştırıyordu.

    Bu da yeni devletin kuruluş felsefesine ve meşruiyetine karşı en büyük tehdidi oluşturuyordu.

İnkılap Tarihi dersi için yeni sorular

Kitap ara